10 Mayıs 2010 Pazartesi

Susmanın erdemi…


Dünya Operası’nın kalbi İtalya’da iki haftadır üst üste perdeler kapanıyor.

İtalya Hükümetinin “ekonomik krize karşı tedbir olarak, prodüksiyon giderlerini kesmesini” gerekçe gösteren operalar, yıllardır oynanan ve artık bir efsane haline gelmiş bir çok yapımın perdelerini indiriyor.

Milano’daki La Scala Opera binasında sahnelenen “Simon Boccanegro”, Turin’de “Sevil Berberi”,Trieste’de “Madame Butterfly”, Bologna’da “Carmen”, Roma’da “Don Kişot” gösterimleri iptal edilen operalar arasında.

Sanat emekçileri ile toplantılar yapan Kültür Bakanı Sandro Bondi, “başkaca çözüm yolları bulmalıyız” diyor; ancak, hükümet kararında direniyor.

Sanatçı temsilcileri ise, “hükümetin bu uygulaması İtalya operasına ve seyircisine indirilmiş bir darbedir. Krizin faturasını biz değil, ülkeyi bu duruma düşüren siyasiler ödemelidir” diyorlar.

Sanırım, İtalyan opera çalışanları adına, bakanla görüşme yapan sanat emekçilerinin bu sözleri bizlere hiç yabancı gelmemiştir.

Ülkeyi ekonomik anlamda çıkmaza sokan, gelir dağılımında adaletsizliği kışkırtıp yoksulu daha da yoksullaştıran, işsizliği çığrından çıkaran, insanlarımıza mezarda emekliliği reva gören AKP hükümetine karşı, emekçilerimiz, işçilerimiz ve işsizlerimiz bu gerçeği birlikte haykırdılar, haykırıyorlar.

Bırakalım ülkemizdeki krizin faturasını tartışmayı, beyinlerine inen kara yumruklarla salonları elinden alınmasına dahi ses çıkarmayan, İstanbul kentinde bile sürgün edilen Operamız, Balemiz, Senfonimiz ve Tiyatromuz çalışanları, sanatçıları ne yapıyor peki?

Hiç. İnanın, kocaman bir hiç.

Öyle teslim olmuş, birilerinin ağzından çıkacak üç-beş kelimeyi bekliyorlar.

Ellerinden, bir gece ansızın sökülüp alınmış AKM binası için, kıllarını kıpırdatmıyorlar.

Opera, Bale Genel Müdürü Rengim Gökmen bu konu için Bakan ya da, ‘yıkılması caizdir’ diyen Başbakan ile bir görüşme yapmış mıdır?

TOBAV, yapılan açıklamaların dışında, ciddi bir tepki oluşmasını sağlayacak ne gibi eylem, ya da önerme gerçekleştirmiştir?

Kaç sanatçı dostumuz, koruma altındaki anıtsal bir mimari yapının yıkımına karşı çıkmıştır, çıkmaktadır?

DETİS, neden ‘eli kolu bağlı seyirci’ gibidir?

Ve elbette AKM’de yıllardır oyunlar, operalar, baleler izleyen, senfoniler dinleyen seyirciler ne yapmışlardır?

Susmak, erdem mi olmuştur?

Nedeni, memleketimin üstüne atılmış kara örtü ise, nerede kaldı sanatın, sanatçının onurunu korumak için direnmek?

Nerede kaldı, kültürel değerlere saygı?

Nerede kaldı ortak değerlerimize sahip çıkma duyarlılığı?

Kendi evi başlarına yıkılan insanlık kadar reaksiyon gösteremeyen, kuru bir çoğul olmak mıdır bize yaraşan?

Dünyalı meslektaşlarımızın daha önce yaptıkları da örnek olmamıştı bizlere.

İngiltere tiyatrosunun grevi, Fransız tiyatrosunun hak arama direnişi, Avrupa’nın birçok ülkesinde kurulan sanat örgütleri ve yürüttükleri mesleki ve de sanatsal kavgalar, bizi hiç mi hiç ilgilendirmemişti!

Şimdi, İtalyan opera sanatçıları ve emekçilerinin “krizin faturasını ödemeyeceğiz” demeleri de ilgilendirmeyecek mi?

Birlikte susalım istiyorsanız, yanılıyorsunuz?

Sanat yaratıları için ülkenin en büyük ve en uygun tek kültür merkezi olan AKM hayalet binaya dönüştüreli iki yıl oluyor.

Yıkmak için ise, bu kara beyler zaman kolluyor.

Oysa AKP’ye karşı kazanılmış bir dava var ortada. “Binanın aslına uygun bir biçimde onarılmasını” içeriyor.

Bunu bilerek ve isteyerek yapmayanlar ise, yasalar önünde suçlu.

O suçlularsa, Kültür Bakanlığı, Başbakanlık ve Hükümet koltuklarında oturuyorlar.

Suçluyu, ‘suç işliyor’ diye halka ve yargıya duyurmak bize düşüyorsa, biz buna hazırız.

Siz, aman ha susun!

Olmadı, kent kültürel dokularının talan edilmesine, anıt yapıların yıkılmasına, alanlarımızın, meydanlarımızın ranta açılmasına alkış tutun.

Ya da AKM’nin zemin katında istiflenerek ölüme terk edilmiş piyanolara, kemanlara, viyolalara, kostümlere, hurdalara dönmüş dekorlara, aksesuarlara sarılıp ağlayın.

Dünya sanat yaratıcıların size teslim ettiği sözcükleri, atın ayaklarınızın altına, çiğneyin gitsin, rahatlarsınız.

Kazıyın belleklerinizi, kurtulursunuz bu azaptan olup biter.

Başkaca ne gelir ki elinizden!

oaydinoaydin@gmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder