<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076</id><updated>2012-01-27T13:08:06.396-08:00</updated><title type='text'>Anlamak</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>114</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-2070706790791537960</id><published>2012-01-27T13:07:00.000-08:00</published><updated>2012-01-27T13:08:06.405-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>“Kimi ölüler bize ne kadar yakın ve yaşayanların birçoğu ne kadar da ölü.”&lt;br /&gt;19 yıl olmuş.&lt;br /&gt;Gün gibi anımsıyorum. &lt;br /&gt;Katledilişinden dört ay önce bir uçak yolculuğunda bana anlattıkları gerçek oldu.&lt;br /&gt;“Aklımızın da gözlerimiz gibi açık olması gerekiyor, insan kim kimdir anlayana kadar olup bitiyor her şey. Ölüm bu; nereden geleceği belli değil!”&lt;br /&gt;Öyle de oldu. &lt;br /&gt;Gaziosmanpaşa’da evinin önünde bir hain tuzak kuruldu.&lt;br /&gt;Gökyüzüne yükselen ses, kuşları vurdu kanatlarından, hava kan koktu.&lt;br /&gt;Patlayan bombanın parçaladığı bedenden kopanlar, Çankaya sırtlarından dağılarak katillerin, katil sevicilerin alınlarının orta yerine yapıştı.&lt;br /&gt;O gün bu gündür canilerin suratlarına sıçrayan kan aynı yerdedir.&lt;br /&gt;Ama asıl benim yüreğimi burkan, cenaze törenindeki binlerce şemsiyenin altında gözyaşlarıyla susan insanlığın durumudur!&lt;br /&gt;Ankara caddeleri, sokakları simsiyah bir yalnızlığa bürünmüş, haykırışlar nefeslerimizde düğüm olmuş, çaresizliğimize ise yağan yağmurla birlikte söylenen şarkı eşlik etmeye başlamıştı.&lt;br /&gt;“Yiğidim aslanım burada yatıyor”&lt;br /&gt;Oysa bir çalı süpürgesiyle toplanıp torbalara doldurulan beden, bizim de bedenimizdi.&lt;br /&gt;Anlamıyorduk.&lt;br /&gt;Kurulan hain tuzak hepimiz içindi.&lt;br /&gt;Bilemiyorduk.&lt;br /&gt;Patlayan bomba, bir kindar namussuzluğun, alçaklığın, düşmanlığın, ta kendisiydi.&lt;br /&gt;Çözemiyorduk.&lt;br /&gt;Oysa yazmıştı bütün bunları.&lt;br /&gt;“Giresun’daki köylüler sizin için öldük. Ege’deki tütün işçileri sizin için öldük. Doğu’daki topraksız köylüler, sizin için öldük. İstanbul’daki, Ankara’daki işçiler sizin için öldük. Adana’daki paramparça elleriyle pamuk toplayan işçiler sizin için öldük.”&lt;br /&gt;İnsanlık tarihimizde darağaçlarında sallanan yüreklere, kurşunlanan, ateşe verilen canlara, zindanlarda çürütülen onurlu direnişçilere ne yapıldıysa ona yapılan da oydu.&lt;br /&gt;Katiller ise hep aynıydı. &lt;br /&gt;Aynı cahil cesareti örgütlenmiş karşımıza dikilmişti.&lt;br /&gt;“Bizi öldürenler, bizi asanlar, bizi sokak ortasında vuranlar ağabeyimiz, babamız yaşındaydılar. Ya bu düzenin kirli çarklarına ortak olmuşlardı ya da susmuşlardı bütün olup bitenlere. Öfkelerini bir gün bile karşısındakilere bağırmamış insanların gözleri önünde öldürüldük. Hukuk adına, özgürlük adına, demokrasi adına, batı uygarlığı adına bizleri bir şafak vakti ipe çektiler”&lt;br /&gt;Bugün de öyle değil mi?&lt;br /&gt;Yayınlanmamış kitaplar suçlu, gazeteciler-yazarlar hapiste, baskısı binlerce yapılmış kitapların yeni baskıları yasak.&lt;br /&gt;Tertiplere ve madrabazlıklara boyun eğmeyenler suçlu.&lt;br /&gt;Hayatlarını ve yaşam alanlarını korumak isteyen köylüler “hain.”&lt;br /&gt;Örgütlenip sendikal haklarını talep eden işçiler, işsiz.&lt;br /&gt;Ülkesinin tam bağımsızlığını isteyen devrimci onurları anmak suç.&lt;br /&gt;Yumurta atan öğrenciler içerde, memleketi soyan hırsızlar, namussuzlar dışarda.&lt;br /&gt;Ülkeyi santim santim pazarlayıp satmak ‘şerefli’ olmakla eş değer, bağımsızlık istemek ‘vatan hainliği’ ile.&lt;br /&gt;Yargı gasp edilmiş, hukuk adliyelerden kovulmuş.&lt;br /&gt;Ordu “hizaya getirilmiş”, polis cemaatin ön bahçesi olmuş.&lt;br /&gt;Basın işgal edilmiş.&lt;br /&gt;Sağlık sistemi çökertilmiş.&lt;br /&gt;Eğitim özelleştirilmiş, dinci gericiliğin-yobazlığın ellerine teslim edilmiş.&lt;br /&gt;Cemaat insan avına çıkmış.&lt;br /&gt;Ayrımcılık adalet sayılmış.&lt;br /&gt;Azınlık hakları gasp edilmiş.&lt;br /&gt;Ülke katil seviciler cenneti olmuş.&lt;br /&gt;Vatan işgal, akıllar dinciliğe esir edilmiş.&lt;br /&gt;“İmam hatip okulları ne işe yarar? Bunlar imam hatip olmuyorlar. Yargıç, savcı oluyorlar, kaymakam oluyorlar. Yapılan bir araştırma kaymakam yetiştiren bölümlerdeki öğrencilerin yüzde 41’inin ilahiyat kökenli olduğunu gösterdi. 2000 yılına doğru baktığımızda vali ilahiyat fakültesi mezunu, emniyet müdürü İslam enstitüsü mezunu, kaymakam imam hatip mezunu olacak ve günü gelecek bir imam hatipli Başbakan, başka bir imam hatipli Cumhurbaşkanı olacak.”&lt;br /&gt;Evet, öyle oldu.&lt;br /&gt;Günü geldi ve Mumcu’nun söylediklerini hayat doğruladı.&lt;br /&gt;Şimdi yaşamlarımız esir edilmeye çalışılıyor.&lt;br /&gt;Ülkenin akıl ayarlarıyla oynanarak, “Cumhuriyet’ten intikam” sesleri inletiyor yeri-göğü. &lt;br /&gt;Elbette buradan da bir çıkış yolu vardır.&lt;br /&gt;Umut tükenmedi, tükenmeyecek.&lt;br /&gt;Her gün yeni acılara uyansak da başı dik ve onurlu binlerce yürek var.&lt;br /&gt;Yeter ki anlayalım çektirilen kahrı, yaşatılan zindan hayatını ve unutmayalım; “Cesur bir kez, korkak bin kez ölür. Önemli olan insanın böyle bir toplumda, mezar taşı gibi susmamasıdır”&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-2070706790791537960?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/2070706790791537960/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2012/01/kimi-oluler-bize-ne-kadar-yakn-ve.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/2070706790791537960'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/2070706790791537960'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2012/01/kimi-oluler-bize-ne-kadar-yakn-ve.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-781502330395790488</id><published>2011-10-10T12:06:00.001-07:00</published><updated>2011-10-10T12:06:25.204-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Eylemci…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günün hangi saatinde olursa olsun, Galatasaray Lisesi’nin önünde öyle upuzun yatar bulursunuz onu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevsimlerin önemi yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanki orada doğmuş gibidir, orada doğmuş ve orada büyümüş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önünden gelip geçenlere diker gözlerini, tanıdıklarına bakakalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dostlarının verdikleriyle yetinmesini bilecek kadar alçakgönüllüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lise bahçesindeki kedilerle yemeğini paylaştığına ben tanığım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilerde yaşlandığını gözlüyorum, daha dingin, ağırbaşlı ve sakin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;On yıl önce daha genç, daha canlıydı tazı gibi! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarla oynamayı sever, kuyruk sallayıp gülücükler doldurur yüzüne. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstiklal’de bir eylem yapılmaya görsün, en önde onu görürsünüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başı dik, gövde gergin bir yay gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adeta atılan her slogana eşlik edercesine yürür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korkuyu yenmiş!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan dostlarına yol arkadaşlığı yapıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlarca kez, İstiklal Caddesini dolduran kalabalığın içinden alkışlandığına tanık oldum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dönüp bakmadı bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazetelerde, TV haberlerinde görüntüleri yayımlandı, hiç oralı olmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O hep kendi halinde kaldı. Hiç böbürlenmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sokağına-caddesine-meydanına-kentine-barınağına-özgür yaşamına sahip çıkan biri olarak, görevini yapmayı sürdürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eylemci Köpek’ten söz ediyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adını kendi de bilmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her eylemci dostu ona bir ad vermiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sokak köpeğinin onlarca adı olması ve hangi ad ile çağrılırsa çağrılsın yanıtlayıp hemen yanınıza gelmesi de şaşılacak şey olsa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten eğer eylem için ordaysanız ve yürüyüşe geçecekseniz çağırmanıza gerek yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O görevini bilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lise’nin önünden yürüyüşe geçen tüm eylemci gruplara eşlik eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son durak neresiyse oraya kadar gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yürünülen yer, Taksim Meydanı ya da Dolmabahçe olsun onun için fark etmez. Siz son sözü söyleyip dağılana kadar sizinledir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların dağıldığını anladığında, koştura koştura Galatasaray’daki yerine döner ve yeni bir eyleme kadar da oradan kıpırdamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz hafta canını yaktılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu insan dostuna biber gazları ve coplarla saldırdılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine en önde başı dik ve gururla yürürken, polisler göstericilerden intikam alırcasına onun üstüne hücum ettiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bedenine-yüzüne-gözüne biber gazı sıktılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce direndi. Dişlerini gösterdi. Sonra önünü görmez olunca, yığıldı caddenin ortasına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yardım etmek isteyenlere izin vermedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu saldırıdan hemen sonra onu görenler, bir sokak köpeğinin acılar içinde kıvranan bir insan gibi nasıl böğüre böğüre ağladığına tanıklık ettiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lise’nin kapısı önünde iniltiler içinde saatlerce kıvrandı, sonra kendiliğinden dinginleşti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önüne konan yiyeceklere aldırış etmedi. Saatlerce su içtiğini gördüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi yine, insan olan insan dostlarının eyleme geçmesini bekliyor, biliyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazıyı okuduğunuz günün akşamı Beyoğlu Eğlence Yerleri Derneği, Taksim’den başlayıp Beyoğlu Belediyesi’nin önüne kadar yürüyecekler. A. Misbah Demircan efendinin son uygulamaları için istifasını isteyecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlarla birlikte olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumartesi günü sabah 11’de bu kez mimarlar ve dostları, Kent Kültür ve Demokrasi başlığı ile Sinop-Hatay ve Van’da yapılan etkinliklerin finali için Galatasaray Lisesi önünde buluşup, AKM’ye kadar yürüyecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlarla da birlikte olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kokusuna bile dayanamadığı biber gazını artık biliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek dostlarının kim olduğunu aklına yazmış durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korkusuz, gururlu ve başı dik bir dost, eylemlerinize destek verip ortak olmak için sizi bekliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-781502330395790488?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/781502330395790488/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/10/eylemci-gunun-hangi-saatinde-olursa.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/781502330395790488'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/781502330395790488'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/10/eylemci-gunun-hangi-saatinde-olursa.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-7495301367210603087</id><published>2011-10-04T05:03:00.001-07:00</published><updated>2011-10-04T05:03:25.373-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Güzelleme…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başvuru yapan 328 tiyatrodan 162’sine toplam 3 milyon 500 bin Lira yardım vermekle övünen Kültür Bakanlığı, destek verdikleri tiyatroları, ajansları, dernekleri açıkladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kenterler gibi Türkiye tiyatrosuna saygın katkılar sunmuş bir kurumun adı listede yer almazken, ‘yaptıkları tiyatro mu dur, değil mi dir?’ tartışmasını doğuracak birçok yeni yapıya da destek olundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakanlık tasarrufu ile oluşturulan komisyonun yine Bakanlığın saptadığı kıstaslara göre hareket ettiği açık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak ortada, “ilk kez bu kadar tiyatroya bu kadar para verildi” diyerek övünülecek bir durum yok!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu en azından ayıptır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dağıtılan para, aynı tiyatrolara gelen seyircilerin ödediği bilet parasından ve alınan vergilerden üretilen bir fon olduğu için ayıptır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu fonu pay edenler bu ülke de bir oyunun hangi koşullarda üretildiğini bilmiyorlar mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salon koşullarından, kira bedellerinden, turne maliyetlerinden, oyuncu ve teknik kadro giderlerinden, sigortalardan, vergilerden haberleri var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunlar düşünüldüğünde dağıtılan rakam, gerçekten üç kuruştur! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama aynı devlet ve aynı devlet’in kurumları her konuda olduğu gibi bu alanda da çifte standart uygulamaktan geri durmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fazlaca uzaklara gitmeye gerek yok. Yürütücüleri arasında Kültür Bakanlığı’nın da olduğu 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nın sanat adına neler yaptıklarını anımsatmak yetecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2010 Ajansı, bakanlığın tiyatrolara dağıtacağı rakamın çok daha fazlasını yalnızca 3 filmin yapımı için vermiştir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmlerden, "Mahpeyker, Kösem Sultan" ile "Şenlikname, Bir İstanbul Masalı" için 3 milyon "Sultanın Sırrı" filmine 1 milyon 900 bin Türk Lirası ödendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 4 milyon 900 bin Lira.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu filmlerin senaryoları çok mu iyiydi ya da Avrupa Kültür Başkenti için oluşturulan formata çok mu uygundular?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilinmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bunların hiçbir estetik ve sanatsal değerleri olmadığı, seyirci karşısına bile çıkartılamayacak kadar kötü oldukları; gericilik, Osmanlıcılık ve ırkçılık propagandaları ile bezeli oldukları biliniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkenin tüm saygın sinema eleştirmenleri-insanları da aynı şeyleri düşünüyorlar ki, "bunca tarihi zenginlik varken neden kartondan saraylar?”, "hazine çakması teneke parçaları”, “kazulet yabancı oyuncular için mi harcandı bu paralar?" “kaçıncı yüzyıldayız?”, “ bu filmler bizi hiçbir yerde temsil edemez” diye yazdılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu filmlerden yalnızca Mahpeyker sinema salonlarına girdi. Seyirci durumu vahimdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film geçtiğimiz hafta TV’de gösterildi. Reytingleri de yerlerdedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer iki filmin ise, ne sinema ne TV şansları bile olmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzelleme güzellendiği gibi kaldı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ajans’ın tüm uygulamaları için, buna AKM de dâhildir “hesap vermeleri gerekir” deyip, savcılara suç duyurusunda bulunduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı 2011/3034 sayılı kararıyla, “kovuşturmaya yer olmadığına” karar verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dosya kapandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar olsa iyi! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu skandalın yaşandığı sıralarda yine aynı bakanlık bir başka skandala daha imza attı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2010 yılında ‘destekleme kararı’ aldığı 21 sinema filmine yalnızca 5 milyon 561 bin Türk Lirası vermeyi uygun buldu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanlış okumadınız 21 filme 5 Milyon 561 Türk Lirası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her birine kuş gagası kadar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaldı ki bu paralar ipotek karşılığı ödeniyor ve öyle tamamını hemen alma şansınız hiç yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu 21 yapımın yönetmenleri arasında ülkenin en saygın sinemacıları-yönetmenleri ve her biri bir diğerinden başarılı senaryolar vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deyim yerindeyse sıfır bütçeyle çekilen filmlerin birçoğu sinemalarda seyirci buldular, ulusal ve uluslararası yarışmalarda ödüller aldılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi sormak gerek Bakan Beye: Ne ile övünüyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha dün diyebileceğimiz uygulamalarınızı unutalım mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz, yandaşlarınızı kayıran-kollayan, devletin olanaklarını sonuna kadar bu insanların emrine sunan ama bağımsız sanat alanlarına-sanatçılara karşı buyurgan-alan daraltan ve gerektiğinde yasakçı davranan bir koltukta oturuyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet,  sanatçının üretip çoğaltması için katkılar sunar ve yurttaşlarının da bu üretilenlerden eşit biçimde yararlanması için ortamlar hazırlar. Kolaylaştırıcı davranır ve de bunun bir hak olduğunu yasalarla belirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yandan yandaşlarına devletin tüm olanaklarını sunarken, diğer yandan tiyatrolara dağıtmak durumunda olduğu ‘üç kuruş’ denecek para için göz boyamaya yeltenmez, böbürlenmez.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-7495301367210603087?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/7495301367210603087/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/10/guzelleme-basvuru-yapan-328-tiyatrodan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/7495301367210603087'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/7495301367210603087'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/10/guzelleme-basvuru-yapan-328-tiyatrodan.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-1152351642523514604</id><published>2011-09-27T01:28:00.001-07:00</published><updated>2011-09-27T01:28:18.722-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Ferman…&lt;br /&gt;Çabuk unutuyoruz.&lt;br /&gt;Her şeyi ama her şeyi çabuk unutuyoruz.&lt;br /&gt;Olaylar ülke gündemine bir balon gibi geliyor yine bir balon gibi sönümlenip gidiveriyor.&lt;br /&gt;Fazla değil iki ay önce Beyoğlu Belediyesi’nin İstiklal Caddesi başta olmak üzere, tüm ilçede başlattığı uygulama unutuldu gitti&lt;br /&gt;Oysa ‘masa sandalye savaşı’ denen halkı ve esnafı bezdirme, sindirme, hiçe sayma, ortak yaşam alanlarına açıktan saldırı uygulaması, son hız devam ediyor.&lt;br /&gt;Polis destekli zabıtalar kılıç kalkan ekipleri gibi sokaklara dalıp, ne buluyorlarsa parçalayarak kamyonete yükleyip götürüyorlar.&lt;br /&gt;Bu arada insanlara yapılan hakaretin de bini bir para. &lt;br /&gt;Turistler, halk ve esnaf kötü bir ‘orta oyunu’ izler gibiler.&lt;br /&gt;En son tanık olduğum olay, akıl kuşatıcı cinsten.&lt;br /&gt;Kahve ve barların bulundukları sokaklara zabıtalar için erkete diken esnaf, haberi alır almaz masa sandalyeleri içeri taşımaya koştururken, zabıta ve polisler ‘Allah Allah’ diye çalışanların üstüne saldırdılar.&lt;br /&gt;Ortada gözüken birkaç masa-sandalye derdest edildi.&lt;br /&gt;Kent eşkıyaları gibiler.  &lt;br /&gt;Ne bir uyarı yapılıyor ne bir tutanak tutuluyor.&lt;br /&gt;Gülünç, acı ve sinir bozucu.&lt;br /&gt;Olaya müdahale edenlere karşı, ellerinde coplar ve biber gazlarıyla polis bir adım öne çıkıyor.&lt;br /&gt;Mis Sokak’ta yaşadığım bu olay, Beyoğlu Belediye Başkanı A. Misbah Demircan efendinin bölge halkını-esnafını-çalışanlarını düşman yerine koymasının işareti olsa gerek!&lt;br /&gt;Bir ferman ile başlayan bu savaş, daha da süreceğe benziyor.&lt;br /&gt;Esnaf’ın işgaliye ödeyerek koydukları masa-sandalyeler için açtıkları  “hak gaspı” davalarından da bir sonuç çıkmayacaktır.&lt;br /&gt;Sorarlar adama, ‘kimi kime şikâyet ediyorsun be gafil’ diye!&lt;br /&gt;Mahkemeler yüzünüze kapanır.&lt;br /&gt;Kırılan-parçalanan-gasp edilen eşyalar için açılan davalar ise, sürer de sürer.&lt;br /&gt;Olay ortaya çıktığı günlerde üst üste eylemler yapıldı.&lt;br /&gt;Esnaf birleşip yürüdü.&lt;br /&gt;Hukuksuzluğa dikkatler çekildi dinleyen olmadı, hak ihlallerine dikkat çekildi dinleyen olmadı.&lt;br /&gt;Başkan efendi, randevu taleplerini kabul etmeyip medya yoluyla adeta meydan okudu ve açıklamayı yaptığı gece hızını alamamış olacak ki, sokak müzisyenlerini de kaldırma kararı verdi.&lt;br /&gt;“Bir tek müzisyen kalmayacak” ferman’ı verilince, iki saat içinde İstiklal’in sesi yok edildi.&lt;br /&gt;Polis destekli zabıtalar; kukla oynatıcıların kuklalarına saldırdılar, müzisyenleri tartakladılar, keman-gitar-saz gibi enstrümanları tutukladılar.&lt;br /&gt;Tutuklayamadıklarını parçaladılar.&lt;br /&gt;Bir kaç bağırtı-çağırtı, bir kaç basın açıklaması, iki kitlesel yürüyüş daha yapıldı.&lt;br /&gt;Sokak müzisyenlerine nasıl olduysa ‘izin’ çıktı ama masa-sandalye düşmanlığı sürdürüldü.&lt;br /&gt;Bütün bu süreçte haftanın her günü İstiklal Caddesini dolduran kalabalıklar, sustular-pustular teslim oldular. Kentlerine, sokaklarına, caddelerine, ortak yaşam alanlarına sahip çıkmadılar. &lt;br /&gt;Biat etmenin böylesi az görülür!&lt;br /&gt;Asıl beni şaşırtan hak arama mücadelesinin de tamamıyla bitmiş olması.&lt;br /&gt;Masa-sandalyeler toplatılınca işlerinden olan ve üç bin gibi bir sayıyla ifade edilen, garson-komi-bulaşıkçı gibi çalışanlardan hiç ses çıkmıyor.&lt;br /&gt;Anladık büyükçe çoğunluğu ‘kaçak işçi’ durumundalar. Sigortaları yok, sendikaları yok, iş güvenceleri hiç yok ama şimdi onurlarından başka kaybedecek hiç bir şeyleri olmadığına göre, neden susuyorlar?&lt;br /&gt;Dünyanın dört bir yanında emekçiler gelecekleri için sokaklara dökülürken, sistemlerin acımasız politikalarına karşı direnirken, benim ülkemin halkı neden teslim bayrağını çekiyor?&lt;br /&gt;Korkuyorlar.&lt;br /&gt;Kendi başlarına bela ettikleri bir kara akıldan korkuyorlar!&lt;br /&gt;Birlikte ortaya çıkışın tüm korku duvarlarını parçalayıp-yıkacağını,  haklarını da ancak böyle alabileceklerini bilmiyorlar mı?&lt;br /&gt;Çalışanların içlerinde, üniversite öğrencileri ve göç ettirilmiş ailelerin çocukları çoğunluktaymış.&lt;br /&gt;Kaderleri ortak! &lt;br /&gt;Sormak gerekiyor bu genç insanlara; eğer şimdi birleşip ortaya çıkmayacaksanız, ilerdeki hayatınızın hangi diliminde başı dik ve erdemli olacaksınız?&lt;br /&gt;Ne zaman kötü gidene ve kötülüğe karşı çıkacaksınız?&lt;br /&gt;Beyoğlu Belediyesi’nin bu Osmanlı dayatmacılığına karşı ortak ses olamayan sivil toplum örgütlerine, bölgede merkezleri bulunan kültür-sanat-sanatçı örgütlerine ve hemen her eylemde Beyoğlu’nu merkez seçen siyasi yapılara da bir çift sözüm var.&lt;br /&gt;TV kanallarında boy gösterip “ne yaptıysak Beyoğlu’nun iyiliği için yaptık” diyen A. Misbah Demircan sizce de ‘iyilik mi’ yaptı?&lt;br /&gt;“Seçilmiştir, ne yapsa yeridir” diyerek, sizler de susmayı mı yeğliyorsunuz?&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-1152351642523514604?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/1152351642523514604/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/09/ferman-cabuk-unutuyoruz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/1152351642523514604'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/1152351642523514604'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/09/ferman-cabuk-unutuyoruz.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-2805705808103497766</id><published>2011-09-20T06:28:00.003-07:00</published><updated>2011-09-20T06:29:00.673-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-gpSGWhUCHVQ/TniVFbFxKsI/AAAAAAAABMc/FjFxZedxhQs/s1600/gala3_03.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 213px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-gpSGWhUCHVQ/TniVFbFxKsI/AAAAAAAABMc/FjFxZedxhQs/s320/gala3_03.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5654433252567493314" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-2805705808103497766?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/2805705808103497766/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/09/blog-post_4033.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/2805705808103497766'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/2805705808103497766'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/09/blog-post_4033.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-gpSGWhUCHVQ/TniVFbFxKsI/AAAAAAAABMc/FjFxZedxhQs/s72-c/gala3_03.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-4528468722090359882</id><published>2011-09-20T06:28:00.001-07:00</published><updated>2011-09-20T06:28:20.042-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-4528468722090359882?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/4528468722090359882/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/09/blog-post_20.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/4528468722090359882'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/4528468722090359882'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/09/blog-post_20.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-1021040805053328277</id><published>2011-09-20T06:21:00.002-07:00</published><updated>2011-09-20T06:23:05.532-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-XH7h_c0t4mg/TniTscp9OzI/AAAAAAAABMM/usBq8ZPhgpU/s1600/canbaba.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 186px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-XH7h_c0t4mg/TniTscp9OzI/AAAAAAAABMM/usBq8ZPhgpU/s320/canbaba.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5654431723979356978" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-1021040805053328277?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/1021040805053328277/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/09/blog-post.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/1021040805053328277'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/1021040805053328277'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/09/blog-post.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-XH7h_c0t4mg/TniTscp9OzI/AAAAAAAABMM/usBq8ZPhgpU/s72-c/canbaba.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-2442971330557716354</id><published>2011-09-20T06:21:00.001-07:00</published><updated>2011-09-20T06:21:25.501-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Bayramlık…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basında en çok haber yapılanlar, Somali çıkartmasında kıvıran ‘sanatçılarmış’.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şaşırmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ramazan ayı boyunca iftar çadırı kurmayan tek AKP li Belediye kalmamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şaşırmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhuriyet Halk Partisi 45 bin adet ilahi CD’si dağıtmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şaşırmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakan, Somali için cemaatlerden nakit para talep etmiş, onlar da ‘emriniz olur’ demişler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şaşırmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Can Baba’nın saldırıya uğrayan mezarı için Kültür Bakanı, ‘olmamalı bu tür şeyler’ demiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şaşırmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koruma Kurulları yasası çöpe atılmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şaşırmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köprüler, oto yollar satılığa çıkarılıyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şaşırmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 bin yeni HES için ihale hazırlıkları yapılıyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şaşırmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akkuyu Nükleer santrali için ağaç katliamları başlamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şaşırmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deniz Feneri davasının savcıları görevlerinden alınmışlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şaşırmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğalgaz, elektrik ve su için büyük zam hazırlığı varmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şaşırmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ataması yapılmayan öğretmenlerin ataması yine yapılmayacakmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şaşırmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkedeki kuran kursu sayısı 8 bin 696 buralara giden öğrenci sayısı ise 297 bin 247 imiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şaşırmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TMMOB bünyesindeki tüm meslek odaları, Çevre Bakanlığı’na bağlı birer müdürlük haline dönüştürülecekmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şaşırmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İ. Melih, Atatürk Orman Çiftliği’nden sonra, ODTÜ ormanına gözünü dikmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şaşırmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belediyelerin topladığı temizlik ve çevre vergileri beş kat artacakmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şaşırmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın en fazla borcu olan belediyeler sıralamasında, Ankara ve İstanbul ilk on içinde yer alıyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şaşırmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Davutoğlu, “Libya’nın yeni yönetimiyle iç içeyiz” demiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şaşırmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abdullah Gül, “tek adamla yönetilen tüm Arap ülkeleri, sonlarının geldiklerini anlamalılar” demiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şaşırmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakan, ‘ne krizi yok öyle bir şey’ demiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şaşırmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekonomiden sorumlu bakan, ‘altın, döviz ve piyasalardaki alt-üst oluş, ekonomisi sağlam olan ülkemiz için önemsiz’ demiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şaşırmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maliye Bakanı’na göre, iç borç ve dış borç rakamları ekonomiyi denge de tutuyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şaşırmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DİSK raporuna göre, son bir yılda yoksulluk ve işsizlik rakamları iki katına çıkmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şaşırmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüketici Hakları Derneğine göre, ülke halkı yolsuzlukları sineye çekmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şaşırmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Memleketin aklı evvel tüm yandaş medyasına göre; kentlerde, dağlarda insanlar öldükçe, kan oluk gibi aktıkça ‘ülke huzura’ eriyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şaşırmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün günlerden bayrammış!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç şaşırmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-2442971330557716354?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/2442971330557716354/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/09/bayramlk-basnda-en-cok-haber-yaplanlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/2442971330557716354'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/2442971330557716354'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/09/bayramlk-basnda-en-cok-haber-yaplanlar.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-8434838174957597952</id><published>2011-09-20T06:20:00.001-07:00</published><updated>2011-09-20T06:20:08.579-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Cehalet…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya Barış Günü’nde Kadıköy Meydanı’nda yapılmak istenen miting, provoke edilince ortalık karışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taş-sopa-biber gazı-panzer, ortalık savaş alanına dönüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Katılımcılar duraklara saldırıyor, bankalara saldırıyor ve tiyatro binasına taş yağdırıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanım donuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya Barış Günü’nde tiyatro binası taşlanıyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otobüs duraklarından koparılan parçalar, kaldırımlardan sökülen taşlar, pankart sopaları Haldun Taner Sahnesi’ne savruluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyun afişleri parçalanıyor, giriş kapısının camları indiriliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu insanların yaşları 15 bilemediniz 18.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşmana saldırır gibi saldırıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Grubun içinden bu duruma karşı koyan, engelleyen birilerini arıyor gözler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polis şeflerinin kıs kıs sırıttığını görüyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bu ne acayip bilmece”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu insanlar, faşist bir komploya karşı savunmasız kaldıkları için mi yapıyorlar bunu, yoksa TC’ye ait her yer, her kurum, her yapı ‘düşman’ olduğu için mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu parti, bu çocuklara eğitim verme gereği duyuyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksa sayıları binlerle ifade edilen bu insanlar, potansiyel bir güç olarak kendi bildiklerini yapmaları için ‘başıboş özgür mü’ bırakılıyorlar? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sorular yanıt bekliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkenin demokratikleşmesi için mücadele ettiklerini söyleyenler ve getirip çıtayı çatının üstüne koymayı hedefleyenler bu soruları önce kendileri için yanıtlamak zorundalar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlaşılıyor ki bu yapının içinde bir ‘eğitim çalışması’ yapılmıyor. Saflarına kim gelirse gelsin bağra basılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç ortada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Denetimsiz güç, güç değildir” sözü bir kez daha doğrulanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saldırıya sanat alanlarından reaksiyon verilmemesi de ayrı bir sorun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mezar saldırısıyla, heykel saldırısıyla, tiyatro binası yıkmakla, tiyatro taşlamak aynı şeyler değil midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden susuluyor, kimden korkuluyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adı ‘Barış İçin Sanat Girişimi’ olan ve kalabalıkça bir sanatçı toplamından oluşan grup, bu durum için ne düşünüyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Bu harala-gürele arasında bir sıkışma sonucu yaşanmış önemsiz bir durum’ diye olup biteni geçiştirmeye kalkmak, en yakın tarihte yapılacak olası bir miting sırasında, aynı saldırının daha da büyüğüne zemin hazırlamak değil midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes aklını başına toplamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gericiliğin saldırdığı kültürel dokular, sanatsal yaratılar için sanat alanları bas bas bağırırken susanlar; sisteme eklenip pusanlar, perde gerisinde AKP ile pazarlık peşine düşenler, şimdi de susarak, yan bahçenin çocuklarıyla ‘iyi geçinmenin’ hesaplarını yapıyorlarsa, yanılırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiyatrolar insanlığın ortak evleridir. Bu yapılara saldırmak; yıkıp, yakıp, taşlamak insanlık suçudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-8434838174957597952?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/8434838174957597952/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/09/cehalet-dunya-bars-gununde-kadkoy.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/8434838174957597952'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/8434838174957597952'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/09/cehalet-dunya-bars-gununde-kadkoy.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-484549780062267267</id><published>2011-09-20T06:17:00.000-07:00</published><updated>2011-09-20T06:18:20.414-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Yalana esir düşmek ve sonrası…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meslek alanımızda ‘Oyuncular Sendikası’ adıyla kurulan yapı, zar-zor da olsa istenilen toplantı sayısına erişerek, ilk genel kurulunu yapıp resmi kimliğini kazandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak, “meslek haklarımızı alacağız, telif ücretlerimizi alacağız, sosyal güvencelerimizi alacağız, çalışma koşullarımızın düzeltilmesi için çalışacağız” diyerek seçilenler; hangi ülkede yaşadıklarının ve hangi siyasi aklın egemenliği altında olduklarının saptamasını bile yapmaya gerek duymadılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yapı,  ‘kuruluş çağrısı’ adıyla yaptığı ilk toplantıda da önermelere, eleştirilere kulaklarını tıkamış, tek merkezden yönetilen bir akıl ortaya koyarak bildiklerini okuyacaklarını dillendirmişti!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk kuruluş toplantısında tarafımdan yapılan konuşmada, “oyunculuk, bu ülkenin çalışma yasalarında meslek olarak tanımlanmıyor, bu tanımlama olmadan yani yasalarda bir düzenleme yapılmadan yeni bir sendika kurma girişiminde bulunmak, alanımızda var olan ve çoğumuzun üyesi olduğu Sinema Emekçileri Sendikası’na karşı bir yarılma oluşturmaktır. Ülkenin durumunu görmemek ve bu duruma göre mevzilenmemek şaşırtıcıdır. Tüm sistemin ele geçirildiği bir süreç yaşıyoruz. Çalışanların sendikal hakları tırpanlanıyor, örgütlenmelerin önüne setler çekiliyor. AKP, Uluslararası Çalışma Örgütü kararlarını tanımıyor. Taşeronlaşma iş yaşamının başındaki en büyük beladır. Tekel işçilerine uygulanan 4C şimdi opera-bale-senfoni ve tiyatro için yolda. Alanlarımızdaki tüm sorunlar ortaktır. Set çalışanlarıyla, kamera gruplarını, yazarlarımız ile ışıkçılarımızı, yönetmenler ile oyuncularımızı ayrı ayrı tartıya sokmak elimizi güçsüz kılar, bölünme ve yarılma yaratır. Bu kimin işine gelir? Buzdağını görmemek tuhafıma gidiyor. Aynı ülkede yaşıyor, aynı işleri yapıyoruz ama farklı pencerelerden bakıyoruz. Bu ülkenin savrulduğu uçurumu görmeden, tespitlerimizi buna göre yapmadan örgütlenme için alınacak her karar; hayal kırıklığı yaratacak, alandaki mücadele istemini törpüleyecek ve geriletecektir.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salondan destek sesleri yükselince, kürsüde mikrofonu elinde bulunduran arkadaşlar, her şeyi çözdüklerine inandıkları sihirli cümleyi ünlediler “yasa değişecek sözünü aldık”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte o an, ortalığa saçılan pis kokuyu algılamamak için aptal olmak gerekir diye düşündüm. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplantı kayıtlarına göz atılınca görülecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avukat Burhan Gün, AKP ile yapılan görüşmeleri ‘detaylarına girmeye gerek duymadan’ aktarmaya çabaladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlaşıldı ki AKP,  ‘kurun siz sendikayı biz yasayı düzeltiriz’ diye söz vermişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘AKP’nin aklıyla yola çıkılamayacağını bunun bir aldatmaca olduğunu’ söyleyince, aklı evvel yandaş sesler ,‘bu bir fırsat kaçırmayalım’ diye seslerini yükselttiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otel salonunu dolduran oyunculara, ‘liberalizm’ dersleri vermeye soyunan bildik isimler, “her şeye muhalif olmak iyi değildir” vecizesine sarılıp, nutuklar çektiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cihat Tamer’in “Hak verilmez alınır. Bizi aptal yerine koymanız aptallıktır” diye düşüncelerini net biçimde tanımlaması, bardağı taşıran ama kürsüdekilerin ve salondakilerin dikkate almadığı bir gerçeklik olarak ortada çınlarken, sesler kalabalıklaştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanıt verme yarışına giren bazı kurucu üyeler, “ Ben AKP’li değilim” diye savunmaya geçtiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tartışma büyümek üzereyken salonu terk ettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aradan aylar geçti, işlemler tamamlandı, sendika kuruldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, AKP’nin verdiği söz ne oldu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanıtı açık, bir başka bahara kaldı, yani yalan oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama yarılma gerçekleşti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SİNE-SEN üyesi 15 kişi, kurulan sendikaya üye olmak için istifa etti. Arkası da gelecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel kurulda söz hakkımız olur muydu bilemiyorum ama TKP’nin 91. yaşını selamlamak için Kartal yollarına düşmemiş olsam, söyleyeceklerim vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süslü-püslü sözlerle sisteme karşı mücadele edilmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm sanat alanlarının sorunları ortaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çözümü de ortak bir devrimci mücadeleden geçer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sisteme eklenmeyi aklına koyanlar kaybedeceklerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meydanlarda arsızca, “yetmez ama evet” diye AKP politikalarına alkış tutup destek olanları, kürsülerine çıkıp halkı, ‘AKP’ye oy vermeye çağıranları’ baş tacı ederseniz, buradan mücadele edecek bir çoğul çıkaramazsınız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülke işçi sınıfının, emekçilerinin verdikleri hak-eşitlik-örgütlenme ve özgürlük mücadelesine sırt dönülerek sanatçı olunmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve evet, Cihat Tamer ağabeyim sonuna kadar haklıdır. Hak verilmez alınır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-484549780062267267?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/484549780062267267/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/09/yalana-esir-dusmek-ve-sonras-meslek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/484549780062267267'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/484549780062267267'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/09/yalana-esir-dusmek-ve-sonras-meslek.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-8010180442351110997</id><published>2011-08-15T15:14:00.001-07:00</published><updated>2011-08-15T15:14:43.663-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>urun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul Atatürk Kültür Merkezi'nin önündeki tanıtım panolarında  süslü-püslü bir 'bilgilendirme' boy gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yargı kararları nedeniyle AKM'de onarım çaşlışması yapılamıyor"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi yine, bağırıp-çağırıyor bu adam diyecekler ama, ayıptır ayıp!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun adı, halkı sürü yerine koymak, sürece tanıklık edenleri ve taraf olan bizleri karalamaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylesine bayağı-sıradan, kafa karıştırıcı bir yolla meseleyi tek yanlı afişe etmek, ahlaki değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dilimizde tüy bitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKM için alınan 'yürütmeyi durdurma' kararının dayanağı, Koruma Kurulu kararları doğrultusundadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O bina 'kültürel varlık' olarak onanmıştır; orada aklınıza estiği gibi bir onarım-düzenleme-yenileme çalışması yapamazsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapmayı tasarladığınız tadilatla yapının yüreği yerinden sökülüyor, bina tüm sanatsal işlevini yitiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yüzden yargı başvurumuzu kabul etti ve karara bağladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden bu gerçeği paylaşmıyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüreğiniz el veriyorsa, 'dürüst' iseniz o ilanların yanına yargı kararını da asın, bilgilensin bu halk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitişiğine de tadilat için, 2010 Avrupa Kültür Başkenti fonundan aktarılan ve iç edilen paranın miktarını da yazın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne sanıyorsunuz, 'şimdi sanat sezonu açılıyor, İstanbul yine salonsuz, birileri çıkıp konuşacak, AKM'nin hesabını soracak.&lt;br /&gt;"Üstünden bunca zaman geçti mesele unutuldu, biz ne söylersek bu halk inanır" diye mi düşünüyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanılıyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ülkenin mimarlarını- kent planlayıcılarını-mühendislerini-sanatçılarını, bu alanda karşınıza dikilen örgütlerini aptal mı sanıyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun böyle olmadığını bin kez anlamış olmalıydınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Sabun köpüğü gibi üste çıkmak böylelikle insanları yanıltmak ve buradan siyasi bir kazanım elde etmek' dürüstlük oldu da bizler mi bilmiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertuğrul Günay ve bu ülkeyi yöneten akıl, bir kez olsun kültürel değerlere, kalıtlara sahip çıkanlara kulak verseler kıyamet mi kopar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki aya kalmaz, Taksim Meydanı ve Tarlabaşı Bulvarı üzerinde 'trafiği yeraltına indirme' çalışmalarına başlayacak, ardından&lt;br /&gt;tarihi yarım adaya uzanacak ve ekranlardan gördüğümüz o ucube köprüyü dikmek için yıkımlar yapacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm Taksim ve çevresi, Haliç'e kadar büyük bir şantiyeye dönüşecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş makinaları kentin yüreğine dalacak ama insanlar ne olup-bittiğini bilmeyecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine bildiğinizi okuyacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Projeyi halkla paylaşmayacak-bilgilendirmeyecek, böylelikle tartışmaların önünü tıkayacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Bu kent babanızın tapulu malı mı?' diye sormazlar mı sanıyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarlabaşı'ında yapılan yıkımların, insanları sokaklara atmanın, baskılar yoluyla evlerini boşaltmanın saklı kalacağını,&lt;br /&gt;kimseciklerin seslerini çıkaramayacağını düşünüyordunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne oldu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;UNESCO'dan bile yanıt aldınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı durum yeniden yaşanmayacak mı sanıyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendini 4. Murat yerine koyup, Beyoğlu'nu zaptiyeleri ile kuşatan akıl tüm dünyanın gündemine düşmedi mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya basını sizleri, 'İran mollarına' benzetiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sizin için övünç kaynağı olsa gerek!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyoğlu'nda kaç insan işsiz kaldı haberiniz var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Esnaf kan ağlıyor, zararlarının haddi hesabı yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanları durduk yerde kışkırtyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkanızdan her gün, her saat, her dakika küfür üstüne küfürler ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günü geldiğinde, bu küfürlerin yüzünüze yüzünüze savrulmayacağının bir garantisi var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durun artık, durun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kentin tarihsel ve kültürel dokusunu bozmak-yıkmak, insanların yaşam alanlarına saldırmak suçtur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem de 'nitelikli' bir suçtur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu suçun hesabı sorulmaz mı sanıyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanılıyorsunuz, bin kez yanılıyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-8010180442351110997?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/8010180442351110997/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/08/urun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/8010180442351110997'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/8010180442351110997'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/08/urun.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-3342064041028657272</id><published>2011-07-12T03:11:00.000-07:00</published><updated>2011-07-12T03:12:08.958-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>stalık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Memleketin ne yanına baksanız içinizi karartan onlarca şey görüyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülke bereketli, topraktan adeta pislik fışkırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanın sabrı zorlanıyor kardeşim,'sıka sıka ağızda diş kalmayacak!'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP, yargının üstünde tepine tepine yargıyı, ordunun üstünde tepine tepine orduyu, bürokrasiyi, sağlığı, eğitimi kendine&lt;br /&gt;tapınan hale dönüştürdükçe, memleket zil takıp oynuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıra futbol rantını iç etmeye geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tilki gibi kurnazlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madem orada bunca pislik kol geziyordu şimdiye kadar neredeydiniz diye sormazlar mı adama?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçim öncesi bassaydınız ya düğmeye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yargının elinde toplanan veriler, belgeler yeni mi geçti elinize; nasıl oldu, bir gece vakti gökten zembille mi indiler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ülkeyi dokuz yıldır kim yönetiyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akıl küpüsünüz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle bir lacivertliği seçim öncesi yapsaydınız eğer, AKP'nin iplerini kendi ellerinizle çekerdiniz, bu gerçek bilinmiyor, konuşulmuyor mu sanıyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deniz Fener'i için yapılan yutturmaca operasyonu da afiyetle yememizi istiyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milyarlarca dolarlık dolandırıcılığı, hırsızlığı dört kişiye yıkıp, işi aklayacaksınız öyle mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl olacak peki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Partinizin içinde-dışında, bu namussuzluğa kol-kanat germiş, yemiş-içmiş, semirmiş, o paralarla şirketler, okullar, ajanslar kurmuş, gazeteler çıkarmış&lt;br /&gt;televizyon kanalları türetmiş, ihaleler kapmış, memeleketi beton yığınına çeviren inşaatlar dikmiş kaç kişi var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu isimlerden kaç tanesi ile ortaklığınız söz konusudur, kaç tanesi halen para musluğudur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepsinden önemlisi şimdiye kadar nerdeydiniz, olay dünya basının gündemine düştüğünden beri, Almanya'da yargı'sahtekarlık, hırsızlık' &lt;br /&gt;kararı verdiği günden bu güne ne yaptınız? Belgelerin karartılması için mi beklendi, neydi amaç?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuda haber üreten yazan çizen insanlara, etmediğiniz kalmadı, şimdi de bu konudaki gazete yazılarını sansürletmeye kalkıyorsunuz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne demeli? Ne yapsanız azdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ustalığınızı kanıtlamak zorundasınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı konularda geç kaldığınızı iletmek isterim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Ucube Heykel'i nasıl yerle bir ettiyseniz, Atatürk Kültür Merkezini de yerle bir etmelisiniz, orada koskaca bir rant öyle atıl duruyor yazık!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık önünüzde hiçbir engel yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değiştirin koruma kurulu üyelerini, atıyacağınız yandaşlar yapının üstündeki tescil'i anında kaldırırlar,&lt;br /&gt;bizim aldığımız yürütmeyi durdurma kararı da kadük olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak, Kars'ta yaptığınz dualı yıkım töreninin daha büyüğünü Taksim Meydanında yapmalısınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fatih Camii imamını çağırın lütfen, duayı o zat ettirsin, besmele çeken kalabalığın içinde ise Hadi Uluengin, Hıncal Uluç ve Cüneyt Özdemir gibi yandaşlarınız olmalılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Canlı yayınlar yapılmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkenin başı ve Kültür Bakanı birer konuşma yapmalı, ardından İstanbul Belediyesi'nin mehter takımı sahne almalı ve dozerleriniz işi bitirmeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çekinmeyin, işiniz kolay.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl olsa, bu büyük yalana inanan ve onunla yaşamayı 'erdem' sayan yüzde ellilik bir toplam, işi tapınma boyutlarına kadar vardırmış durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-3342064041028657272?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/3342064041028657272/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/07/stalk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/3342064041028657272'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/3342064041028657272'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/07/stalk.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-5409417481449572904</id><published>2011-06-27T09:53:00.001-07:00</published><updated>2011-06-27T09:53:44.115-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Öfke yapmak…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkenin orta yerinden alevler yükseliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu toz-duman dinecek, kara bulutlar dağılacak, memleket sakinleşecek mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç sanmıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kargaşa, keşmekeş, her tür kriz ve tüm bunlardan son damlasına kadar beslenen bir siyasi cambazlık, pişkinliğini en utanmaz-arlanmaz boyuta kadar taşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olup bitenleri örtmek için beylerden yükselen sesler, ‘ileri demokrasi’nin tüm ipuçlarını ele veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Yargı’nın işine karışamayız”, “Hukukun üstünlüğü ilkesinin zedelenmesine izin veremeyiz”, “Anlaşılıyor ki yeni kanunlara, anayasal düzenlemelere ihtiyaç var”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama hepimiz yaşıyor, görüyor ve anlıyoruz ki, ‘yargı makamları’ denen kurumlar, AKP’nin genel müdürlükleri gibi çalışıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“İstikrar” denen şey, tam da bu olsa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halkın yüzde ellisi, yani ‘iki kişiden biri’ bu kara akla oy verdiğine göre hiç bir mesele yok!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi de olmaz ki bu kadar da boyun kırılmaz, bu kadar da kul köle olunmaz ki be kardeşim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dinci basına bakıyorum, adamı nerdeyse ‘peygamber’ ilan edecekler. Tapınma boyutuna varan övgülerin ardı arkası kesilmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Döneklerin kuşattığı gazetelerin köşe yazılarına bakıyorum, hepsi balkon konuşmasında kalmışlar, lafı evirip-çevirip başbakana şükranlarını sunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aziz Nesin’in kulakları çınlıyor olmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir halk, cahil-aptal yerine ancak böyle konulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sokaklarda dostlarla karşılaşıyorum, çoğunluk benim gibi ‘küfürbaz’ olmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyükçe bir bölümü de şaşkın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Nerede yaşadığımı bir kez daha anladım”, “Bu kadarını beklemiyordum”, “Terk etmeli bu ülkeyi, sanatmış, edebiyatmış, aydınlanmaymış, onurlu başı dik insan olmakmış, bağımsızlıkmış, eşitlikmiş bu insanların umurunda değil, boşuna çabalıyoruz.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yakınmaları anlamakta zorlanmıyorum ama taşın altına elini koymayanların böyle yüksek bir yerden ahkâm kesmeleri de beni daha da küfürbaz ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya tamamıyla teslim olma işaretleri verenlere ne demeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; “Oyun mu, ne oyunu sezona perde açmamayı düşünüyorum. Yeter buraya kadarmış. Zaten belediye salonunun peşinde. Alıp alış-veriş merkezi yapmak istiyorlar. Veririm olup biter, bende basar giderim yalnızlığıma fena mı?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunları duyunca önce kalakalıyorum, sonra biraz üstüne gidince ses renginin değiştiğini algılıyorum. “Boş ver inan değmezmiş, ben bu halka kendimi anlatamadım 35 yıldır yazdıklarımı oynadım, tiyatrom yakıldı, yasaklandık, canımıza kast ettiler susmadık ama şimdi yol tükendi”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Hayır, yapamazsın” diyorum, “Görüşmeliyiz, bak bu gün senin salonunda toplanmış onlarca genç komünist geleceğin TKP’sini konuşuyor, daha çalışkan daha kavgacı, daha coşkulu bir gelecek için kolları yeniden sıvadıklarını söylüyorlar. Yaşları 19-20.  Bu ülkede bu kadar onurlu yurttaşın olması, bizim de geleceğimiz için bir işaret değil midir?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Benim baharım tükendi, içim hep karakış”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nâzım Oyuncuları olarak Van'da sahneye taşıdığımız, Yaşar Kemal Usta’nın Kırmızı Deynek şiirinden bir bölüm okuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                 “…Ben bu dünyayı sizin başınıza çalarım&lt;br /&gt;                  Ben bu dünyadan öfke yaparım,&lt;br /&gt;                  Kudurmuşluk yaparım,&lt;br /&gt;                  Sözden öfke yaparım&lt;br /&gt;                  Atkuyruğu kılından,&lt;br /&gt;                  Şahin teleğinden öfke yaparım.&lt;br /&gt;                  Karınca ayağından,&lt;br /&gt;                  Örümcek ağından öfke yaparım,&lt;br /&gt;                  Gölgeden öfke,&lt;br /&gt;                  Böcekten,&lt;br /&gt;                  Tekmil böceklerden öfke yaparım.&lt;br /&gt;                  Demirden, bakırdan, çelikten, tunçtan,&lt;br /&gt;                  Kayadan, taştan, elinizdeki atomdan,&lt;br /&gt;                  Gagarinden,&lt;br /&gt;                  Bütün bebeklerin, doğmuş doğacak bebeklerin,&lt;br /&gt;                  Doğmuş doğacak eniklerin,&lt;br /&gt;                  Doğmuş doğacak bahar taylarının,&lt;br /&gt;                  Doğmuş doğacak buzağıların,&lt;br /&gt;                  Doğmuş doğacak civcivlerin,&lt;br /&gt;                  Doğmuş doğacak kertenkelelerin,&lt;br /&gt;                  Gözlerinden öfke yaparım,&lt;br /&gt;                  Kudurmuşluk yaparım&lt;br /&gt;                  Aynalardan atom yaparım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                 Ulan neyinizle öğünüyorsun be&lt;br /&gt;                 Yabanıllar, kan içiciler, verin o elinizdeki oyuncağı…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzunca susuyor telefondaki ses sonra,“Öfke yapmak ne kadar da zor ve ne kadar da kolaymış meğer” diyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçim coşuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-5409417481449572904?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/5409417481449572904/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/06/ofke-yapmak-ulkenin-orta-yerinden.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/5409417481449572904'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/5409417481449572904'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/06/ofke-yapmak-ulkenin-orta-yerinden.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-8541434988723027929</id><published>2011-06-20T11:36:00.001-07:00</published><updated>2011-06-20T11:36:39.641-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Artvin…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Balkon konuşmasının ardından yaşananlar, başbakan efendinin önümüzdeki süreçte yapacaklarının tüm ipuçlarını ortaya koydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anladık ki ‘olgunluk’ döneminin AKP’si ‘hepimizi kucaklamaya’ geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden derseniz, 12 Haziran gecesi höykürülen ‘barış, kardeşlik, helalleşme’ gibi sözler, karşılığını buluyor da ondan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sol, sosyalizm düşmanlığının doruğa çıkarıldığı Hopa operasyonunun ardı sıra, tüm yurtta dur durak yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başını kaldırana gözaltı, cop, biber gazı, panzer, tazyikli su, işkence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artvin halkına, çevre ilçe ve köylerdeki devrimcilere cezalar kesilmiş!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bölge halkının şimdiye kadar görüp-tanımadığı bir ‘vurucu tim’ Artvin ormanlarında, kırlarında, derelerinde, yaylarında insan avına çıkmış durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk çocuklarını ‘ihbar etmeye’ zorlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Direnişle karşılaşınca da işkencenin, kötü muamelenin, orantısız gücün bini bir para!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şavşat’ta baskı ve gözaltılar ailemin üyelerine kadar uzandı. Jandarma, gece yarıları köylerimize baskınlar düzenliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buradan ilan ediyorum, tutuklanıp Erzurum cezaevine gönderilen tüm kardeşlerimin başına gelecek olanların sorumluları Başbakan, Artvin Valisi, Emniyet Müdürlüğü ve Jandarma Komutanlığıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hopa vahşetinin Ankara ve İstanbul’da protesto edilmesini sindiremeyenler, boş durmadılar Ankara’da onlarca devrimciyi gözaltına aldılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derdest edilip içeri alınanların arasında, ÖDP Genel Başkan Yardımcısı da var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir siyasal partinin genel başkan yardımcısın böylesi sudan gerekçelerle tutuklanmış olması, tam da AKP yargısına-polisine yakışacak bir durumdur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakan ve kurmaylarının, Hopa direnişinin tüm yurda yayılmasından ‘Azrail’den korkar gibi korkuttukları’ anlaşılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP, adı ‘Metin’ olan her yurttaştan ürküyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette bu yaşatılan zulüm, bu ülke için bir ilk değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korku duvarı yaratma-sindirme-baskı altına alıp yok etme-işkenceler ile susturup ezme-gerekçesiz biçimde tutuklayıp hapse atma-işkence yapıp sakat bırakma operasyonlarını, 12 Mart ve 12 Eylül’de binlerce kez yaşadık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karadeniz’in çocukları bu süreçlerin en iyi tanıklarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlatlarının yarısını kurşunlara diğer yarısını mahpus damlarına veren halk o günleri, o günlerin yarattığı derin acıları unuttu sanılmasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şavşat, Ardanuç, Hopa, Arhavi, Artvin merkez, faşizme karşı onurlu direnişin simgesi olmuş vatan topraklarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tıpkı Fatsa gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP’nin asıl korktuğu da budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyor ki orada eşitlik ve özgürlük için yakılacak bir meydan ateşi, tüm ülkeyi saracak kadar güçlü olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü Çoruh vadisi, yatağına sığmayan, terbiye edilemeyen Çoruh nehrinin ve onu tüm coşkusuyla sahiplenen insanlığın evidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bölge, teslim alınmış-sindirilmiş-gericileştirilmiş ve bir o kadarda yoksullaştırılmış Kadir Topbaş efendinin Yusufeli ilçesine hiç benzemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hırçınlığın, söz dinlemeyip, kendi sözünü ortaklaştırmanın adı olarak bilinen bu topraklar, Laz, Hemşin, Gürcü halklarının sımsıkı beraberliklerinin, kardeşçe bir arada yaşamalarının da adıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne derelerin önüne setler çekilip suların ticarileştirilmesine, ne de bu tür aşağılıkça saldırılara, zulme boyun eğmeyeceklerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birlikte göreceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Derelerin Kardeşliği’ daha da büyüyecek ve satılık tek damla suyumuzun olmadığını tüm dünya duyacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP’nin bölgede sürdürdüğü operasyonların bu birlikteliğe uzanmasının tek nedeni budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bölgeyi, kan emici HES şirketlerine peşkeş çeken akıl, bu akla karşı çıkan halka, devrimcilere kin ve nefretle saldırıyorsa, bunu başka türlü açıklamanın anlamı da yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zulmün padişahı bilmelidir ki; Artvin’e bir dokunursan, bin ah çekersin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-8541434988723027929?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/8541434988723027929/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/06/artvin-balkon-konusmasnn-ardndan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/8541434988723027929'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/8541434988723027929'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/06/artvin-balkon-konusmasnn-ardndan.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-725203371726995095</id><published>2011-06-13T10:18:00.001-07:00</published><updated>2011-06-13T10:18:50.470-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Ondan şikâyet, bundan şikâyet…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizin de içiniz kalktı biliyorum, sizin de kusasınız geldi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ne bu kardeşim, bu kadar da olur mu, adam her iki kişiden birinin oyunu aldı”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Nasıl iş bu, aklım almıyor, bu halk bu kadar geri olabilir mi?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Adam diktatör,  halk diktatörleri seviyor, ne diyorsa inandırıyor, inanıyorlar”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ve benzeri onlarca fikir beyan eyleyen yüzlerce insanla karşılaşmanız mümkün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama buzdağının ardındaki gerçek olduğu yerde duruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nereye bakarsanız bakın, AKP’den şikâyeti olanların içinde, seçim sonuçlarından memnun ve mutlu olan kimsecikler bulamayacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BDP dışında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BDP güçlü bir çıkışla istediği çıtaya yakın sonuç aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu iradenin neleri ne kadar başarabileceğini-değiştirebileceğini birlikte göreceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaybedenlerin yakarışlarındaki-şikâyetlerindeki ortaklık da şaşırtıcı geliyor bana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bu kez olmadı yenisine bakacağız, mücadele yeni başlıyor”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tamam, anladık olmadığını görüyoruz ama bu anlayış böyle sürdüğü sürece yenisini beklemek beyhude değil midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu anlamda sistem partilerinin ne halt ettiği beni hiç ilgilendirmiyor. Al birini vur ötekine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak görüyorum ki doğru yerde durup, gerçeği söylemek yalnız başına hiçbir şey ifade etmiyor, sonuç ortada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yapmalıyız-nasıl yapmalıyız tartışmaları başladı başlayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumu dönüştürebilecek, bireylerin aklını gericilik kuşatmasından kurtarabilecek, devrimcileştirecek yeni bir ufka gereksinme olduğu ise açık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözü eğip bükmeden söylemeyi yeğleyenlerden biri olarak, sanat alanında üretilenlerle kitleleri buluşturarak, azımsanmayacak bir güç kotarılabileceğine inanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun hem ülkemizdeki sınıf mücadelesi tarihinde hem tüm insanlık mücadelesinde onlarca örneği var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıkça söylemek gerekir. Benim ülkemde sanatçılar; mitinglerde-eylemlerde kurulan sahnelerden üç-beş süslü cümle kurdurmak, iki şarkı, bir türkü söyletmek ve şiir okutmanın dışında ‘işe yaramıyorlar’! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nedense, ürettiklerimize el uzatarak onları geniş yığınlarla buluşturma iradesi hep öteleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben son on yıldır ‘kimin için üretiyoruz’ sorusunun yanıtını arıyorum. Sağıma dönüyorum kuşatma, soluma dönüyorum kuşatma!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa üretilen oyunları, şarkıları, operaları, baleyi, senfoniyi, filmleri, yazılan romanları, şiirleri, öyküleri, çizilen karikatürleri, boyanan tuvalleri, yontulan heykelleri hayatı ve insanı değiştirmek için kavganın içine atmak; hiçbir siyasal yapıyı eksiltmez, aksine çoğaltır, zenginleştirir, büyütür, geliştirir ve erginleştirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önümüzdeki süreçte, bu yeni olmayan önermenin düşünülmesini-tartışılmasını ve hayatla buluşması için kanalların kadar açılmasını umuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksa ‘ondan şikâyet bundan şikâyet’ durumu, sürüp gidecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-725203371726995095?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/725203371726995095/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/06/ondan-sikayet-bundan-sikayet-sizin-de.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/725203371726995095'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/725203371726995095'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/06/ondan-sikayet-bundan-sikayet-sizin-de.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-7630952293195204837</id><published>2011-06-07T01:12:00.001-07:00</published><updated>2011-06-07T01:12:18.386-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Tanıklık…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kars’ta İnsanlık Anıtı, tekbir sesleriyle kesilip-biçilip-yıkıldı çöplüğe atılıverdi, kimin umurunda?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kars Belediyesi,’ halkını heykelsiz bırakmama’ kararı almış!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Kent’in simgeleri bal ve kaşardır”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen kollar sıvanmış ve heykellerin yapımı için ihaleye çıkılmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kars halkı dört gözle bal ve kaşar heykellerini bekliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her sabah ballarına bandırıp, kaşarlarını dilimleyip yan gelip yatacaklar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oh ne güzel!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertuğrul Günay bu fırsatı kaçırmamalı, hemen Kars’a gitmeli, ayıbını örtmeli ve heykellerin temel atma törenlerinde başbakana eşlik etmeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dualar okunmalı, mehter takımı Ermenistan’ı gören bir tepenin üstünden ‘ceddin deden, neslin baban’ diye bir adım ileri iki adım geri atarak avazı çıktığı kadar bağırmalı; kuzular, danalar, kazlar boğazlanmalı, hem bakan efendinin hem başbakan efendinin alnına kan sürülmeli!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fena mı olur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alın size, Başbakan’ın sanatçılara “müsvedde” diyebilmesi için yeni bir olanak daha!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ballı, kaşarlı bir küfür ki, yemede yanında yat.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili okur bu utanmazlık, içinde birlikte yol aldığımız 21. yüzyılda, bizim ülkemizde yaşanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şaşakalmıyor musun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kars halkı gibi, ülke yurttaşlarının hemen hepsinin, sanat düşmanlığına boyun kırmaları seni hüzne boğmuyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bir kez daha utanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dilerim bu utanç bir başka dünyalının hayatını kuşatmaz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Haziran günü yine boynunu eğip, bu sanat düşmanlığına evet dersen kim bilir daha neler gelecek başına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanıklık edeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul’da Taksim Meydanının orta yerindeki AKM yerle bir edilecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yargının iplerini ele geçiren ve bir kukla oynatıcısı gibi ip çeviren başbakan, önce bu anıt yapının, ‘yürütmeyi durdurma kararını’ kaldırıp çöpe atmak için, harekete geçecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koruma Kurulu üyelerini değiştirecek, yeni kurul üyelerini kendisi saptayacak ve bu kurulun ilk işi, AKM üstündeki ‘tescili’ kaldırmak olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oradan da tıpkı Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin yerinde olduğu gibi, bir beton yığını fışkıracak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekranlardan izledik. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendileri bizzat açıkladılar. “Taksim ve Tarlabaşı trafiği yerin altına inecek, Taksim Meydanı ve Gezi Parkı bölgesi yeni bir düzenlemeyle, ‘yeni yüzüne’ kavuşacak”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözü edilen bölge sit alanıymış, Koruma Kurulu kararları varmış filan, umurunda olmayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanıklık edeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13 Haziran günü düğmesine basılacak olan yeni anayasa tartışması, ülkenin gündemini kasıp-kavururken olacak bunlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizler, söz konusu anayasanın içinde-dışında, “sanat ve sanatçı hakları” ile ilgili sözcükler bulmak için yırtınırken, diğer yandan sanat kurumlarımız darmadağın edilecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet tiyatroları, opera, bale ve senfoni tarihe karışacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4C kapsamına alınacak olan bu kurumların bölge müdürlükleri kaldırılacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanıklık edeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müzelerin özelleştirilmesi için ilk adım olan, ‘gişelerin pazarlanması’ süreci ile başlatılan uygulama hızlanacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı para babaları, ağızlarından sular fışkırtarak-salyalar saçarak bekliyorlar o günü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ören yerleri, kütüphaneler zaten pazarlandı, ağ genişletilecek. “Devletin işlettiği tek taş yığını kalmayacak” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özel tiyatrolara ve sinemaya ayrılan fon, yeni düzenlemelerle tamamen tırpanlanacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kültür Bakanlığı ve Turizm Bakanlığı adıyla iki ayrı bakanlık öngörüldüğü için, Kültür Bakanlığı bütçesi, serçe gagası kadar bile olmayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanıklık edeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitaplar-dergiler yasaklanacak, yazarlar-çizerler-sanatçılar-gazeteciler tutuklanacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnternet ortamında siyah sayfalar boy gösterecek, hem de öyle bir değil beş değil, on değil, binlerle karartılmış alanla karşılaşacaksın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haberleşme, bilgi edinme özgürlüğün budanacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni anayasa önermesi, kültür merkezleri adıyla çalışmalarını sürdüren tüm yapıların çanına ot tıkayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her biri üstündeki denetim sıkılaştırılacak ve ‘destur’a’ uymayanlar cezalandırılacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanıklık edeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kültür mirası İstanbul kentinin ve tüm ülkenin tarihsel dokusu en keyfi biçimiyle tahrip edilecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kazı alanlarına oteller, moteller, tatil köyleri, alış-veriş merkezleri dikilecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galata, Haydarpaşa, Tarlabaşı, Sütlüce bugünkü dokularını yitirecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu alanlar aç gözlü ve yedikçe iştahı kabaran bir namussuzluğa kurban verilecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Projeler ortada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni binlerce beton yığını konut, yeni köprü ve yeni boğaz; doğa ve çevre katliamından başka ne ifade ediyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üç-beş aç zengin biraz daha semirsin diye binlerce ağaç kesilecek, su havzaları yok edilecek, bitki örtüsü talan edilecek, ekolojik denge bozulacak, ormanların içinden gökdelenler yükselecek, yaşam alanları daraltılacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dahası var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzaklardan değil yakınlardan yükselen seslere göre, ülke kan gölüne dönecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten olmayan barışa kara çalmak için, kılıçlar çoktan çekildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acılarımızı daha da büyütmek üstüne, birileri kanlı hesaplar yapıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan, ülkenin bilim adamları her gün yeni bir gerçeğin altını çiziyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ekonomideki gizli açık çığ gibi büyüyor. Bu inat böyle sürdükçe, yolsuzluk-işsizlik-yoksulluk daha da büyüyecek, ülke uçurumun dibine itelenecek”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sendikal hakların tamamıyla budandığı, kendinden olmayanların yaşam hakkının kalmadığı yeni bir döneme doğru yol alıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İmam; ordusuyla, polisiyle, yargısıyla, topuyla, tüfeğiyle, küfrüyle, hakaretiyle, ucubeleriyle top yekûn saldırıya hazırlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başını kaldıran tüm onurlu insanlık, “eşkıya” diye karalanacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatlarımız kuşatılacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelecek de bir gün gelecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boynumuzu büküp, tüm olup-bitene seyirci kalmak da bir yoldur, başı dik ve onurlu davranıp boyun eğmemek de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanıklık edeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-7630952293195204837?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/7630952293195204837/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/06/tanklk-karsta-insanlk-ant-tekbir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/7630952293195204837'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/7630952293195204837'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/06/tanklk-karsta-insanlk-ant-tekbir.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-8607186776110283</id><published>2011-06-07T01:10:00.000-07:00</published><updated>2011-06-07T01:12:02.211-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-EPotdUd-ulg/Te3dK2jq8jI/AAAAAAAABME/pJnZN_GYjBY/s1600/3%2BHAZ%25C4%25B0RAN%2BNHKM%2BBAH%25C3%2587E....jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-EPotdUd-ulg/Te3dK2jq8jI/AAAAAAAABME/pJnZN_GYjBY/s320/3%2BHAZ%25C4%25B0RAN%2BNHKM%2BBAH%25C3%2587E....jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5615387488914436658" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-8607186776110283?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/8607186776110283/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/06/blog-post.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/8607186776110283'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/8607186776110283'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/06/blog-post.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-EPotdUd-ulg/Te3dK2jq8jI/AAAAAAAABME/pJnZN_GYjBY/s72-c/3%2BHAZ%25C4%25B0RAN%2BNHKM%2BBAH%25C3%2587E....jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-1437489932882011452</id><published>2011-05-30T04:15:00.001-07:00</published><updated>2011-05-30T04:16:02.512-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Düşmanlık…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yanda imama ve ordusuna biat edecekleri belli olanlar; diğer yanda söz üstüne akıl koymayı kotaramayan Kılıçdaroğlu’nu ağızları açık izleyenler ve ırkçılığın yaşadığı kapanlar, kitlelerin ilgisini çekiyor! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Memleket panayır yeri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her tür kör dövüşünü izlemek bedava.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlıyoruz ki küfrün-hakaretin-saygısızlığın bini bir para olunca, seyirci keyif alıyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim alanda da bu hep öyle olmuştur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir oyunda belden aşağı espriler- küfürler- bayağılık varsa, o oyunun gişe şansı yüksek olur!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak şu içinden geçilen zaman, siyasal ahlakın dibe vurduğu kara bir dönem olarak tarihteki yerini alacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Adamların ağzı torba değil ki büzesin’, ülkeyi-dünyayı-insanı algılama yetileri bu kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada, yukarda bağırtı-çağırtı sürerken, aşağıda sanat düşmanlığında sınır yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet Tiyatroları Antalya Müdürlüğü’nün ev sahipliğinde gerçekleştirilen Tiyatro Festivalinde yaşananlar, dinci gericiliğin sanat düşmanlığına tanıklık etmemizi sağladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Festivalin konuk ülkelerinden İsrail’in Cameri Tiyatrosu, deyim yerindeyse canını zor kurtardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ADAP adlı bir çatı örgütü altında birleşen Antalyalı yobazlar, oyunu sabote etmek için organizasyon yapıyorlar ve ekip geldiği gibi ülkesine geri dönüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yapmak istediklerini en açık biçimiyle ifade ediyorlar. “"Platformumuza bağlı dernek ve vakıflardan 10 üyemizin Mavi Marmara gemisinde bulunmaları ve İsrail'in kanlı vahşetlerini görmüş olmaları, bu oyunun Antalya'da ve Türkiye'de oynatılmasını rahatsızlık verici olarak değerlendirmemize sebebiyet vermiştir"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözü edilen dernek ve vakıfların içinde, İHH ve Mazlum-Der başı çekiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu örgütler ve bileşenleri bu ülke için şeriat özlemiyle yanıp-tutuşan ve bu uğurda cihada karar vermiş örgütlerdir. İnsani yardım adıyla yapılanların tamamı bu şemsiyenin altında gizlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adamlar en açık biçimiyle tehditler savuruyor, toplu bilet alarak saldırı için organize oluyorlar, yetmiyor basın açıklaması yapıp amaçlarını dillendiriyorlar; ama AKP’nin bölgedeki iş bitiricileri susuyor, CHP susuyor, kitle örgütleri susuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Antalya Valisi ağzını açıp tek kelime etmiyor. Antalya Emniyeti de öyle. Kültür Bakanı beyefendinin umurunda değil, DT Genel Müdürlüğünden de hiçbir açıklama yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DT Antalya Müdürü Selim Gürata’nın ve konuk ülke tiyatro oyuncularının içine düşürüldüğü durumu varın siz tahmin edin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Antalya, benzeri ırkçı ve gerici saldırıyı son Altın Portakal organizasyonunda da yaşamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üç-beş çapulcunun hezeyanı dikkate alındı ve uluslararası bir yönetmen apar-topar ülkesine gönderildi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bize de meseleyi, yönetmeni, yaptıklarını, çektiği filmleri tartışmak düştü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Irkçı saldırı ise birileri tarafından sineye çekildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanata düşmanlıkta bir ikinci örnek de İzmir’den geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni Kapı Tiyatrosu’nun oyuncu-yönetmeni Nazlı Masatçı, İzmir Emniyet Müdürlüğünün emriyle gözaltına alındı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerekçe evlere şenlik, “oyun oynayarak halkı askerliğe karşı soğutmak”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşımız çıkarıldığı savcılıkta bu suçlamayla karşılaşınca şaşakalmıştır herhalde ya da benim gibi küfürbaz olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlaşılıyor ki imamın ordusu, sanatçıları her yerde “takibe almış” durumda. Nazlı elbette ‘suçu üstlenmeyip’ başı dik biçimde oyununu yeniden oynamak için tiyatrosuna döndü ama dava sürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu mesele için de kimselerden ses-seda çıkmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İleri demokrasi kahramanları suskun,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzmir’den vekilliğe aday Kültür Bakanı zat suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHP suskun, kitle örgütleri suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmiyorlar ki insanlık tarihinde sanat yoluyla işlenmiş tek suç yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sanat yaratıcısının ‘vicdani ret’ konusunu ya da herhangi bir konuyu işleyen oyun yazması-oynaması-sahnelemesi, resim yapması, fotoğraf çekmesi, film üretmesi, roman-öykü yazması, karikatür çizmesi, heykel yontması suç sayılamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaratıcının özgürlükleri, hangi anlamda olursa olsun sınırlanamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu algılamayan sanat düşmanlarının siyaset yaptığı bakan, başbakan, vali, emniyet müdürü, savcı, yargıç veya yönetici olduğu ülkelerde siyaset, olsa olsa izlediğimiz gibi kör dövüşü olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buradan da demokrasi filan çıkmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-1437489932882011452?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/1437489932882011452/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/05/dusmanlk-bir-yanda-imama-ve-ordusuna.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/1437489932882011452'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/1437489932882011452'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/05/dusmanlk-bir-yanda-imama-ve-ordusuna.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-4976360356015224048</id><published>2011-05-25T05:34:00.001-07:00</published><updated>2011-05-25T05:35:23.129-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-xH0NzIziz5U/Tdz3f8qEyXI/AAAAAAAABL4/4U5iOCMt5to/s1600/ANTALYA%2B2%2BHAZ%25C4%25B0RAN%2B2011.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 229px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-xH0NzIziz5U/Tdz3f8qEyXI/AAAAAAAABL4/4U5iOCMt5to/s320/ANTALYA%2B2%2BHAZ%25C4%25B0RAN%2B2011.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5610631364027402610" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Magazin…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylesini de ilk kez görüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne film festivallerinin açılış-kapanışlarında ne de tiyatro ödül törenlerinde bunca pespayeliğe tanık oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kral TV müzik ödülleri gecesi, kirlenmişliğin-çürümüşlüğün dibe vuruşu olsa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. sınıf şarkıcılar-manken eskileri ‘çılgınlık’ yarışındalar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aralarında kimler yok ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağızlarını açtıklarında iki cümleyi bile kurmaktan aciz, şarkı söylerken kargaları bile kaçıranların tamamı sıraya girmişler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP yardakçıları başı çekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ‘magazin kuşu’ soruyor, “seçimler yaklaşıyor, oyunuzun rengi belli mi?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Seçime ne gerek var ayol, memleket bundan daha iyi günler mi gördü?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir başkasına uzanıyor mikrofon, sonra bir başkasına daha, ağız birliği etmişçesine hepsi aynı kapıya çıkan yanıtlar veriyorlar; ”Allah Başbakanımızdan razı olsun”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kardeşim bir tane bile bu ülkenin içine itildiği şu koca pislikten şikâyetçi olan biri çıkmaz mı bunların içinden?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çıkmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanları, görünüşlerine bakarak değerlendirme yapmak-fikir yürütmek-karar vermek fena biliyorum, hem de çok fena, ama bu yaratıklar topluma, ‘sanatçı’ diye sunuluyor ya ona yanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merdiven altı tezgâhlarda, fason üretilmiş gibiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen hepsi, takmış takıştırmış-sürmüş sürüştürmüş, estetik fukaralığı diz boyu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herhangi bir sanatsal yetenek söz konusu olmadığına göre, nerden gelir bu değirmenin suyu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son model arabalar, villalar, yazlıklar, yurt dışı alış-veriş gezileri, Honolulu tatilleri filan, bedava olmasa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Her gece barda, gönlüm hovarda” durumları, bazı insanların mideleri gereğinden fazla doyuyor demek ki!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SS korumalarla dolaşan ve uçan kuştan korktuğu belli olan bir müzik yapımcısı; ağzı kulaklarında gülüyor. “İyidir hamdolsun!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu adam, geçen yıl bu vakitler ortalara çıkmaya korkuyordu, günlerce ofisinde-evinde hapis kaldığı yazıldı-çizildi, ‘dolandırıcı’ diye adı çıkmıştı; şimdilerde AKP yardakçısı olunca, işler yoluna girdi anlaşılan!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hülya Avşar, endazesi kaymış bir kenar mahalle dilberi edasıyla, açıyor ağzını-yumuyor gözünü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Kendinden başka tanrıça, Tayyip’ten başka lider yok, işler yolunda, memleketin durumu iyi ama 12 Hazirandan sonra, daha da iyi olacak.’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu halk bu kadında ne buldu da başına taç taktı, anlamakta zorlanmıyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinema-dizi-şarkıcılık filan derken yapmadığı iş, yemediği halt kalmadı, ticaretin her türlüsüne soyundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ara inat edip, tiyatro oyunculuğuna kalkışmış, boyunun ölçüsünü alınca apar-topar sahneden kaçmıştı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son işi, siyasette yardakçılık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP sevicisi, Başbakan’a hayran!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir TV programını anımsıyorum, Tayyip efendinin ağzının içine düşecekti nerdeyse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlardan bu memlekette kaç tane var acaba diye düşünüyorum, sıralamakta zorlanmıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep aynı yerden toplumun önüne ‘sanatçı’ diye itelenenler; çetelerin- para tüccarlarının, kirli siyaset yürütücülerinin masalarında meze olmuşlar, sonra da yolları açık olmuş!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Televizyon ekranları, gazetelerin üçüncü sayfaları, dergi kapakları bunlardan geçilmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yiyiciler için, canlı et pazarı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ne atom bombası, ne Londra konferansı/Bir elinde cımbız, bir elinde ayna/Umurunda mı dünya” durumunda, gününü gün edenlerin sürüsüne bereket!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç olmazsa, tiyatro dünyasında bunca kirlenme yok diye avunuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-4976360356015224048?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/4976360356015224048/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/05/magazin-boylesini-de-ilk-kez-goruyorum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/4976360356015224048'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/4976360356015224048'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/05/magazin-boylesini-de-ilk-kez-goruyorum.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-xH0NzIziz5U/Tdz3f8qEyXI/AAAAAAAABL4/4U5iOCMt5to/s72-c/ANTALYA%2B2%2BHAZ%25C4%25B0RAN%2B2011.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-4098798183379107061</id><published>2011-05-16T12:11:00.001-07:00</published><updated>2011-05-16T12:14:12.278-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-96tqFbO0LOA/TdF3gNhE1jI/AAAAAAAABLw/POKy19R6-7c/s1600/DEMOKLES%25C4%25B0N%2BKILICI.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 210px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-96tqFbO0LOA/TdF3gNhE1jI/AAAAAAAABLw/POKy19R6-7c/s320/DEMOKLES%25C4%25B0N%2BKILICI.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5607394406320887346" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Pişkinlik…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçim meydanlarından yükselen sesler, bu günden daha da karanlık bir gelecek vaat ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atış serbest.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2023 yılını hedef gösterenler, belli ki bu günün yoksulluğu, işsizliği, yolsuzluğuyla hiç ilgilenmiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşananların sorumluluğunu üstlenmeden, varsa yoksa ‘çılgın proje’ için ahkâm kesiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıkışınca ‘yeni anayasa’nın kapağı aralanıyor.&lt;br /&gt;Anlaşılan her şey hazır!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Topluma giydirilen deli gömleği dar gelmiş olsa gerek ki genişletilmişlerden söz ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durduk yerde uydurulan ‘ileri demokrasi’ yalanına önce kendisi inanmış; anlattıkça göz bebekleri büyüyor, iştahı kabarıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Din-kitap-Allah-cemaat faslında övgünün bini bir paraya!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani elinden gelse mitingler için kurulan sahnelerde toplu namazlar kıldıracak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haremlik-selamlık olarak ayrıştırılmış meydanlardan avazı çıktığınca bağırırken, uçan kuştan bile korktuğu anlaşılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gittiği kentler, kasabalar, geçtiği yollar havadan-karadan-denizden kuşatma altına alınıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle olunca kabadayılıkta sınır yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçerde tavşan cesaretiyle dikleniyor, dışarıda talan edilmeye hazırlatılan ülkelere akıl veriyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekranlarda dönen reklam filmlerine bakınca da şaşırıyorsunuz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkenin ortak değerlerini kara para aklayıcılarına, yandaşlarına pazarlamış olmakla övünüyorlar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendini ‘sol’ sayan ancak batmış-bitmiş-ele geçirilerek talan edilmiş sistemin değiştirilmesi için, hiç bir akıl açan önerisi olmayan CHP ise, bol keseden laf üretiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Herkes rahat bir nefes alacak”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi de nasıl olacak, hangi önermeyle halledeceksiniz, öyle para dağıtmakla, halkı maaşa bağlamakla, ‘yapacağız-edeceğiz-benim adım Kemal’ demekle çözülebilecek kadar basit mi bu mesele?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Taşeronlaşmaya son” diye her yerde bağırıp-çağırmak kolay.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elinizde tuttuğunuz onca belediyenin kaçında sendikalı işçi çalışıyor, önce bunun hesabını verin diye soran olmaz mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlaşılan işsize iş, tüm yurttaşlar için parasız sağlık, parasız eğitim, barınma hakkı, herkes için eşit adalet, düşünce özgürlüğü, bağımsızlık umurunuzda değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kamu yönetimlerinin tamamının dinci-gerici kuşatma altında olması, HES, nükleer santraller, ormanların-doğanın-kentlerin talanı için de mücadeleye hiç gerek yok!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ben insanları, sağcı solcu diye ayırmam” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya ne diye ayırırsınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seccadeyi cami avlusuna serince, siyasette kıble şaşırmak tam da bu olsa gerek!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Irkçılık ise, Kürt ve komünist düşmanlığında sınırsız-sorumsuz yaylım atışlarına devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani iktidar filan olurlarsa, memlekette ‘tek Kürt ve tek komünist’ kalmayıncaya kadar silahlar kan kusacak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vahşet!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylelikle 21. yüzyılda, bozkurtçuklarıyla övünen kaç kafatasçı kaldı görüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birileri ortalara çıkıp, bu ülkede onca yurtseverin, devrimcinin, aydının kanını döken ve katillikten yargılanan kaç vekil adayın, ülküdaşın var diye sormazlar mı sanıyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu son günlerde beylerde laf tükenince, ‘yatak odası siyaseti’ söylevlerinin merkezine taşınmaya başlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Utanç verici.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortalık kasetten geçilmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha fazla haksızlık etmeyelim. Tüm sistem partilerinin ortaklaştıkları tek alansa, sanat!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şaşırmayın, gerçekten öyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakın bu partilerin vaatler listelerine, sanat ve kültür ile ilgili tek sözcük bulamazsınız!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP ve MHP’nin sanat-kültür deyince kudurmuş bir hindi gibi nasıl kabardıklarını ve neler yaptıklarını biliyoruz, yaşadık yaşıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHP’nin ise tüm saldırganlıklara, yıkımlara, yok edilişlere karşı söyleyecek tek cümlesi bile yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyefendi Kars’ta miting yapıyor. Et diyor, süt diyor, hayvancılık diyor, şeker fabrikası diyor ama konuştuğu meydana 250 metre uzaklıkta İnsanlık Anıtı besmeleler çekilerek yıkılıyor, ağzını açıp tek kelime etmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKM, Emek Sineması, kentsel üleşim ile sağlanan rantlar, ören yerlerinin pazarlanması, müzelerin özelleştirilmesi, kütüphanelerin pazarlanmak üzere devredilmesi, kapatılmak istenen Devlet Tiyatroları, 4C uygulamasının eşiğine taşınan opera-bale-senfoni, yıkılmak istenen salonlar, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti yalanıyla yaşananlar, insan yaşamından öteletilen sanat, sanatçıların özlük hakları bu beyleri hiç mi hiç ilgilendirmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama nasıl oluyorsa, sanatçılar ‘doğal yandaş’ ilan ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nasıl pişkinliktir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bu olumsuzluklara karşı boyun kırıp susmak-sinmek-korku duvarının arkasında pineklemek erdem olmasa gerek!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vah benim ülkem vah!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Kabahat senin demeye de dilim varmıyor ama kabahatin çoğu senin…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-4098798183379107061?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/4098798183379107061/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/05/piskinlik-secim-meydanlarndan-yukselen.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/4098798183379107061'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/4098798183379107061'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/05/piskinlik-secim-meydanlarndan-yukselen.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-96tqFbO0LOA/TdF3gNhE1jI/AAAAAAAABLw/POKy19R6-7c/s72-c/DEMOKLES%25C4%25B0N%2BKILICI.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-4370258023476085233</id><published>2011-05-16T12:09:00.001-07:00</published><updated>2011-05-16T12:10:35.300-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-_X8PdVRCHnc/TdF2ndJmh_I/AAAAAAAABLo/k3CRIB2y5H8/s1600/Cep%2BDelik%2BCepken%2BDelik...AF%25C4%25B0%25C5%259E1.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 109px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-_X8PdVRCHnc/TdF2ndJmh_I/AAAAAAAABLo/k3CRIB2y5H8/s320/Cep%2BDelik%2BCepken%2BDelik...AF%25C4%25B0%25C5%259E1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5607393431264856050" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu kahır, bu zulüm, bu yalan…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son günlerde kiminle sohbet etsem, ‘bir dokun bin ah işit’ durumu yaşıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Tiyatro bitiyor hocam. Daha sezonun kapanmasına bir ay var ama herkes perde indirmek zorunda kalıyor. Anadolu’da seyirci evinden çıkamıyor. Bedava su, sandviç için millet meydanlara koşuyor! Bu adamların sanatla ilgileri de sıfır. Varsa yoksa nutuk çekip milletin aklıyla oynuyorlar. Hiçbiri, bir sanat olayı üstünden halka ulaşmayı düşünmüyor. Eskiden böyle miydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- İş yok ağabey. Hiçbir yapım şirketinden bir Allahın kulu aramaz mı? Aranmıyorum. En iyi yapımlarda oynadım, beğenildi filan, ama şimdi. Bu arada cemaat sıkıştırıp duruyor. Aylık maaş öneriyorlar, ‘yalnız bizimle çalışın size şu kadar’ diyorlar. Bir sürü insan teklifi kabul etmiş. Devlet tiyatrolarından, şehir tiyatrolarından insan avlamışlar. Ne halt edeceğiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Provaya girdik, bir ay geceli gündüzlü ter döktük 12 oyun oynandı hop perde kapandı. Kaldık mı sezonun ortasında dımdızlak?  O kadar söyledik dinletemedik, bu tekst bu kadroyla olmaz dedik, batarsın dedik, bari tanıtım yap dedik. Hiç oralı olmadı. Şimdi her gün evden çıkıp şöyle çevreyi bir turlayıp, tekrar eve dönüyorum. Bu arada yalnız olmadığımı oyunun kadrosundaki yirmi arkadaşımın aynı durumda olduğunu da düşününce, basıyorum kalayı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kitapçılar tek tek kapanıyor. Bak Beyoğlu’na ne halde geldi. Güzelim İstiklal Kitapevi kapandı. Metropol zaten kapanmıştı. Bir diğeri yandı kül oldu. Burada her gün bu kadar kalabalık var ama bu insanların binde biri kitapçılara ya uğruyor ya uğramıyor. Tiyatroyu filan hiç aklına getiren yok, sinemalar da öyle. Bitti bu cadde, bu kent bitti. Şuraya kondurulan alış-veriş merkezine bir bak, utanıyor insan. Vaktiyle o yapının olduğu yerde iki sinema, bir tiyatro salonu vardı, şimdi bir cep sineması olsun yapmayı bile akıl etmediler. Kapitalizm canavar hocam, kusuyor üstümüze.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;- Güya çalışıyoruz. Ortada para yok. Yapımcı dört bölümün ikisinin parasını yatırıp diğer ikisini bir dahaki aya sarkıtıyor. Anam ağlıyor. Set saatleri hiç belli değil. Program düğüm olmuş. Niye stok yok,  kimin suçu?  Oyuncunun, set çalışanının, tekniğin, rejinin suçu yok biliyoruz. İki tane stok olsa böyle mi olur? Geceler gündüzlere karışıyor. İnsan hakkı diye bir şey yok bu memlekette. Bunun bir çözümü olmalı, birileri bu duruma son vermeli. Sendika dediğin ne işe yarar, bu hak gaspı değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Geçen yıl bu vakitler bir film çektik, halen paradan-puldan haber yok. Adam müzisyen, geldi yapımcılığa soyundu, yüzüne gözüne bulaştırdı. Bakanlıktan aldığı üç kuruş anında bitti tabi. Bir sürü borç yapmış, zaten film de bitmedi- bitirilemedi, çekilenlere el koyan alacaklılar olmuş; herif pişkinliğe vurup utanmadan benden para istiyor. Senin neyine kardeşim sinema, git bildiğin haltı ye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Setlerde çalışan arkadaşların da özel tiyatrolarda çalışan meslektaşlarımızın da sigortaları ödenmiyor. Kim müdahale edecek buna? Adamlar, vergiden kaçmak için sözleşmeleri tek yanlı yapmaya yada hiç sözleşme yapmamaya çalışıyorlar. İş güvencesi yok, sağlık güvencesi yok. Kimin alanına girer bu kavgayı vermek, yok mu bu insanların bir sahibi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bakan efendinin önerisiyle kurulan birlik ortaya çıktı; “telif haklarımız güvence altında” dedi. Nasıl oluyor peki, bizim telif hakkımız varsa, nasıl oluyor da yayın tekrarlarından, dış ülkelere satışlardan ödeme almıyoruz? Ortada ya bir büyük yalan var ya da söz konusu yasa göstermelik; kim ilgilenecek bununla?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Aynı şeyleri düşünüyoruz. Sine-Sen varken ne gerek vardı aynı işkolunda yeni bir sendika kurmaya? Bu alandaki mücadeleyi daraltmaz mı? Bu memlekette, oyuncu hakları ile set çalışanlarının, tekniğin hakları ortak değil mi? Alın bakın yeni kurulan Oyuncular Sendikası’nın kuruluş amaçlarına, bir kaç küçük farklılığın dışında Sine-Sen ile aynı şeyleri söylüyorlar. Yapılması gerekenleri bir kâğıda alt alta yazarak, aynı iş kolunda yeni bir sendika kurmanın amacı ne peki, burada bir kötü koku yok mu? Hani AKP Ocak ayında yasa çıkarıyordu; güvence alınmıştı filan, ne oldu? Ben bu durumu sorguluyorum, herkes sorgulamalı. Sine-Sen yönetimi de kendini sorgulamalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Artık beni kimse çağırmaz oldu. Bizim türkülerimiz değersizleşti gülüm. Adamlar, önümüzü tıkamak için ne gerekiyorsa yaptılar. Sen misin solcu al bakalım! Ama ben bizimkileri anlamıyorum, geceler yapıyorlar, heriflerin dinci şiirler okuyan bed sesli, kötü Türkçeli züppelerini çağırıp dünyanın parasını ödüyorlar, popçuları çağırıyorlar yine öyle. Bunu bildik belediyeler, sivil toplum örgütleri filan yapıyorlar. Artık kesinlikle anlıyorum, bu CHP ve kendini bilmez bazı sivil toplum örgütleri, ülkenin sağcılaşmasına hizmet ediyorlar. Ne olacak bu işin sonu, buna bir el koyan olamayacak mı? Ülke her anlamda batağa itiliyor, herkes seyrediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Şiirsiz olmaz, ne insanlık ne doğa, ne dün ne gelecek şiirsiz yapamaz. Ama nasıl oluyorsa oluyor günümüz insanı bunu becerebiliyor, şiir okunmuyor. Yalnız şiir değil, roman da öykü de okunmuyor. Bıktım, bırakacağım bu işleri, koyarım sözcüklerimi torbama, doğru köye. Bu ülke hangi şairine sahip çıktı ki günümüz şairlerine, şiirine sahip çıksın. Kaldı ki şimdi söz daha yavan, daha sığ. Önceleri böylemiydi, daha sözcükler şairin yüreğinden kâğıda düştüğünde, sıyrılıp girerdi insan aklına. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Filmi beğendim hocam, elinize sağlık. Devrimden Sonra’nın sinemamız için bir ilk olması umut verici. Bazı kendini bilmezler, anlamsız yazılar yazıyorlar. Anlıyorsun ki adam seyretmeden döktürmüş küfrü. Dinci gazetelerin birinde bir yazı okudum, “bükemediğin eli öpeceksin” diye yazmışlar. Bunu bile görmeyen, görmek istemeyen cahillerimiz var. Ellerinde her tür olanak olduğu halde, bu alanda bir tek ürün bile verememiş, buna cesaret edememiş olanlar yapıyorlar bunu. Kolektif ruha saldırıyorlar. Bilerek ve isteyerek devrimci yaratıların düşmanı olma yolundalar. Bence, gerçeğin peşinden koşan sanatçı ağabeylerimizin, kardeşlerimizin birlik olunca neler yapabileceklerinin işareti bu film. Dilerim yenisini çekersiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Biliyor musun? Aysa Organizasyon sahibi Alaattin içerde. İzmir Belediyesine yapılan baskından sonra tutuklanarak cezaevine kondu. Belediyeyle iş yapan tüm şirketlerin sahiplerini de gözaltına almışlar. Hayır, anlamıyorum, bir tiyatro organize şirketinin eti ne budu ne? Açıklamalardan anlıyoruz ki, İzmir Belediyesi tüm kültür-sanat programlarını iptal etmek zorunda kalmış. Önümüzdeki İzmir Tiyatro Günleri tehlikede demektir. Kültür Bakanı denen zat, İzmir’den aday. Eğer İzmir bu adama, bu partiye oy verip seçerse, yazık olsun İzmir’e.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- 6 Mayıs’ta Ankara’da salondaydık hocam. O gün içimiz çok buruktu. İdamların yıldönümünde bir çınar düştü toprağa. Bu nasıl örtüşmedir? Hayatını onurlu insanların hukuk mücadelesine adamış bir adalet savaşçısı, çocuklarının idam yıldönümlerinde toprağa aktı. Gösterinizin final sahnesinde tutamadım kendimi “kahrolsun faşizm” diye zıpladım yerimden. Baktım ki yalnız değilim mutlandım, sağ olun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Meydanlardaki maymunluğun bitmesine kaç gün kaldı hocam, daha ne kadar sürecek bu kayıkçı kavgası? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ellerini birleştiremeyenler, onurlarını birleştirebilecekler mi sence?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Daha nereye kadar bu kahır, bu zulüm, bu yalan?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-4370258023476085233?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/4370258023476085233/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/05/bu-kahr-bu-zulum-bu-yalan-son-gunlerde.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/4370258023476085233'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/4370258023476085233'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/05/bu-kahr-bu-zulum-bu-yalan-son-gunlerde.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-_X8PdVRCHnc/TdF2ndJmh_I/AAAAAAAABLo/k3CRIB2y5H8/s72-c/Cep%2BDelik%2BCepken%2BDelik...AF%25C4%25B0%25C5%259E1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-9134045843880743687</id><published>2011-05-02T13:23:00.000-07:00</published><updated>2011-05-02T13:24:40.812-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-7P10bsUBj2o/Tb8TAAnFB8I/AAAAAAAABLg/x8DUJ8i-xpw/s1600/gala3_03.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 213px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-7P10bsUBj2o/Tb8TAAnFB8I/AAAAAAAABLg/x8DUJ8i-xpw/s320/gala3_03.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5602217352357021634" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-9134045843880743687?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/9134045843880743687/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/05/blog-post_02.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/9134045843880743687'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/9134045843880743687'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/05/blog-post_02.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-7P10bsUBj2o/Tb8TAAnFB8I/AAAAAAAABLg/x8DUJ8i-xpw/s72-c/gala3_03.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-5200518218371241813</id><published>2011-05-02T13:21:00.002-07:00</published><updated>2011-05-02T13:22:25.564-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-k0oRgplnNaY/Tb8SdMLPHoI/AAAAAAAABLY/snXrxU4yWjc/s1600/CEP%2BDEL%25C4%25B0K%2BCEPKEN%2BDEL%25C4%25B0K%2BAF%25C4%25B0%25C5%259E....jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 109px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-k0oRgplnNaY/Tb8SdMLPHoI/AAAAAAAABLY/snXrxU4yWjc/s320/CEP%2BDEL%25C4%25B0K%2BCEPKEN%2BDEL%25C4%25B0K%2BAF%25C4%25B0%25C5%259E....jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5602216754166046338" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-5200518218371241813?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/5200518218371241813/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/05/blog-post.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/5200518218371241813'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/5200518218371241813'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/05/blog-post.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-k0oRgplnNaY/Tb8SdMLPHoI/AAAAAAAABLY/snXrxU4yWjc/s72-c/CEP%2BDEL%25C4%25B0K%2BCEPKEN%2BDEL%25C4%25B0K%2BAF%25C4%25B0%25C5%259E....jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-2852507859902439337</id><published>2011-05-02T13:21:00.001-07:00</published><updated>2011-05-02T13:21:21.385-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Yuhhh…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ülke uçurumdan aşağı yuvarlanıyor dedikçe “abartılı bir saptama” diyenler, şimdilerde ortalarda yoklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bunlar sanat ve sanatçı düşmanı, şu olanlara bakın memleketi cami avlusundan yönetiyorlar, halkın yaşamından tüm sanat alanlarını öteleştirdiler, amaç bizleri öteki yapmaktır, Kul olmamızı istiyorlar. Bu ülkenin sanatçıları, kul olmayı kabullenecekse yuh bize” deyince, “uzlaşı yolları henüz açık” diye nutuklar atılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Utanmazlıkta sınır yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kars’ta heykelin kafaları tekbir sesleri ile kesiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kars halkı sus-pus, ülke halkı lal.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHP’nin bu meseleyle ve tüm sanat alanlarında yaşanan tartışmalarla ilgili söyleyecek tek sözü olmadığı anlaşılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MHP kıs-kıs gülerek, ‘sessiz alkışa’ duruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten Kars Belediye Meclisi’ne ‘heykel’in yıkılması’ önergesini veren bu ırkçılar değil miydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem kendi onurlarını, hem ülkenin onurunu kurtarmak için çabalayan sanatçılara bir tek ‘boyun eğmeyenlerin’ sahip çıkması ne hazin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Mayıs’ı kutladık. Taksim alanı hınca hınç doldu. İşçiler-emekçiler-yoksullar saf oldular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kürsüden sanat düşmanlığı ile ilgili tek kelime duymadık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ellerine mikrofon verilen sanatçılar da suskun kaldılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa toplanılan alanın orta yerinde yalnızlığa itilmiş, AKM’ye dönüktü yüzleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yılda bir kez olsun ortaklaşan tüm alanların, ülke de yaşanan Taliban aklıyla ile ilgili söyleyecekleri tek kelime olsun yok mudur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Ödül aldığım için sevinemiyorum. Zira AKM hala kapalı. Muammer Karaca tiyatrosu 5 yıldızlı bir otele çevrilmek isteniyor. Başbakan istedi diye heykeller yıkılıyor. Sanatçılara saldırılıyor'' diye haykıran Genco Erkal ustaya da kulak tıkanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne hazin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş işten geçmiş, kara akıl vinçleriyle iş makineleriyle heykeli abluka altına almış, kesim başlamış birkaç ‘liberal aydın’ ortaya çıkıp, ‘durdurulmalı’ diye bildiri yayımlıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklı olan sormaz mı ‘daha önce neredeydiniz, sanatçılar İstanbul’da Kars’ta yıkıma set olmaya çalışırken neden sesiniz soluğunuz çıkmadı’ diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaranmanın böylesine can kurban!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmeyene-anlamak istemeyene-işine gelmeyene-suskun kalıp boyun kıranlara bir kez daha söyleyelim, Kars’ta anıta yapılan saldırı, 21. yüzyıl için yüz karasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi de ‘çılgın proje’ alkış yağmuruna tutuluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yandaşlar, dönekler, rant avcıları bir koro halinde iştah kabartıyorlar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazetelerinde, televizyonlarında kurmaca bir geleceğin pembe tabloları üstüne hesaplar yapılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söz konusu bölgeye arazi mafyası çoktan çöreklenmiş durumda!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birilerinin salyaları akıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç kimse, Mimar ve Mühendis Odaları Birliği’nin, çevrecilerin haykırdıkları gerçekleri duymak-anlamak istemiyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Utanmazlığın-cahilliğin-geriliğin böylesi az görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kez daha ‘bu ülke, bu toplum bütün bunları ne kadar hak ediyor’ diye soruyorum kendime.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öfkem büyüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Taliban akla esir düşmek, tam da bu olsa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-2852507859902439337?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/2852507859902439337/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/05/yuhhh-bu-ulke-ucurumdan-asag.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/2852507859902439337'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/2852507859902439337'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/05/yuhhh-bu-ulke-ucurumdan-asag.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-8301296017403879179</id><published>2011-04-26T14:15:00.000-07:00</published><updated>2011-04-26T14:17:53.941-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-48zLmCPsE8I/Tbc2dAT9-tI/AAAAAAAABLQ/3rSkD8xWmpk/s1600/NAZIM%2BLOGO.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 252px; height: 94px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-48zLmCPsE8I/Tbc2dAT9-tI/AAAAAAAABLQ/3rSkD8xWmpk/s320/NAZIM%2BLOGO.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5600004533586361042" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-8301296017403879179?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/8301296017403879179/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/04/blog-post_26.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/8301296017403879179'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/8301296017403879179'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/04/blog-post_26.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-48zLmCPsE8I/Tbc2dAT9-tI/AAAAAAAABLQ/3rSkD8xWmpk/s72-c/NAZIM%2BLOGO.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-423780440261637379</id><published>2011-04-26T14:14:00.003-07:00</published><updated>2011-04-26T14:15:40.140-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-1a-_SwiD0xo/Tbc18EgizYI/AAAAAAAABLI/e1Ois_SnntE/s1600/Muhsin%2BErtu%25C4%259Frul%2Btiyatroya%2Bkapat%25C4%25B1ld%25C4%25B1%2BBELGE....jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 178px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-1a-_SwiD0xo/Tbc18EgizYI/AAAAAAAABLI/e1Ois_SnntE/s320/Muhsin%2BErtu%25C4%259Frul%2Btiyatroya%2Bkapat%25C4%25B1ld%25C4%25B1%2BBELGE....jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5600003967777164674" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-423780440261637379?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/423780440261637379/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/04/blog-post.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/423780440261637379'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/423780440261637379'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/04/blog-post.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-1a-_SwiD0xo/Tbc18EgizYI/AAAAAAAABLI/e1Ois_SnntE/s72-c/Muhsin%2BErtu%25C4%259Frul%2Btiyatroya%2Bkapat%25C4%25B1ld%25C4%25B1%2BBELGE....jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-6030705730569828194</id><published>2011-04-26T14:14:00.001-07:00</published><updated>2011-04-26T14:14:30.689-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Ohhh..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülke 12 Haziran seçimlerine doğru seğirterek yol alırken, sanat alanlarında bir suskunluk, bir teslimiyet, bir boyun eğme yarışı var ki sormayın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimsenin ağzını bıçak açmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korku desem, tam karşılığı olmayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Biat’ ediliyor desem, çok ağır olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama sonunda rahatlıkla söyleyebiliyorum ki bunca olay karşısında ‘gıkları çıkmayanların’ durumları vahim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korkuyorlar, biat ediyorlar ve böylelikle boyunlarını kırıp teslim oluyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar bu ülkenin sanatçıları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayıları da üç beş değil hani, onlarcalar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dönüp kendime sorular soruyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten böyle değiller miydi, zaten hemen her dönemde ‘sağcı ile sağcı, solcu ile solcu’ olmak için ne gerekiyorsa yapmadılar mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Mart’ta, 12 Eylül’de ‘komünist’ ilan edilip cezaevlerine konan, işkence tezgâhlarından geçirilen meslektaşlarına, işlerinden atılan arkadaşlarına, yasaklanan kitaplara, filmlere, oyunlara, kapılarına kilit vurulan kültür evlerine, bombalar atılan tiyatrolara seslerini çıkaranlar kaç kişiydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cezaevleri ağzına kadar onurlu insanla doldurulduğunda ‘bir midye gibi korkak ve ürkek kabuğuna çekilenler’, günü kurtarmak için suskun kalanlar kimlerdi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtim geçmişte yaşanan onca acı ve hüzün dolu insanlık katliamlarına karşı durmamalarını, yakın tarihte yaşananlara karşı sesleri kısılan kimlerdi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hele şu son süreç!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülke her şeyi ile teslim alındı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarım, sağlık, eğitim, ekonomi, çalışma yaşamı, doğa, kültürel hayat kuşatıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir güruh yaşamlarımıza el koydu, çıktı üstümüzde tepinmeye çalışıyor, yine kimseciklerin sesi çıkmıyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyükçe bir çoğunluğu 27 Mart Dünya Tiyatro Günü hiç yokmuş gibi davrandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazılan bildirilere, yapılan eylemlere gözlerini kapadılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taliban Kars ilinden memlekete giriş yaptı, heykel yıkıyor bunların yürekleri bile titremiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basılmamış kitaplar yasaklanıyor, tiyatroların kapılarına kilit vuruluyor, bakan efendi çıkıp ‘Devlet Tiyatroları’nın kapatılması’ için nutuk çekiyor, bunların yine gıkı çıkmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haklarını da yemeyelim, seslerini çıkaranların bir kısmı çok cesur!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela biri çıkıp, D.T olayında, “oyuncu, hem hanımefendiden hem tüm seyirciden özür dilemeli” gibi büyük bir öngörü de bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir diğeri, olayın müsebbibi hanımefendiyi çay içmeye davet ederek “size anlatırdık meseleyi hallederdik” diyebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir başkası ise, “zaten çürümüş olan Devlet Tiyatroları’nın neden kapatılması gerektiğini” sayfalar dokusu inciler dökerek sıralıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örgütlerden ortak basın açıklamaları yapılıyor, birkaç dost sözlerini daha açıktan söylemeyi yeğleyip ‘alanları ortak tutum almaya’ çağırıyor, bu beyler bütün bunları olmamış- yaşanmamış varsayıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görmüyorlar, duymuyorlar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanal ortamlarda dedikodular dolaştırmak, ellerinde bulundurdukları siteleri aracılığı ile popüler olanı itelemek, ‘eleştiri’ adıyla yazılan onlarca işlevsiz yazıyı sayfalarına taşımak, işlerine geliyor olsa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçeğin üstünü böylelikle örtme telaşı da garip!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herhangi bir sorunun yanıtını, sayfalarca ipe-sapa gelmez lafla anlatmak da ustalık işi anlıyoruz; ama ne kadar işe yarıyor acaba?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiyatro dünyamıza ne katkısı var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnızca oyun tanıtımları yaparak, ‘reklam peşine düşmek’ ne kadar etik?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ülke de tiyatronun sorunlarına, tiyatro sanatçısının-emekçisinin yaşamına dokunan, tiyatro seyircisinin getirildiği noktaya işaret eden kaç yazı yayımlanıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alanın başını kaldırmasını istemeyen kaç ‘korkak’ aramızda dolaşıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ülke bütün bu olanları ne kadar hak ediyor diye soruyorum kendime.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söyleyeceklerim, önce bir küfür gelip boğazımda tıkanıyor sonra özgür bırakıyorum nefesimi ve avazım çıktığınca bağırıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Onurlu insan biat etmez-teslim olmaz-boyun eğmez-korkmaz-ürkmez-çekinmez-aklını teslim etmez.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra derin bir ohhh çekip rahatlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-6030705730569828194?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/6030705730569828194/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/04/ohhh.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/6030705730569828194'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/6030705730569828194'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/04/ohhh.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-4576935213345544629</id><published>2011-02-28T02:34:00.000-08:00</published><updated>2011-02-28T02:35:09.668-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Çalım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korku yürekleri kuşatınca, suskunluk erdem olmaya başladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumca susuyor, olanları siyah-beyaz bir film gibi izliyor, işin içinden sıyrılıp çıkacak güçle olan bağlarımız olmayınca da kendimize bile çalım atıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu günler hayata çalım atma günleri olsa gerek!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylelikle kurtulmuş oluyoruz üstümüze taşan dertten-tasadan ve böylelikle rahatlıyor-huzura eriyoruz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamlarımızdaki her sorun, anlık sürelerle gündemimize geliyor ve geldiği gibi ötelenip gidiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bunu sanatla yapmaya kalkınca, ‘kıvırıp-bükmek’ zorunda kalıyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiir yazayım dersiniz sözcük uyduramazsınız, resim yapayım dersiniz boya kusar, öykü yazayım dersiniz kurgu şaşar, film çekeyim dersiniz elinizde kalır, heykel yontayım dersiniz taş küser, dans dersiniz adımlarınız karışır, müzik dersiniz gırtlağınız kurur, tiyatro dersiniz nefesiniz tıkanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözün kısası, söyleyecek sözünüz yoksa aklınız büzüşüp kalakalıyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkedeki sanat alanlarının tıkanıklığı, üretimlerindeki yavanlığı, sıradanlığı, örgütsüzlüğü için onlarca neden varsa, ilki bu olsa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi aklımızın esir edilmesini sineye çekmiş durumdayız!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buradan çıkışın elbet onlarca yolu var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak aklını ortaklaştırmamış hangi birey güçlü olabilir, tek başına hangi birey, hem kendinde hem toplumda oluşan korkuyu delip geçebilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ucube” tartışmasında yaşananlar en canlı örnekleme olsa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uluslararası saygınlığı olan bir yaratıcının anıt çalışması üzerine yapılan hakaret ve saldırılar ortada tüm çıplaklığıyla dururken, sanat alanlarından toplu bir karşı çıkışın örgütlenmemiş olması ve işin yargıya havale edilerek çözüm beklentisinin oluşturulması başkaca nasıl açıklanabilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Sözümüzü söyledik gerisi sistemin işi bekleyip göreceğiz’ deyip köşelerimize çekilecek miyiz yoksa bu gerici kalkışmaya birlikte yanıt oluşturmak için, korku duvarını delip geçecek miyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlkinde,  bir ‘hayır’ olmadığı ortada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adamlar dediklerini yapma konusunda kararlı bir irade gösteriyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birlikte izliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurullar toplanıyor, belediye meclislerinde oylanıp kararlar alıyor ve padişah buyruğunu yerine getirmek için kılıflar dikiliyor, anıtın kesilip-parçalanmasından dem vuruluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O çok güvenilen ‘adalet’ içinse gülüp geçiyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi adalet, kimin adaleti, ya da daha açık soralım hangi yargı, kimin yargısı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam ferman vermiş, görmüyor muyuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkincisinde ise bu ülkenin tüm alanları için ‘hayır’ var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birileri bu memlekette at oynatmanın o kadar da kolay olmadığını anlamalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği’nin geçtiğimiz hafta bu mesele üstüne yaptığı panelin sonunda söylediklerimi burada tekrar etmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Korkunun hiç kimseye faydası yok. Gerçekleri hayatlarımızdan ötelemek önce kendimize çalım atmaktır. Boyun eğmeyen insan korkmayan insandır; gelin boyun eğmediğimizi gösterelim, Kars’a gidelim ve anıta sahip çıktığımızı tüm dünyaya duyuralım.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Panel katılımcıları içindeki Fazıl Say’ın “Bu gerici kalkışmaya karşı bir yanıt oluşturmak sanatın ve sanatçının görevidir. Bunun için buradayım” demesi de korku duvarının bezden bir perde olmaktan öte olmadığının asıl göstergesi olsa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşaret edilen bu siyah perde yırtılmayı, parçalanıp yok edilmeyi bekliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz ise yalnızca konuşuyor, sözü eyleme dönüştürmekten kendimizi öteliyor, söylediklerimize birlikte çalım atıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-4576935213345544629?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/4576935213345544629/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/02/calm-korku-yurekleri-kusatnca-suskunluk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/4576935213345544629'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/4576935213345544629'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/02/calm-korku-yurekleri-kusatnca-suskunluk.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-2571234507867369961</id><published>2011-02-21T11:43:00.001-08:00</published><updated>2011-02-21T11:43:17.079-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Boyun eğmeyen…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünlerde, dünde kalmış oyun şarkıları düşmüyor dilimden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TV ve gazete haberlerini görüp, yaşanan hayat işkenceye döndükçe bir ıslıktır çoğalıyor sesim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Mart ve 12 Eylül süreçlerindeki gözaltılar-tutuklamalar ve katliamlarda da benzer şarkılar yapışmıştı dilime.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gün gibi anımsıyorum, o zamanlar bu şarkılar meydanlarda da söylenirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiyatro oyunları için yapılmış şarkıların, emekçilerin-devrimcilerin diline dolanması şimdilerde olası değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne sahnelerimizde o tür oyunlar var nede o oyunlara sahip çıkanlar ortada!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bertolt Brecht’in Gorki’den oyunlaştırdığı ANA oyunundan söz ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara Sanat Tiyatrosu’nun kapısının önünde başlayan kuyrukların uzayıp gittiği yıllar, o şarkılar gibi tarih oldular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiyatro gişesinin iki emektarı Tekin Ağabeyle Esma Ablamın kulakları çınlasın. Aylık biletler çıktığının haftasına tükenir, ek seanslar konurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyuncu arkadaşlarım repo gününü iple çekerlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazartesi dışında her gün sahnedesiniz. Çarşamba matine-suare, Cumartesi de öyle. Hele birde Çocuk oyununda da oynuyorsanız yandı keten helva. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dışarıda hayat cıvıl cıvıl.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üniversiteler ayakta, işçiler grevde-direnişte, kentlerden eşitlik-özgürlük ve barış için kavga sesleri yükseliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anadolu bin bir çiçekli bir meydan. Halaya durmuş, işçi-köylü-gençlik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her gün gözaltılar, işkence haberleri, yasaklamalar, sansürler, gazeteci tutuklamalar, yazarları-çizerleri cezaevlerine atmalar, mahkemeleşmeler, adı ‘faşist’e çıkmış savcılar-yargıçlar, faili belli cinayetler, sokak ortasında eli silahlı caniler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tank paletleri ezan sesleri ile sokakları kuşatmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Frukolar” adım başı arama-tarama yapıyor, keyfi gözaltılar, işkence ve katliam haberleri gazetelerin birinci sayfalarını donatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim dilimizde ise hep aynı şarkı çoğalıyordu.&lt;br /&gt;“Gardiyanları ve yargıçları ve savcıları&lt;br /&gt;hepsi halka karşıdır.&lt;br /&gt;Kanunları, yönetmelikleri, bütün kararları&lt;br /&gt;hepsi halka karşıdır.&lt;br /&gt;Dergileri, gazeteleri, bütün yayınları&lt;br /&gt;hepsi halka karşıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların hiçbiri onları kurtaramayacak,&lt;br /&gt;durduramayacaklar halkın coşkun akan selini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Panzerleri, kelepçeleri, bütün silahları&lt;br /&gt;hepsi halka karşıdır.&lt;br /&gt;Zindanları, tutukevleri, işkence evleri&lt;br /&gt;hepsi halka karşıdır.&lt;br /&gt;Borsaları ve şirketleri ve iktidarları&lt;br /&gt;hepsi halka karşıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların hiçbiri onları kurtaramayacak,&lt;br /&gt;durduramayacaklar halkın coşkun akan selini.”&lt;br /&gt;Tıpkı AST sahnesinde kapalı gişe oynayan ANA oyununda söylendiği gibi başlar dik, beden isyanda ve yatağına sığmayan deli bir ırmak gibi coşkun.&lt;br /&gt;Sarper Özhan bestesi bu şarkıyı, kaç insanımız anımsıyor şimdi?&lt;br /&gt;Hayatı umuda dönüştürmek için gerçeklerin en yüksek sesle haykırılmasına gereksinme duyan ve zorbalığa, gericiliğe, faşizme direnecek kaç insanımız var şimdi?&lt;br /&gt;Kaç insanımız onuru için kavgaya hazır?&lt;br /&gt;Kaç insanımız işi-aşı-geleceği ve ülkesi için direniyor?&lt;br /&gt;Kaç insanımız var teslim alınamamış?&lt;br /&gt;Kaç insanımız var boyun eğmeyecek olan?&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-2571234507867369961?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/2571234507867369961/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/02/boyun-egmeyen-bugunlerde-dunde-kalms.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/2571234507867369961'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/2571234507867369961'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/02/boyun-egmeyen-bugunlerde-dunde-kalms.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-9086866348055397509</id><published>2011-02-14T03:43:00.000-08:00</published><updated>2011-02-14T03:44:13.152-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Torbacı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haydi, gözümüz aydın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Torbaydı çuvaldı derken, artık ‘nur topu gibi’ yeni yasalarımız var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm toplum olarak tepe tepe kullanacağız!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışma yaşamımızı alt-üst edecek düzenlemelerin getirileri üstüne yazılanlar, alanlarda söylenenler AKP’nin umurunda olmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emek örgütlerinin haklı taleplerinin önü, panzerlerle, coplarla, tazyikli sularla, biber gazları ile olabilecek en düşmanca biçimde kesildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten sendikal örgütlenmelerden DİSK ve KESK dışında diğer yapılardan ses çıkmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TÜRK-İŞ kendi tarihinin en teslimiyetçi günlerini yaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HAK-İŞ denen AKP sendikacılığı ise neredeyse zil takıp oynayacak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tarihi utanmazlığın gün gelir hesabı sorulur mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söz konusu yandaş sendikaların bünyelerinde yer alan işçilerin sus-pus olmalarının nedeni bir çıkar ummaktan mı ibarettir, yoksa ‘padişah’ korkusuna esir mi düşülmüştür? Bunu birlikte göreceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasa mecliste görüşülürken, alanlara çıkan insanlığın sanatçılar tarafından yalnız bırakılması ise asıl sorundur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KESK üyesi Kültür Sanat Emekçileri Sendikası ile DİSK üyesi Sinema Emekçileri Sendikası dışında hiçbir sanat örgütünden tek ses çıkmamıştır!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durum, ‘sanat alanlarının haksızlıklara, faşist dayatmalara karşı direnme geleneği yok’ deyip geçiştirilecek bir mesele olmaktan ötedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülke sanat alanları, aklını yitirme boyutuna varan bir seviyede suskunlaştırılmış-teslim alınmış ve yalnızlaştırılarak, bir kaos ortamına itelenmişse, burada sanatçıların sorumluluğunun olmadığını savlamak saf dillik olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunda Dolmabahçe tıkınmalarında bağdaş kuranların, ellerine mikrofon-ekran olanağı geçtiğinde ‘padişah efendiye’ övgü dizenlerin, AKP uygulamalarına saygı-sevgi-hürmet arz edenlerin payı, sanıldığından da büyüktür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, yinelemek gerekiyor. ‘Bir kısım sanat adamının’ aklı sistem tarafından devşirilmiş durumdadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiyatro-sinema-resim-müzik ve yazın dünyası içinden onlarca isim, cemaat kapılarında el açmış ve secdeye varmak için fetva bekler olmuşlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu isimleri tek tek deşifre edip, ’kula kulluk etmenin’ onursuzluğu üstüne ahkâm kesmek niyetinde değilim, ancak gerçek ortadadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP sanat alanlarında yapmak istediğini yapmış yarılmayı gerçekleştirmiştir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşlarım ‘paranın gözü kör olsun’ diyorlar, bense ‘cahilliğin iki gözü de aksın’ diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bahis açılınca, geçmiş düşüyor aklıma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce 68 baharındaki bağımsızlık tutkusunun sanat alanlarınca sevinçle kucaklanması, sonra 77-78’li yılların eşitlik ve özgürlük çağrısına uzatılan eller. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanat tüm alanlarıyla emekçilerin, çalışanların, işsizlerin, yoksulların, işsizlerin koluna girmiş-saf olmuş, ülke onuru için kavgaya atılmış; grevlerde, alanlarda, gençlik eylemlerinde halkının yanında yer almayı bir görev saymıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahnelerde üretilen oyunlar, sinemada çekilen filmler, yapılan resimler, bestelenen şarkılar, yazılan romanlar-öyküler-şiirler aynı ırmağın içinde birlikte akmayı becerebildiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sistem, her iki dönemde de tüm baskılara-gözaltılara-işkencelere karşın, sanatı ve sanatçıyı devşirmeyi bu denli becerememişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdiki kadar kolay aldatılıp suskunlaştırılan bir süreç, 12 Mart ve 12 Eylül faşist darbeleri dönemlerinde de yaşanmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasaklanan oyunlar, kapılarına kilit vurulan tiyatrolar, sansürlenen-yakılan filimler, basılan kültür merkezleri, yasaklanan kitaplar, hapislere atılan sanatçılara rağmen, tüm alanlar direnmenin erdemini birlikte yaşadılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya şimdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ellerimizde yükseltmemiz gereken örgütlerimizin bile, altını oymaya çabalıyoruz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyduruk birkaç kara akla, ‘çıkar hesapları yaparak’ kendi geleceğimizi karartıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanat alanlarının içinde elini kolunu sallayarak dolaşan ve her önüne gelene globalleşme aklını satmaya çabalayan liberallere karşın, gerçekliğimizi görmezlikten gelmek, cehaletimizin sonucu değil ise nedir? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu ‘torba yasa’ denen çuval başımıza geçirilmek üzereyken, AKP’ye karşı direnen emekçilerin yanında olmamak, içimizdeki gerici-liberal ittifakının başarısı olsa gerek!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya işçi ve emek örgütleri ile bu örgütlere üye sanat örgütleri bizler için ayağa kalkıp, AKP ve yandaşlarına, “çalışma yasalarını İLO (Uluslararası Çalışma Örgütü) sözleşmesine uyumlu hale getirin” çağrısını yaparken bile suskun kalmış olmanın, başkaca tanımlaması olmasa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DİSK tarafından paylaşılan ve ülkemiz işçileri-emekçileri ile dayanışma içinde olduklarını belirterek AKP hükümetini uyaran ülkelerin içinde, Cezayir, Arjantin, Avustralya, Bahamalar, Avusturya, Barbados, Belarus, Hong Kong, Belçika, Bosna Hersek, Botswana, Brezilya, Bulgaristan, Kamerun, Kanada, Şili, Kongo, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, İspanya, Etiyopya, Malezya, Finlandiya, İsveç, İsviçre, Malta, Fransa,  Almanya, Gana, Yunanistan, Guyana, İzlanda, Macaristan, Endonezya, İran, Irak, İrlanda, İsrail, İtalya, Japonya, Kazakistan, Kore, Lübnan, Lüksemburg, Meksika, Nepal, Hollanda, Yeni Zelanda, Nijerya, Norveç, Umman, Pakistan, Peru, Filipinler, Polonya, Portekiz, Rusya, Sırbistan, Slovenya, Güney Afrika Cumhuriyeti, İspanya, Sri Lanka, İsveç, İsviçre, Tayvan, Trinidad Tobago, İngiltere, ABD, Uganda, Ukrayna, Uruguay var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün  “Haritada yerini bile bilmediğimiz ülkelerden destek gelmesi ne kadar sevindiriciyse, kendi ülkemizin uluslararası sözleşmeler karşısında sağır ve dilsiz kalması da o kadar üzücüdür” açıklaması, kimin aklını başına devşirir dersiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne diyelim, bir torbacıya esir düşmek tam da bu olsa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-9086866348055397509?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/9086866348055397509/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/02/torbac-haydi-gozumuz-aydn.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/9086866348055397509'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/9086866348055397509'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/02/torbac-haydi-gozumuz-aydn.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-4225785559938578805</id><published>2011-02-07T09:45:00.001-08:00</published><updated>2011-02-07T09:45:51.596-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Susun, sakın konuşmayın sakın…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Cahil cesareti” denilen sıradanlık, akıl almaz işlere imza atmaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ucube” tartışmasıyla başlayıp gelinen nokta, artık tüm tarafların kılıçlarını çektiği bir zeminde restleşmeye kadar vardırıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etik-hukuk ayaklar altına alınıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Padişah’ın buyruğu bir an önce yerine getirilsin diye yenilmedik halt kalmadı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kars belediye meclisi, AKP-MHP ittifakının oy çokluğu ile anıtı ‘keserek yıkma’ kararı aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kültür Bakanı’nın minderden kaçıp af dileyişi ise, hayli zaman oluyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anıtın yaratıcısı Mehmet Aksoy’un ve sanat alanlarından onlarca insanın söylediklerinin hiçbir değeri olmadığı anlaşılıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dolmabahçe tıkınmalarında ‘sanatçıyı’ karşısına dizip, “bizim için sizlerin söyleyecekleri önemlidir” diyen Padişah, hayata kulağını tıkayarak aklına geleni yapmakta ve inatlaşmayı sonuna kadar sürdürmekte kararlı görülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok biliyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok biliyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekranlar en büyük silahları, yazılı basın da öyle, radyoları da öyle. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gün 24 saat sanat, sanatçı düşmanlığı yapıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm yandaşların, ırkçı-dinci tecavüzcülerin ve tecavüzcü sevicilerin Defne Joy Foster’ın arkasından yazdıkları, söyledikleri insan olanı utandırır!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu Hıncal Uluç denen zat, her konuda ahkâm kesen bir kapı kulu olduğundan beri insanlıktan da vazgeçti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Beyefendi de utanma-arlanma yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Elindeki kalemden kan damlıyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKM konusunda nasıl kırk takla atıp “yıkılmalı” diyerek Padişah’a övgüler dizdi ise, “yeni İstanbul” yalanına dört elle sarılıp “vallaha kardeşim ben de şaşırdım” deyip çürük kabak gibi gülücükler saçtıysa, Defne için de aynı sıradanlığı kustu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu efendi için yazılanları okuduğumda, “su testisi” akla sahip olanın bizzat kendisi olduğu gerçeğinin ortaya çıkmasına, hiç şaşırmadım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Defne üstünden çağdaş insan yaşamına dil uzatıp, bunu ‘laik’ düşünce ile ilişkilendiren dinci yobazların adlarını anmaya bile değmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya ‘Kütahyalı’ denen şakşakçıya ne demeli?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müjdat Gezen; Türkiye Tiyatrosuna 50 yılını vermiş, sonsuz sayıda üretime imza atmış, yüzlerce tiyatro insanı yetiştirmiş, düşünceleri uğruna hapislere atılmış, erdemli bir sanat adamı gibi gördüğü gerçekleri söylemekten hiç geri durmamış, saygın bir yaratıcıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arena programında, “AKP bence az oy aldı, Aziz Nesin’e göre %60 oy almalıydı” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vay sen misin bunu diyen,  AKP ve işbirlikçileri ayağa kalktılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arsızlığın, utanmazlığın en büyüğünü ‘Kütahyalı’ denen yardakçı yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Canlı yayında ‘Sen kimsin Müjdat’ diye bağırıyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir faşist’in kendi kimliğini gizleyerek, bir başkasına ‘faşist’ diye seslenme becerisi de bu ırkçıya ait.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı gece Müjdat Gezen ölüm tehditlerine, küfürlere, hakaretlere varan telefonlar, iletiler almaya başlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Provokatörler işlerini başarmışa benziyor ki, AKP li çapulcu sürüsü, Müjdat hocaya ait okulu basmaya, cam-çerçeve indirmeye yelteniyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunlar, birileri tarafından da “aman mesele daha fazla büyümesin” deyip hayatımızdan ötelenmeye çalışılıyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korkuluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cahil cesaretinden korkuluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlarımız hedef gösteriliyor, canlarına kasta varan saldırılar düzenleniyor sanat alanlarından ses yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eh yani bu kadarına da pes be hanımlar beyler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Aman etliye sütlüye bulaşmayalım-Bize dokunmayan yılan bin yaşasın-Şimdilik işimiz iş” deniliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Utanma eşiğini çoktan aşmışız bu belli, ama korkak tavşanlar gibi yokuş aşağı kaçarak, bir çalı dibine sinip susacak mısın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet susacaksın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elinde sopalar-taşlar, ağızlarında bin küfürle bir sanat okulunun kapısına dayanan dinci kalkışmacılara, Padişah “ucube” dedi diye bir anıt yıkılmak üzereyken olup-bitene ve insanlarımızın özgür yaşamlarına dil uzatıldığında, sustuğuna-göz yumduğuna göre, susacaksın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne diyelim, kaç-sin-pus ve sus, susabildiğin kadar sus, aman ha konuşma!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müjdat Gezen gibi, ülkesi ve ülkesinin geleceği için konuşanlar, düşüncelerini korkmadan söyleyenler var nasıl olsa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Size başbakan sofrasında yemek yiyip "haklısınız efendim" diyen sanatçılar mı lazım? Ben onlardan değilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size popo yalayıcı, suya sabuna dokunmayan "siz bilirsiniz efendim" diyen sanatçılar mı lazım? Ben onlardan değilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size korkak ürkek "aman parama dokunmayın" diyen sanatçılar mı lazım? Ben o değilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size muhalefet etmeyen, el etek öpen, "padişahım çok yaşa" diyen sanatçılar mı lazım? O ben değilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben, kendini bildi bileli fikirlerini açıkça söylemekten korkmayan, dümdüz biriyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaptıklarımı, söylediklerimi herkesin beğenmesini istemem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden bir hırsız, bir üçkâğıtçı, bir yağcı, bir sahtekâr benim yaptıklarımı beğenecekmiş?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkesi mutlu etmek gibi bir niyetim hiç olmadı. Söylediklerimden mutlu olmayanlar dönüp kendilerine bakacaklar. "Bu adam ne dedi de biz kızdık?" diyecekler.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-4225785559938578805?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/4225785559938578805/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/02/susun-sakn-konusmayn-sakn-cahil.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/4225785559938578805'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/4225785559938578805'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/02/susun-sakn-konusmayn-sakn-cahil.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-4600957097465824128</id><published>2011-01-30T12:17:00.000-08:00</published><updated>2011-01-30T12:18:08.940-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>İsyan et…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Komşuda pişer bize de düşer mi?” diye soruyorum dostlara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Kahkahalarla gülüyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Düşmez hocam, bizimkiler yalanla beslenmeye alıştırıldılar’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra Hollanda üstünden bir ileti düşüyor sayfama.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Mısır ve Tunus’ta sanatçılar, yazarlar, gazeteciler, üniversitelerden hocalar halkla beraber sokakta eylemdeler.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Kahire’de 6 Nisan Öğrenci Hareketi’nin çağrısına ilk uyanlar müzisyenler ve oyuncular oldular. ‘İsyan et ‘ diye bağıranların ön saflarında tiyatro oyuncuları var.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birden kış ortasında çiçeğe durmuş kiraz ağacı gibi oluyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Orada olmalı’.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Her iki ülkede de olayların başladığı ilk günlerde hükümet tüm muhalifleri tutukladı. Bunların arasında sendika liderleri, baro başkanları, sanatçılar ve aydınlar çoğunlukta.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Yaralı insanların büyükçe bölümü, devlet hastanelerine değil, birer revir gibi çalışan tiyatro salonlarına gitmeyi seçiyorlar”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mısır Tiyatrosu’nu düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaç sahneleri vardır, hangi oyunları sahneliyorlar, izlenme oranları nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük bir araştırmayla aklım yenileniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiyatro yasasını 1847’de çıkaran ve ulusal tiyatroların temellerini atan bir toplumla yüz yüze gelince, beyaz bir duvara çarpmamak elde değil!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünüyle bugünüyle Mısır tiyatrosu, toplumsal tüm farklılıkları gözeterek, çağdaşlığın, dönüşmenin ve aydınlanmanın ulusal ve evrensel tüm örneklerini taşımış sahnelerine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşsizlerin, gençlerin, çalışanların, emeklilerin, kara örtü altına sokulan kadınların sorunlarını tartıştıran oyunlar üretilmiş ve başta Fransız tiyatrosu olmak üzere, dünya tiyatrosunun izini sürmeye çabalamışlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakub Sanuh, Alfred Faraj, Fatih Neşati, Ardaş Saad gibi tiyatro adamları düşlerini gerçekleştirmiş ve Mısır Tiyatrosunun temel taşları olarak anılmaya hak kazanmışlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkenin toplumsal mücadele tarihine bakıldığında Mısırlı sanatçılar da bizdekiler kadar horlanmış, dışlanmış, hapislere atılmış, işkencelerden geçirilmiş ve bugünlerde olduğu gibi ‘düşman’ ilan edilmişler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meslektaşlarımız, sistemin sanat alanlarına dayattığı baskılara karşı halkla birlikte direnmişler, örgütlerini oluşturmuş, sendikalarını kurmuş, uluslararası dayanışmalarını yükseltmişler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahire Uluslararası Deneysel Tiyatro Festivali 21 yaşına girmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son 21 yılda Mısır Tiyatrosunun aldığı yol, Avrupalı birçok tiyatro adamını şaşkına çevirmiş durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;”Deneysel tiyatro, artık Kahire merkezlidir” diyor Dario Fo.&lt;br /&gt;2005 yılına dönüyorum.&lt;br /&gt;Mısır'ın güneyindeki Beni Suef kentinde meydana gelen tiyatro yangınına geç müdahale eden itfaiyeyi ve önce başvuru yapıldığı halde ilgisiz davranan Mısır İçişleri Bakanlığı'nı oyuncular-yazarlar-yönetmenler birlikte protesto etmişlerdi.&lt;br /&gt;Kahire Gazeteciler Sendikası önünde toplanarak, İçişleri Bakanı Habib Adli'yi suçlayıp hükümet aleyhine slogan atanlar, “Ölen 32 kişinin katili devlettir” diye haykırmışlardı. &lt;br /&gt;Bu gün aynı sanatçılar aynı meydanlarda ‘isyan et’ diye bağırıyorlar.&lt;br /&gt;“İsyan et ki onurumuzu birlikte kurtaralım.”&lt;br /&gt;“İsyan et ki ekmek ve gül özgür olsun.”&lt;br /&gt;“İsyan et ki  namussuzluk susturulsun.”&lt;br /&gt;“İsyan et ki ülke kurtulsun”&lt;br /&gt;“İsyan et ki hırsızlık ve yolsuzluk son bulsun”&lt;br /&gt;“İsyan et ki açlık ve yoksulluk Nil’e karışsın”&lt;br /&gt;Bizim ülkemizdeki sanatçılara ne kadar da benziyorlar değil mi?&lt;br /&gt;‘Komşuda pişer bize de düşer mi?’ diye soruyorum yeniden.&lt;br /&gt;“Düşmez hocam, bizimkilerin çoğu AKP’nin sarnıcına su taşıyorlar.”&lt;br /&gt;İçimde çiçeğe duran kiraz ağacına el sürüp, yineliyorum Mısırlı meslektaşlarımın başkaldıran sözünü.&lt;br /&gt;İsyan et!&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-4600957097465824128?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/4600957097465824128/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/01/isyan-et-komsuda-piser-bize-de-duser-mi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/4600957097465824128'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/4600957097465824128'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/01/isyan-et-komsuda-piser-bize-de-duser-mi.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-4214216877840359276</id><published>2011-01-24T07:42:00.001-08:00</published><updated>2011-01-24T07:42:30.354-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Torbası büzüşesiceler…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşçiler, emekçiler parlamento da görüşmeleri süren ‘Torba Yasa’ için meydanlarda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DİSK her gün, gelecek kötü günleri anlatmak adına basın açıklamaları, yürüyüşler mitingler düzenliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yandaşların dışındaki tüm emek örgütleri de ayakta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlaşılıyor ki çalışma hayatının giderek bir kâbusa döneceği günler yakın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasa önermeleri incelendiğinde ve emek örgütlerinin açıklamaları izlendiğinde anlıyoruz ki; eğer mücadele edilip AKP’ nin torbası delinmezse, ülke geri dönüşü çok zor bir uçurumun eşiğine taşınacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumun büyükçe bir bölümünün olduğu gibi, sanat alanlarının da bu durum karşısında sağırlığı-körlüğü ve adeta teslim alınmış aklı, şaşırtıcı geliyor bana!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Oyunculuk Sendikası’ diye yola çıkan meslektaşlarımın da bu ne idüğü belli torbadan, bir “meslek sendikası kuruluş yasası çıkacak’ beklentisi içinde olmaları da öyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir parmak bal umuyoruz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, her fırsatta tüm toplumu uyarmaya çabalıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; “Emeğin haklarına yönelik yeni bir saldırı dalgası ile karşı karşıyayız. Saldırının adı Torba Yasa. İçeriği karışık. Uzun zamandan bu yana üzerimizde “İstihdam Strateji Belgesi” diye bir heyula dolaşıyor. Adı var kendi yok. Ama kanunlara sızıyor. Torbalara giriyor. Her adımında haklarımızdan bir şey alıp götürüyor. Biz bu heyulayı tanıyoruz. AKP hükümeti, ne zaman istihdam yaratmaktan, işsizlik ile mücadeleden bahsetse, altından sermayedarlara teşvik çıkıyor. Ne zaman işsizlikle mücadeleden bahsetse altından yeni hak gaspları gündeme geliyor. Ne zaman işsizlikle mücadeleden bahsetse altından işsizler için oluşan fonun yağmalanması gündeme geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstiyorlar ki, işsizlikle mücadele etmek için, ücretleri aşağıya çekelim, işçilerin zaten sınırlı olan iş güvencelerini ortadan kaldıralım, sendikalarını yok edelim. İstiyorlar ki, işsizlikle mücadele için kıdem tazminatlarını gasp edelim, daha çok çalıştıralım ama bunun karşılığında ödeme yapmayalım. İstiyorlar ki, sermayeyi işçi çalıştırması için teşvik edelim. Sanki işverenler işçiyi hayırseverlik olsun diye çalıştırıyor. Bizim buna inanmamızı istiyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP hükümetinin işsizlikle mücadele etmek diye bir derdi yok. Sosyal güvenlik sistemini ayakta tutmak diye bir derdi yok. Hükümetin amacı sermayeye yeni kâr alanları açmak, onları daha besili hale getirmektir. Eğer işsizlikle mücadele etmek istiyorlarsa, çalışma sürelerinin kısaltılmasını gündeme getirsinler. Dünya’nın en uzun çalışma sürelerine sahip ülkelerinden biriyiz. Buna karşın en az ücretli izin hakkı bizde. Avrupalı işçiden haftada ortalama 10 saat fazla çalışıyoruz. Kısaltın çalışma sürelerini, bakın patronlar nasıl paşa paşa işçi alıyorlar görün. Ama çalışma sürelerini gündeme getiren yok. Varsa yoksa esneklik, varsa yoksa ucuz emek sömürüsü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP hükümeti, işçilerin, emekçilerin haklarını budamanın yolunu, toplumun geniş kesimlerinin beklentileri ile işçi gasplarını aynı yasanın içine koyarak arıyor. Bir yandan vergi affı, öğrenci affı, emekli maaşlarının iyileştirilmesi; diğer yanda ise daha fazla sömürü anlamına gelen esneklik, gençlere güvencesizlik, stajyer ve çırakların ücretlerinde düşüş, taşeronlaştırma, kadrolu çalışanlara sürgün Torba Yasa’nın içinde yan yana. Buna ilave olarak patronlara vergi indirimleri, teşvikler ve destekler de yasanın içinde yer alıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP işçi emeklisine, af bekleyen öğrenciye, vergi borçlusuna diyor ki: “Yasa çıkarsa, emekliye zam, öğrenciye af, borçluya indirim var. Bak buna bile muhalefet ediyorlar.” Oysa yasa hepimizin haklarına saldırılar içeriyor. Süslü maddelerin arasında ölümcül tuzaklar var. Gençlerin, işçilerin, kamu emekçilerinin, işsizlerin haklarına yönelik bu saldırıyı durduramazsak, sırada özel istihdam büroları, kıdem tazminatlarımızın kaldırılması, taşeronlaşmayı kolaylaştıracak uygulamalar, asgari ücreti düşürecek bölgesel asgari ücret var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençlerimiz, çocuklarımız, ne yazık ki, deneyimsizlikleri nedeni ile daha çok sömürülmek isteniyor. Yasa çıkarsa, deneme süresi gençler için, 2 aydan 4 aya çıkacak. Deneme süresi için hak talep edilmesi mümkün değil. Yasa çıkarsa, küçük sanayi sitelerini küçük omuzları ile sırtlanan 360 bin resmi çırağın, denetimsizlik nedeni ile hakları yeterince korunamayan 200 bin stajyerin ücretleri düşecek. Onların asgari ücretleri dikkate alınarak, kayıt dışı çalıştırılan yüz binlerce genç işçinin ücretleri de bu durumdan etkilenecek. Ücretler 146TL’ye kadar düşecek. Bu nasıl bir vicdandır dostlar. Bu nasıl bir vicdandır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençlerin işsizliğini fırsata çevirmek anlamına gelen bu uygulamaları kabul etmek mümkün mü? Bizce mümkün değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasa ile gönüllü stajyerlik geliyor. İşsizlikten kurtulmaya çalışan yüz binlerce genç, işyerlerinin dayatması ile ücretsiz, kayıt dışı çalışmayı kabullenecek. Stajyerlik yapılabilecek yerler için işçi sınırı 20’den, 5’e çekiliyor, böylelikle denetimin en az olduğu alanlar stajyer sömürüsüne açılacak. Yine 16-18 yaş arasında çalışan 200 bine yakın genç için Asgari ücret geçim indirimi hariç 576 TL’den 486 TL’ye düşecek.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bilindiği gibi, 2008 yılında istihdam maliyetlerini düşürmek üzere, işverenlerin sosyal güvenlik prim katkıları düşürülmüştü. Bu prim hepimizin kasasından yani hazineden ödeniyor. Her ay 9 milyon kişinin yaklaşık 50 TL’lik işveren sigorta payını devlet ödüyor. Sermayedara diyorlar ki, “Sen dur zor duruma düşme, ben devlet olarak sana bu kıyağı yaparım.” Aylık 450 milyon TL kıyak yapılıyor. Buna karşın Aralık ayında işsizlik ödeneğinden 170 bin kişiye sadece 63 milyon TL ödeme yapılmış. İşçiye, işsize gelince kaynak yok. Çünkü artık yardım da parası olana yapılıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yetiyor mu? Hayır. Hükümet torbaya yeni teşvikleri ilave etmiş durumda. Bu teşvikten faydalanan sermayedar, aynı zamanda işsizlik fonundan da yeni aldığı işçi için teşvikler alacak. Patronlar sosyal güvenlik sistemine katkı vermekten muaf tutulacak. Kaynak ise, yağma Tayyip’in böreği olan İşsizlik Fonu. Şirketlerden alınan vergilerde yapılan indirimlere de aynı hızla devam. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüz kere söyledik, yine söyleyelim. Bu yasa çıkarsa; onbinlerce belediye ve il özel idaresi işçisi, Milli Eğitim veya Emniyet teşkilatının taşra teşkilatına sürgün gidecek. Atandığı yerde 5 gün içinde işe başlamazsa işini kaybedecek. İhtiyaç fazlası bildiren belediye 5 yıl boyunca yeni işçi alamayacak. Taşeron ile anlaşacak. Taşeronlaşma yaygınlaşacak. Kamu emekçisi, esnek çalışacak, geçici görevlendirmeyle yasal olarak 6 aya kadar sürgüne gönderilebilecek. Hak alma şartları zorlaşacak. Şirketler artık daha az kadrolu istihdamı tercih edecek. Sadece ihtiyacı kadar işçi çalıştıracak. Esneklik artacak. Uzaktan, evden, çağrı üzerine çalışma yaygınlaşacak. Turizm sektöründe denkleştirme süresi dört aya çıkacak. Bu uygulama ile çalışma koşulları artacak, fazla mesaiden kaynaklı haklar gasp edilecek. Engelliler çalışma yaşamından tecrit edilecek, işyeri denetimleri bakanlık memurlarına devredilerek, yandaşlar için kuralsızlığa daha fazla göz yumulacak. Bir de kısmi süreli çalışanların hakları ile ilgili traji-komik durum var. Kişi kayıt altına alınacak ama kendi cebinden. İşsizlik sigortasından faydalanacak ama kendi cebinden. Emekli olacak ama kendi cebinden. Primi dışarıdan kendi ödeyecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizi bize düşürmeyi amaçlayan, haklarımızı, çocuklarımızın geleceğini gasp etmeyi amaçlayan bu yasayı kabul edecek miyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hükümete sesleniyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasadan emek alanı ile ilgili düzenlemeleri derhal çıkartın. Torbayı ayıklayın. Bu kirli oyundan vazgeçin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aksi halde emekçilerin elleri yakanızdan düşmeyecektir!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basın’ın büyükçe bölümü bu açıklamalara kapalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Susup olacakları bekleyecek miyiz yoksa tarihimizin bu en büyük hak kıyımına karşı işçilerle, emekçilerle saf tutup haklarımız için direnecek miyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıkımlara-sansüre-yasaklamalara-hakaretlere-küfürlere direnen sanat emekçilerinin önündeki görev; ekmeğini üretenlerin ellerini sımsıkı kavramak ve bu bilinçle ülke onuru için direnme hattında yer almak değil midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-4214216877840359276?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/4214216877840359276/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/01/torbas-buzusesiceler-isciler-emekciler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/4214216877840359276'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/4214216877840359276'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/01/torbas-buzusesiceler-isciler-emekciler.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-714546093506838682</id><published>2011-01-18T00:52:00.001-08:00</published><updated>2011-01-18T00:52:29.170-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Ey ahali!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duyduk duymadık demeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi, AKP li üyelerin önermesi ile Beyoğlu’ndaki Muammer Karaca Tiyatrosu’nu yıkma kararı aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Depreme dayanıksız raporu olan bina yıkılmalı ve binanın olduğu yer turizm alanı olarak ilan edilmelidir” şeklindeki önermenin altına imza koyanlar, Kars’taki İnsanlık Anıtı için, ‘bu ucubenin yıkılması caizdir’ diyen akılla aynıdırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanıtlanması gereken soru ise ortadadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önermeyi verenler, Beyoğlu’nda ya da tüm İstanbul’da “depreme dayanıklı” raporu olan kaç bina gösterebilirler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muammer Karaca Tiyatrosu’nun bir an önce onarılıp, depreme dayanıklı bir konuma getirilmesi, Beyoğlu ve Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluğunda değil midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey ahali!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muammer Karaca Tiyatrosu’ nu yıkmak cinayettir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu cinayete ortak olma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-714546093506838682?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/714546093506838682/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/01/ey-ahali-duyduk-duymadk-demeyin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/714546093506838682'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/714546093506838682'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/01/ey-ahali-duyduk-duymadk-demeyin.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-6551182031946594323</id><published>2011-01-13T01:23:00.001-08:00</published><updated>2011-01-13T01:23:47.614-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Kalkışma…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bu adamlar sanat düşmanı” dedikçe başta Taraf gazetesinin elinden ‘hüner’ damlayan liboş yazarları-çizerleri, sonra Yeni Şafak-Vakit- Zaman gibi akıllarını AKP’ye teslim etmiş gazeteler, Kanal 7-Samanyolu-Kanal 24 gibi gericilik mevzisinden seslerini yükseltenler; “vesvese bu sözler” diye yanıtlar türettiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama işte olan oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek bir kez daha yüzünü gösterdi, hem de birinci el tarafından.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakan, Kars meydanında toplatılmış kuru kalabalığa, Mehmet Aksoy tarafından yapılan heykel için, “nedir bu ucube” diye bağırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben Başbakan tarafından bir sanat eserine karşı gösterilen, bu Hizbullah ve Taliban tavra hiç şaşırmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi yazılacakları, haber kanallarında yorumcu hanımların beylerin salyalar saçarak söyleyeceklerini düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; “Bu bir sanat eseri midir?” diye başlayacaklar ve uluslararası bir yontu sanatçısını yerin dibine geçirmeye çalışacaklar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep birlikte ‘sanatın içine tükürmek için’ yarış edecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakan, Kars Belediyesine heykelin yıkılıp yerine park yapılması talimatını verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer geniş bir direnme hattı örülmezse, öyle de olacaktır, o heykel yıkılacak; ülke de bu yıkımı izleyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve gün gelecek bu gerici kalkışma ve yıkım anımsanmayacaktır bile!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tıpkı yakın tarihlerde yaşanan tüm gerici kalkışmalar gibi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle çok öncelere gitmeye gerek, yok daha 4 ay önce Tophane’de olanları anımsayan kaç kişi var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da bir hafta önce İzmir Bornova’da yaşananlardan kimler haberdar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anımsatalım, özellikle bu olayı detayları ile anımsatalım ki, yaşananlar akıl tutulmasına kurban edilmesin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir grup serseri tiyatro salonunu basıp, insanları sahnenin üstünde taşlı sopalı darp edip bıçaklamıştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bornova, İzmir’in merkez ilçelerinden biridir. Belediye Şehir Tiyatrosu’nun bulunduğu Altındağ Mahallesi ise, İzmir emekçilerinin-yoksullarının yaşadığı bir semttir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orada tiyatro yapılıyor olmasına kimler tahammül edememektedir, kimdir bu serseriler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bornova Emniyet Müdürlüğü tiyatrocuların ‘davacı’ olduklarını defalarca tekrar etmelerine karşın, uzlaşma yollarını seçmeye çabalamasının gerekçeleri nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzmir Valisi ve Emniyet Müdürlüğü, Cumhuriyet Savcılığı neden olaya el koymamıştır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kentin sanat alanları, kitle örgütleri, siyasi partileri neden suskundur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok mu ‘şey’ istiyoruz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortaya çıkıp bağırıp-çığırmak için, o sahnenin üstünde bıçaklanıp ağır yaralanan meslektaşımızın ölmesi mi gerekmektedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkenin sanat emekçileri, bu kadar mı değersizdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tophane için, “93 Sivas katliamı saldırısı gibi, eğer önlem alınmazsa bu ülkede bu tür girişimlerden cesaret alacak çok serseri var demiştik”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşananların bizleri doğrulamış olması, kimlerin basiretsizliğidir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tophane olaylarıyla ilgili Başbakan, Kültür Bakanı, İstanbul Valisi, Emniyet Müdürü birbiriyle örtüşen açıklamalarda bulunmuşlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; “Fazla abartılıyor, durum anlatıldığı gibi değil, ortada bir saldırı filan yok, basit bir mahalle kavgası, onlar da içkilerini içerde içsinler canım.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar söylenirken ekranlardan bize taşan görüntüler, olayın mağdurları sanatçıların, galeri sahiplerinin yaptıkları açıklamalar, gerçeği haykırıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama nafile, olay unutuldu kapandı gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa bölge barut fıçısı gibi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sormak gerek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzmir Bornova’da ellerinde bıçaklarla, sopalarla tiyatroya, tiyatrocuya saldıran serseriler kimden, kimlerden cesaret almıştır acaba?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, daha dün müzik alanında yaşanan iğrenç saldırıyı kaçımız anımsıyoruz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Beşlerine, “Türk Leşleri” diyen Murat Bardakçı adında bir sıfatsız, ekranlarda program sunmaya, insanlığın aydınlık geleceğine saldırmaya devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaçımız bu yüzsüze gösterilen haklı reaksiyona tanıklık ediyoruz, kaçımız bu sıradanlığa bir yanıt oluşturmak için çabalıyoruz? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya bazı diziler için ortalara fırlayan ırkçı-dinci kalkışmalara ne demeli?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kalkışmaları anımsayan ve reaksiyon göstermek için çabalayan kaç duyarlı yurttaş var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Öyle Bir Geçer Zaman ki’ dizisinin setini basan Alperen Ocakları’nın silahşorlarını kim cesaretlendiriyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dizinin anlatmaya çabaladığı dönemin tüm katillerinin kim oldukları, belgeleriyle ortalarda durmuyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ülkede katillere sahip çıkmak ve giderek katil sevici olmak, bir toplumun siyasal karakteri olmaya başladı mı orada hiçbir umut yeşermez olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya ‘Muhteşem Yüzyıl’ dizisini protesto ettiğini söyleyen ve mehter marşları eşliğinde yeşil bayraklar açıp ortaya çıkan Saadet Partili şeriat özlemcilerini kimler anımsıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Dedelerimiz hakkında ileri-geri konuşuluyor, kadın ve içki düşkünüymüş gibi gösteriliyorlar” diye bağıran çember sakallının arkasında yeşil bayrak dalgalanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birisi de çıkıp ‘evet anlatılanlar doğru, harem denilen yer, sultanların uçkur düşkünlüklerinin açık belirtisi için en net örnektir’ demiyor. ‘Hangi sultanın hareminde kaç cariyesi var, sultanların onlardan kaç çocuğu var, kimler nasıl boğazlandı, sebepleri nelerdi?’demiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnızca bu kuru cahilliğe,‘aman sen de’ deyip gülüp geçiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Bize dokunmayan yılan bin yaşasın’ deniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kez daha anlıyorum ki, engerek yılanı tarafından çoktan ısırılmışız ve zehir tüm bedenimizi kuşatmak üzere, ama bunun farkında bile değiliz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-6551182031946594323?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/6551182031946594323/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/01/kalksma-bu-adamlar-sanat-dusman-dedikce.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/6551182031946594323'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/6551182031946594323'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/01/kalksma-bu-adamlar-sanat-dusman-dedikce.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-6670763976029678121</id><published>2011-01-03T06:48:00.001-08:00</published><updated>2011-01-03T06:48:19.036-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Dilek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2011 yılında, şöyle alabildiğine özgürlük solumak, dost ellerden tutup ağızlar dolusu şenlenmek, uykularımız bölünmeden keyif çatmak; ekmek parası, kira parası, yol parası, gazete-kitap dergi parası düşünmeden, sağlık ve eğitim giderleri için ömür boyu didinmeden yaşamak istiyorsak, hiç zaman yitirmeden arınmamız gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalandan ve yalanın kuyruğuna yapışıp siyaset yapanlardan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adaletsizlikten ve adaletsizliğe alkış tutanlardan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soygunculardan ve soyguncuları baş tacı edenlerden,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yardakçılardan ve yardakçılığa yatak serenlerden,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açlıktan ve açlığın üstünden avlananlardan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşsizlikten ve işsizliğin sırtından nemalananlardan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Memleket malını satışa çıkaranlardan ve üç kuruşa devlet malını kapatanlardan kurtulmanın bir yolu olsa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahnelerden gericiliğe, ırkçılığa övgü dizenlerden,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinemayı şeriatın emrine amade edenlerden,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiiri, edebiyatı yurttaşına karşı kılıç-kalkan gibi kullananlardan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Resmi, heykeli  ‘günah’ deyip yasaklayanlardan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müziği arabeskten ibaret sayanlardan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumsal değerlerimiz olmuş yazarlarımızın sözcüklerini yüksek menfaatleri için meze yapanlardan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köşelerinden siyasal edepsizliğin fetvalarını verenlerden,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekranlardan ağızlarından köpükler saçarak halk düşmanlığında sınır tanımayanlardan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kültürel kalıtların üstünü çamurla sıvazlayanlardan kurtulmanın bir yolu olsa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şakşakçılardan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düzenbazlardan, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hilebazlardan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahtekârlardan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günde beş vakit halkını kazıklayanlardan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aça tok diyen madrabazlardan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların kapılarına iki çuval kömür, bir torba bulgur bırakıp halkı dilenciliğe alıştıranlardan kurtulmanın bir yolu olsa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençliği düşman görüp geleceklerini karartanlardan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadını malı sayıp üstüne pazarlık kuranlardan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukları sokaklarda yaşamaya itenlerden,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşçi ve çalışan haklarını her gün tırpanlayanlardan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örgütlenme özgürlüğünü budayanlardan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğa deyip doğayı katledenlerden,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barış deyip barışa kezzap dökenlerden,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşitlik deyip üstünde tepinenlerden,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kardeşlik deyip topluma kin kusanlardan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Din deyip tacirlik edenlerden kurtulmanın bir yolu olsa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksa bıçak kemiğe dayandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-6670763976029678121?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/6670763976029678121/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/01/dilek-2011-ylnda-soyle-alabildigine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/6670763976029678121'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/6670763976029678121'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2011/01/dilek-2011-ylnda-soyle-alabildigine.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-6708012132687457285</id><published>2010-12-27T01:05:00.001-08:00</published><updated>2010-12-27T01:05:59.736-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Sittin sene…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bu iş çok uzadı yeter artık, canımız çıkıyor,  köleler gibi çalışıyoruz.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24 Aralık’ta SENDER ve SİNE-SEN çağrısıyla bir araya gelip, AKM önünden yükseltilen bu şenlikli ortak sese, kulak veren kimse yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Yerli dizi yersiz uzun” diye diye bir araya gelip, birbirimizle selamlaşıp-dertleşip ayrıldık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buradan bir sonuç çıkmasının hiçbir olanağı da yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alanda bir yasal düzenleme olmadığı gibi insafa gelmesini umduğumuz reklam verenlerin de, reklam alıp yayımlayanların da umurunda değiliz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, kim bu durumun muhatapları?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepsi aynı kişiler, aynı şirketler, aynı siyasal merkezler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün TV yayıncılığını elinde bulunduran üç medya kuruluşunun, bizler için çoktan ‘erişilmez’ olan pastayı, afiyetle paylaştıklarını hepimiz biliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yüzden, Doğan, Ciner ve Çalık gruplarının bizlerden yükselen sese kulak vereceklerini, taleplerimizi dinleyip bir çözüm üreteceklerini düşünmek saf dillik olur!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olsa olsa emeklerimiz üstünde yeni dayatmadalar da bulunacaklardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk açıklamaları hayretle izler olduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Kısaltalım ama oyuncu ve çalışan paralarını da yarıya indirelim. Zaten maliyetler çok yüksek”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizler de çok kolaycıyız hani!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meselenin çözümünü, dizi sürelerinin kısaltılmasında buluyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süreler 45 dakikalara filan inerse, kölelikten kurtulacağımızı umuyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa bu da yanıltıcı bir düşüncedir. Yalnız başına sürelerin kısaltılması hiçbir sorunumuzu çözmez!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbirimiz tüm sanat alanlarında çalışan kaç arkadaşımızın sigortalı olduğunu bilmiyoruz, kaç arkadaşımızın sözleşmelerinin olduğunu, iş ve çalışma güvencesine sahip olup olmadığını bilmiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışan arkadaşlarımızın haklarını alıp-almadıkları sorusu ise, tam bir muamma!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bildiğimiz şey, alanda dönen ve her gün birilerinin ceplerini kabartan ve de çok büyük rakamlarla ifade edilen büyük bir kayıt dışılık olduğudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maliye Bakanlığı ve ekonomiden sorumlu beylerden ‘TV yayıncılığı-sinema ve tiyatro alanında kayıt dışılık var’ diye tek cümle duyanınız oldu mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP bütçe açıklarını kapatmak için yine çalışanlara, yoksullara, işsizlere, emeklilere faturalar keserek 332 oy ile 2011 bütçesini onayladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan, sermaye gruplarına ve yandaş şirketlere ‘vergi affı’ diye anılan yasa tasarısının içinde, çalışanların ağzına çalınacak bir parmak acı bal var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu acı balı, hepimizin yalamaya hazır olduğu da, ironik bir gerçeklik olsa gerek!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, ülkenin sanat alanları olarak bu tartışmaların neresindeyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söyleyelim, hiç bir yerinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeyi umuyoruz, sendikal haklarımızın verilmesini, alandaki haksızlıkların bir sihirli değnek aracılığıyla düzeltilmesini, yeni bir emeklilik düzenlemesinin yapılmasını, vergi ve sigorta borçlarının öteletilmesini, setlere ‘takım sözleşmesi’ uygulamasının getirilmesini, böylelikle kölelik sisteminin birilerince bitirilmesini umuyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani, hep beraber Godot’u bekliyoruz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa hepimizin ortaklaşıp çözmesi gereken asıl durum, bu kara kaos değil midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim sorunlarımızı bizden başka kimler bilebilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birilerinden ‘inayetler’ umdukça, hangi durumlara kadar itelendiğimiz görülemiyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden bu güne kadar TV, sinema ve tiyatro alanında bir meslek tanımlaması yoktur ve Sinema Emekçileri Sendikası (SİNE-SEN) örgütlenmesinde örnekleneceği gibi, alanda yasal yaptırımları olan bir sendikal örgütlenmenin önü, hangi gerekçelerle açılmamıştır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden bu ülkenin bir sinema yasası yoktur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden telif haklarında, “sanatçı ve benzeri yaratıcı haklar,  komşu haklardır” diye tanımlanır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden alanda ‘sigortasız, kaçak çalıştırılan’ binlerce emekçi yığılıp kalmıştır?&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bu kirlenmeden arınmak kimin, kimlerin işine gelmez?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanıtları açık. Kayıt dışılıktan beslenen sermaye gruplarının, bunlara göz yuman düzen siyasetçilerinin ve bu oluktan beslenen bildik asalakların!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir grup arkadaşımın iyi niyetle yola çıkıp kurmaya çabaladıkları OYUNCU-SEN içindeki ‘umma ve umutlanma’ duygusunun da tehlikeli bir yöneliş olduğunu, ilk toplantısına katılıp dile getirmeye çalışmıştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Alanlara çıkıp haklarını talep etmeyenlere, gökten zembille haklar indirilmiyor, mücadele veren işçi örgütleri ile sanat alanları yan yana gelerek haklarımızı talep etmenin önünü açmalıyız, ne istediğimizi uluslararası örneklemelerini de sunarak anlatmalı-tanımlamalı ve öyle yola çıkmalıyız. Yoksa bu iyi niyet bizim belimizi büker”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Girişimci kardeşlerimden gelen yanıt, benim gibi birçok arkadaşımın da gülümsememizi sağlamıştı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“17 Ocak’ta bu mesele çözülecek. Hükümet alanda meslek sendikası kurulabilecek düzenlemeler üstünde çalışıyor” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu umu bir  ‘iyi niyet’ beklentisinin sonucu oluşmuş olsa gerek ya da şimdi adını koymakta erken olduğuna inandığımın tuhaf bir çapraz ateşin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa üstünde çalışılan yasa tasarısının bin bir kara deliği olduğunu işçi sendikaları-örgütler, bağıra-çağıra dillendiriyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dilerim ben yanılırım, dilerim işçi sendikaları yanılır, dilerim çalışanların hakları için ortaya çıkıp taleplerini haykıranlar yanılır da bu düzenlemeler istendiği gibi yapılır!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksa hep beraber yeni bir Godot beklemeye başlayacağız!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O da sittin sene gelmek bilmeyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-6708012132687457285?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/6708012132687457285/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/12/sittin-sene-bu-is-cok-uzad-yeter-artk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/6708012132687457285'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/6708012132687457285'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/12/sittin-sene-bu-is-cok-uzad-yeter-artk.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-7766606412592345045</id><published>2010-12-20T11:33:00.000-08:00</published><updated>2010-12-20T11:34:08.962-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Şaklaban…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bitti bu iş, buraya kadarmış, ülkenin neresine gidersen git seyirci yok.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son günlerde, turneye çıkan gruplardaki oyuncu arkadaşlardan ve tiyatro organizatörlerinden duyduğum bu yakınma, meslek alanımızın ne denli daraltıldığının net ifadesi olsa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul’da kapalı gişe oynayan oyunlar bile, Anadolu’da seyirci bulmakta zorlanıyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun elbette birçok nedeni var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP dönemi ile başlayan süreç, halkın tiyatroya olan ilgisini öteletti. Kent kültürleri yok edilerek, çalışan yığınlar yoksullaştırılarak ve örgütlü davranış gösteren yapıların üzerlerinde baskılar kurularak oluşturulan bu durum, sanatın düşman ilan edilmesiyle doruğa ulaştırıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak, Anadolu’da sanatsal duyarlılığın yitip-gitmesinin, yerinin gericiliğin ve ırkçılığın hamasi söylemleri-uygulamalarıyla dolduruluyor olmasının sorumluluğunu, yalnız başına sistemi eline geçiren kara akla bağlamak, sağlıklı bir saptama olmasa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiyatroyu eğer sıradan bir ‘güldürme-eğlendirme-hoş vakit geçirtme’ olarak ele alır ve de bu anlamsızlıkları güçlendirecek ‘sulu-zırtlak’ oyunlarla seyircinin karşısına çıkarsanız, tiyatro seyircisini salonlardan kendiliğinden ötelemiş olmaz mısınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülke yoksullukla kıvranırken, hukuksuzlukla didişirken, açlık sınırında onurunu korumaya çabalarken; ‘vur-patlasın-çal oynasın’ işlerle akıl zenginleştirici bir etki yaratmak mümkün müdür?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlayacağınız alanın kendini sorgulaması gereken ‘vahim bir durum’ oluşmuş durumdadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün tiyatromuz, kendi gerçekliği ile halkının gerçekliği örtüşmeyen ‘işler’ üretmekte ve gerçek anlamıyla hiç bir ‘görevi’ olmayan oyunlarla insanları buluşturmaya çalışmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baskı dönemlerinde ortaya çıkan korkunun, ecele hiç bir faydası olmadığını birlikte gördük oysa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem 12 Mart, hem 12 Eylül darbelerinde hepimiz inim inim inletilirken,  sisteme eklenmeyi düşünmeden, tiyatronun değiştirici-yenileştirici-devrimci gücüne sarıldık ve birlikte başımızı kaldırdık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette o dönemlerde de ‘çürük yumurtalar’ vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama sistemin kucağında, doğruya-gerçeğe yüz çevirip gününü gün edenlerden, bugüne kalmış tek bir sözcük yoktur!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne gece yarısı baskınları-yasaklamalar-tutuklamalar-sansürler, ne açıktan yapılan provokasyonlar ne de yardakçılık, gerçekçiliğin üstünü örtmeyi başaramadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlığın yaşadığı sorunları sahnelerine taşıyıp, tartıştıran-akıl açan-bu arada da güldürüp eğlendiren ama doğruyu anlatmaktan hiç bir zaman uzak durmayan tiyatrolara bu halk hep sahip çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylelikle gericilik ve ırkçılık dalgasının püskürtülmesine katkı sunuldu. Baskı, birlikte yenildi. Korku duvarları birlikte parçalandı. Demokratik talepler birlikte dillendirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanatçılar, hak ihlallerinin olduğu her yerde halkıyla yan yana gelmeyi başarabildi. Adlarının önüne ‘sanatçı’ unvanı da bunun için konuldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gün yaşadıklarımızdan kurtuluşun reçetelerini yazacak değiliz elbette ama akıl, eğer insan aklıysa, buradan çıkışın yine birlikte bir davranış göstermekten geçtiğini saptamak gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğrudur. İşimiz daha da zordur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm yaşam alanlarımız kuşatılmış, halk örgütsüzleştirilmiş, toplumsal duyarlılıklar tırpanlanmış, birlikte yaşama ve üretme kültürlerinin üstünden geçilmiş ve tiyatromuz yalnızlaştırılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama buradan çıkışın da yolu vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiyatromuz, önce kendi yüreğinin sesine kulak vererek, bu kara örtüyü üstünden atabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun tek yolu vardır o da, ülkeye sahip çıkmak duyarlığını bir ‘silah’ gibi kuşanmaktan geçmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ülkenin biriktirdiği kültürel ve sanatsal zenginlik hiç küçümsenmemeli ve iyiye-güzele-doğruya yürüyüş sahnelerimizi tekrar kuşatmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tersi davranışın bizleri getirdiği durum ortadadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer gün 24 saat canı yakılan bir halkın yanında değilsen, ürettiklerin onun daha da yalnızlaşmasına neden olacak ‘eften-püften’ içerikler taşıyorsa; sen de sıradanlaşıp, gününü gün eden bir duruma iteleniyorsan, oradan sanat-sanatçı çıkmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oradan çıksa çıksa şaklabanlar çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ülkenin bunca şaklabana ise, hiç ama hiç gereksinmesi yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-7766606412592345045?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/7766606412592345045/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/12/saklaban-bitti-bu-is-buraya-kadarms.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/7766606412592345045'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/7766606412592345045'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/12/saklaban-bitti-bu-is-buraya-kadarms.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-5092160624918309419</id><published>2010-12-13T07:05:00.001-08:00</published><updated>2010-12-13T07:06:00.974-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Çürükçü…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnanmayacaksınız ama araştırdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahalle bakkalı Kenan’dan başladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Çift sarılı” olanları ile “köy” olanlarını övmekle bitiremedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Toptan kaça alıyorsun bunları?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim Kenan kurnazdır, lafı eveledi geveledi, sonunda;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Belli olmuyor abi piyasa bu, hemen her hafta zam geliyor, ne kadar lazım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anladım ki sağlıklı bilgiye ulaşmak zor,  Kenan sır vermiyor o zaman bir toptancısını filan bulmalı diye düşündüm. İnternete baktım, ülke bu anlamda cennet, her fiyata var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Size kaç ton lazım’ diyenler, ‘kaç koli’ diyenler, ‘sürekli mi alacaksınız yoksa tek parti mi’ diyenler, ‘günlük olarak adrese teslim’ diyenler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anladım ki memleket yumurta kaynıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toptan ve biraz fazla alınca, inanın sudan ucuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oh rahatladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnız son konuştuğum Yalovalı üretici Ali Beyi biraz zorladım galiba ki, adam bana sinirlenmeye başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Yahu kardeşim çürük malı niye tutalım burada, depolarımız var, o depolarda malın bekleme süresi var satıldı satıldı, satılmadı yallah çöpe.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Yazık değil mi Ali Bey?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Niye yazık olsun çürüyor mal.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Çürük yumurta işe yaramıyor demek ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Yaramaz tabi çürük yumurta’nın kokusu iğrençtir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Nasıl anlıyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Neyi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Çürüdüğünü?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bekletme süresi dolunca kontrol ediyoruz, olmadı kırıp bakıyoruz ne durumda diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Peki, elinizde bekletme süresi dolmuş yani çürümeye yüz tutmuş kaç ton-koli malınız var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ne yapacaksınız çürük yumurtayı beyefendi, yenilmez-kullanılmaz, zehirler adamı. Pastacı filan mısınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Yok değilim, benimki merak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Araştırma yapıyorsanız söyleyeyim pasta fabrikalarına, bisküvi fabrikalarına yetiştiremiyoruz bazen. Onlar günü geçmiş-gelecek dinlemezler, yeter ki ucuz olsun alırlar. Ama sizin gibi böyle, peşinen çürük isteyenini hiç görmedim-duymadım desem yalan olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ben hayırlı bir iş için kullanmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-O zaman bir iki kuruş daha indiririz, yani yaparız bir şeyler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ama böyle kırılınca, o iğrenç dediğiniz koku bulaşsın ortalığa istiyorum, hani yapışınca çıkmasın, lekesi kalsın atılan yerde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Tamam buluruz. Olmadı sizin için bekletiriz fazladan, tam istediğiniz kıvama gelir, ne kadar lazım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bir kamyon.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ellilik koliler var, yüzlük koliler var, siz koli sayısı bildirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Şöyle diyelim Ali Bey, memlekette pisliğe bulaşmış ne kadar yiyici-hırsız-dolandırıcı, hak gasp eden, ihlalci, yolsuzlukçu, istismarcı, halkı kandırıp günde beş vakit yalan söyleyen, yardakçı, liboş-dönek, işbirlikçi, köşe dönücü, katil varsa işte onlara yetecek kadar istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ha anladım. Ama işin zor be kardeşim. Ülkenin tüm yumurtalarını toplasan yine baş edemezsin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Olsun siz yine de elliliklerden üç bin koli gönderin, parası da peşin. Benim gücüm şimdilik bu kadarına yetiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda anlaştık, Yalova yakın, taşıma ücreti de fazla tutmuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlayacağınız, baktım ki meslek karın doyurmuyor, tiyatro her geçen gün daha kan kaybediyor; elinde oyunun olsa oynayacak sahne yok, sahne buldun seyirci dipsiz kuyuda, uğraş dur. Bıktım, ben de yumurtacılığı akıl ettim. Bari memlekete bir hayrımız dokunsun dedim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dilerim yanılmam, görüldüğü kadarıyla şimdilik işe yarıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önümüzdeki dönem, bu üç bin koli çürük yumurtayı elimden çıkardım çıkardım, çıkaramadım vay benim halime, vay memleketin haline.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-5092160624918309419?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/5092160624918309419/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/12/curukcu-inanmayacaksnz-ama-arastrdm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/5092160624918309419'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/5092160624918309419'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/12/curukcu-inanmayacaksnz-ama-arastrdm.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-4393433125013696773</id><published>2010-12-05T23:18:00.002-08:00</published><updated>2010-12-05T23:19:30.290-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/TPyOcJLIRXI/AAAAAAAABKY/TC18G8Elh-4/s1600/Haydarpa%25C5%259Faya%2BDokunma...jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 302px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/TPyOcJLIRXI/AAAAAAAABKY/TC18G8Elh-4/s320/Haydarpa%25C5%259Faya%2BDokunma...jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547465455163688306" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-4393433125013696773?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/4393433125013696773/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/12/blog-post.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/4393433125013696773'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/4393433125013696773'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/12/blog-post.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/TPyOcJLIRXI/AAAAAAAABKY/TC18G8Elh-4/s72-c/Haydarpa%25C5%259Faya%2BDokunma...jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-6879759753450348277</id><published>2010-12-05T23:18:00.001-08:00</published><updated>2010-12-05T23:18:17.211-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Ateş ve duman…&lt;br /&gt;Haydarpaşa ateşe verildi.&lt;br /&gt;Evet, tam da böyle oldu. Koruma Kurulu kararlarıyla koruma altında olan bir kültürel dokunun-kalıtın içinde, Koruma Kurulu’ndan habersiz tadilat-onarım-tamir gibi işler bile bile ve en özensiz biçimiyle yapılıyorsa, akla başkaca hiç bir şeyin gelmesi olası değildir.&lt;br /&gt;Yangın tüm vatandaşlar gibi devlet tarafından da seyredilmiştir.&lt;br /&gt;Canlı yayınlarda birlikte izledik. İtfaiye yangın yerine geç ulaşmıştır.&lt;br /&gt;İstanbul gibi 15 milyon insanın yaşadığı ve kültürel dokusuyla zengin bir kentte böylesi bir yangına havadan müdahale edilmemesi ya bir akıl tutulmasıdır ya da açıktan kasıt içerir.&lt;br /&gt;Haydarpaşa hiç kimsenin babasının çiftliği değildir. O bina tüm dünya insanlığının ortak mirasıdır ve öyle kalmalıdır.&lt;br /&gt;Niyet okuyucu değiliz elbet ancak, daha önce o alan için düşünülen tasarruflar, yangında kastı güçlendirmektedir!&lt;br /&gt;Bu anlamda, İMO (İnşaat Mühendisleri Odası) bildirisini sizlerle paylaşarak, yaşanılan tüm sürecin tarafınızdan da bilinmesine katkı sunmak isterim.&lt;br /&gt;“Tarihi Haydarpaşa Garı‘nda çıkan yangın, birilerinin "otel mi olacak, yerine gökdelen mi dikilecek" tartışmasını bitirdiği izlenimini veriyor. &lt;br /&gt;Haydarpaşa Garı, yüz yıllık tarihinde birkaç kez tehlike atlattı fakat bugün kendisine yönelen tehditler, bugüne kadar olanların toplamından daha fazla. Çünkü Haydarpaşa bugün tarihe saygısı, estetik anlayışı, vicdanı ve kamuoyu duyarlılığı olmayanlar tarafından yok edilmek isteniyor. Çünkü Haydarpaşa Garı‘nı yok etmek isteyenler bugün Türkiye‘yi ve İstanbul‘u yönetiyor. &lt;br /&gt;Kentsel rant oranının çok yüksek olduğu bölgenin turizm ve ticarete açılmak istenmesinin önündeki en büyük engel olan Haydarpaşa Garı ilk önce yıkılmak istenmiş, kamuoyu büyük tepki gösterince bu sefer yıkmadan yağmalanması düşünülmüştür. &lt;br /&gt;Yaklaşık 5 sene önce yerine gökdelen yapılması gündeme gelen tarihi gar, geçen yıl da İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından onaylanarak koruma kuruluna gönderilen imar planıyla "kültürel tesis, turizm ve konaklama" alanı olarak belirlenmiş, Haydarpaşa Limanı‘nın gerisindeki bölgeye de yüzde 60 oranında yapılaşma getirilmişti. Bunun anlamı garın ve gar bölgesinin otel olarak kullanılacak olmasıdır. Ayrıca ülkemizdeki demiryolu ulaşımına dönük tehditlerin de bir parçası olan bu durum bize göstermektedir ki siyasi iktidar "demiryolu nostaljisi" yaşatılacak turizm işletmeleri yaratmak istemektedir. &lt;br /&gt;Haydarpaşa‘da "çıkan" yangın, tarihi binanın bir süre sonra can güvenliği nedeniyle gar olarak kullanılamayacağına ilişkin bir kararın ve ardından rant alanı haline getirilmesine dönük çalışmaların habercisi gibidir. &lt;br /&gt;Yangın söndürme çalışmaları dahi bu niyetin göstergesi gibidir. &lt;br /&gt;Üstelik çatı katında olmasına rağmen yangına havadan müdahale edilmemesine ilişkin yetkililerin açıklaması doyurucu değildir. Yangın sonucu 4. katı da saran alevlerin daha da yayılması sonucu binanın çökme tehlikesiyle karşılaşacağı çok açıkken ahşap direkler üzerine oturtulmuş binada yeterince yangın önlemi alınmamasının sorumluları belirlenmelidir. &lt;br /&gt;Gar içinde yapılan tadilat çalışmalarına ilişkin şüpheler de dile getirilmektedir. Tadilatın belediye denetiminde ve ruhsatlı olmadığı; tarihi binanın yapısına uygun yapılıp yapılmadığı; doğru malzemelerin kullanılmadığı gibi iddialar yangın sebebine ilişkin ciddi şüpheleri de beraberinde getirmektedir.&lt;br /&gt;Her ne sebepten olursa olsun bir yangının çıkmış olması dahi en basit ifadeyle tarihi Haydarpaşa Garı‘ndaki özensizliği göstermektedir. &lt;br /&gt;Haydarpaşa Garı tarihi ve kültürel özellikleriyle ülkemizin en önemli simgelerindendir. Gar estetik değeri ve mimari nitelikleriyle de yapım amacına uygun olarak korunması ve yaşatılması gereken bir yapıdır. Haydarpaşa ayrıca Türkiye‘deki en önemli kamusal alanlarından biri olduğu gibi ve toplumsal belleğimizin de en değerli mekânlarındandır. &lt;br /&gt;Haydarpaşa Garı ne yanabilir ne yıkılabilir ne de kendinden başka bir şeye dönüştürülebilir. Çünkü Haydarpaşa, İstanbul‘un; İstanbullunundur. Haydarpaşa İstanbul‘a bir kez bile gelmese de onu bir kez anmış olan herkesindir.” &lt;br /&gt;Gözlerimizin önünde yakılan ve şimdi viran edilmiş gibi yalnızlaşmaya terk edildiği gözlenen Haydarpaşa, tarihsel zenginliğimizin en önemli varlığı olmaya devam edecektir.&lt;br /&gt;Ne Haydarpaşa’da çekilen film karelerini, ne orada başlayıp Anadolu’ya yol alan destanları-şiirleri, ne de orada yaşanan aşkları-acıları-elemleri-kederleri-hasretleri-yalnızlıkları; söylenen şarkıları-türküleri hayatlarımızdan söküp almaya hiçbir hain ateşin gücü yetmeyecektir.&lt;br /&gt;Bir an için tüm bu gerçeklikleri yaşanmışlıklar olarak varsaysak bile; Nâzım Hikmet’in Haydarpaşa’nın merdivenlerinde başlayan ve bir Anadolu Katarı’nda çoğalarak devam eden  ‘Memleketimden İnsan Manzaraları’ destanı, her sözcüğü ile aklımızı zenginleştirecek güçtedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; “Haydarpaşa garında&lt;br /&gt;1941 baharında&lt;br /&gt; saat on beş.&lt;br /&gt;Merdivenlerin üstünde güneş&lt;br /&gt;         yorgunluk ve telâş&lt;br /&gt;Bir adam&lt;br /&gt;      merdivenlerde duruyor&lt;br /&gt;  bir şeyler düşünerek.&lt;br /&gt;Zayıf.&lt;br /&gt;Korkak.&lt;br /&gt;Burnu sivri ve uzun&lt;br /&gt;yanaklarının üstü çopur.&lt;br /&gt;Merdivenlerdeki adam&lt;br /&gt;        -Galip Usta-&lt;br /&gt;  tuhaf şeyler düşünmekle&lt;br /&gt;    meşhurdur:&lt;br /&gt;"Kâat helvası yesem her gün" diye düşündü&lt;br /&gt;   5 yaşında.&lt;br /&gt;"Mektebe gitsem" diye düşündü&lt;br /&gt;               10 yaşında.&lt;br /&gt;"Babamın bıçakçı dükkânından&lt;br /&gt;Akşam ezanından önce çıksam" diye düşündü&lt;br /&gt;                                                    11 yaşında.&lt;br /&gt;"Sarı iskarpinlerim olsa&lt;br /&gt;kızlar bana baksalar" diye düşündü&lt;br /&gt;    15 yaşında.&lt;br /&gt;"Babam neden kapattı dükkânını?"&lt;br /&gt;Ve fabrika benzemiyor babamın dükkânına"&lt;br /&gt;        diye düşündü&lt;br /&gt;                       16 yaşında.&lt;br /&gt;"Gündeliğim artar mı?" diye düşündü&lt;br /&gt;      20 yaşında.&lt;br /&gt;"Babam ellisinde öldü,&lt;br /&gt;ben de böyle tez mi öleceğim?"&lt;br /&gt;  diye düşündü&lt;br /&gt;  21 yaşındayken.&lt;br /&gt;"İşsiz kalırsam" diye düşündü&lt;br /&gt;                         22 yaşında.&lt;br /&gt;"İşsiz kalırsam" diye düşündü&lt;br /&gt;          23 yaşında.&lt;br /&gt;"İşsiz kalırsam" diye düşündü&lt;br /&gt;          24 yaşında.&lt;br /&gt;Ve zaman zaman işsiz kalarak&lt;br /&gt;"İşsiz kalırsam" diye düşündü&lt;br /&gt;          50 yaşına kadar.&lt;br /&gt;51 yaşında "İhtiyarladım" dedi,&lt;br /&gt;                  "babamdan bir yıl fazla yaşadım."&lt;br /&gt;Şimdi 52 yaşındadır.&lt;br /&gt;İşsizdir.&lt;br /&gt;Şimdi merdivenlerde durup&lt;br /&gt;  kaptırmış kafasını&lt;br /&gt;   düşüncelerin en tuhafına:&lt;br /&gt;"Kaç yaşında öleceğim?&lt;br /&gt;Ölürken üzerimde yorganım olacak mı?"&lt;br /&gt;                                                   diye düşünüyor.&lt;br /&gt;Burnu sivri ve uzun.&lt;br /&gt;Yanaklarının üstü çopur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denizde balık kokusuyla&lt;br /&gt;Döşemelerde tahtakurularıyla gelir&lt;br /&gt;          Haydarpaşa garında bahar&lt;br /&gt;Sepetler ve heybeler&lt;br /&gt; merdivenlerden inip&lt;br /&gt;  merdivenlerden çıkıp&lt;br /&gt;   merdivenlerde duruyorlar.”&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-6879759753450348277?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/6879759753450348277/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/12/ates-ve-duman-haydarpasa-atese-verildi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/6879759753450348277'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/6879759753450348277'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/12/ates-ve-duman-haydarpasa-atese-verildi.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-6046234209067580802</id><published>2010-11-29T13:05:00.001-08:00</published><updated>2010-11-29T13:05:38.912-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Suç işliyorsunuz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değerli okur,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Harbiye Muhsin Ertuğrul Tiyatrosunun yıkım süreci ile Atatürk Kültür Merkezini kapatma- yıkma-onarma süreçleri birbirleriyle örtüşen süreçlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıda paylaştığım belge, satır araları incelendiğinde AKM olayının dününü ve bugününü ortaya çıkarmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okuyacağınız suç duyusu metninin içeriği, sanat örgütlerince 22.7.2010 tarihinde AKM önünde yapılan bir basın açıklaması ile tüm alanlarla, basınla paylaşılmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı gün öğleden sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na verilen dilekçemiz şu ana kadar işleme konulmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ülkede yaşayan ve “kanun önünde eşitlik ilkesine” inanmak isteyen yurttaşlar olarak, Başsavcılığın suç duyurumuza bir yanıt vermemiş olmamasını sizlerin de değerlendirmelerine sunuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKM ile ilgili hemen her gün yeni bir hayalet haber ortalıkta dolaşır oldu. Kültür Bakanı başka, 2010 Ajansı başka, Başbakan başka açıklamalar yapıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine AKP yandaşı kalemşorlar sayesinde ise ortalık kirli bilgiden geçilmiyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak, söz konusu kurumlar ve bireyler AKM için verilmiş yargı kararını dikkate alma gereği duymuyor, yokmuş gibi davranıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanlış okumadınız, sorumlular yargı kararlarını dinlemiyor-uygulamıyorlar, basın işine geldiği davranıp bilgileri karartmaya çalışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Böylelikle insanlık aptal yerine konup, birlikte suç işleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakan’ın AKM konusundaki düşüncelerini de bilen biri olarak, yıkıma karşı yapabileceklerimizin yasal çerçevelerde seyredeceğinden, gerekli tüm demokratik haklarımızı sonuna kadar kullanacağımızdan kimsenin şüphesi olmamalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu mücadele tüm hukuk yollarını tüketene kadar sürecektir, yeter ki önce iç hukuk işletilsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak, benim ülkemde hiç ama hiç bir kıymeti olmayan “hukuk herkes içindir, günü gelir size de gerekir” güzellemesi, yaşadığımız süreçte tüm değerini yitirmiş durumdadır!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, üstünden 4 ay geçmesine karşın işleme koymadığı suç duyurusu metnimiz şöyledir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MÜŞTEKİ: Kültür Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikası&lt;br /&gt;SANIKLAR: 1-Kültür ve Turizm Bakanlığı Yetkilileri&lt;br /&gt;                      2-İstanbul 2010 Avrupa Kültür Ajansı Yetkilileri&lt;br /&gt;SUÇ: 2863 sayılı Yasa ile 5706 sayılı Yasaya aykırılık ve Görevi ihmal.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AÇIKLAMALAR: Atatürk Kültür Merkezi, Haziran 2008 tarihinden itibaren yaklaşık iki yılı aşkın bir süredir “tadilat yapılacağı” gerekçesiyle kapalı bulunmaktadır.&lt;br /&gt; Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından bu nedenle sanat faaliyetlerine ara verdirilmiştir.&lt;br /&gt;Bu süreçte, kentsel sit alanında kalan ve 1. grup tescilli bina olan  Atatürk Kültür Merkezi’nin 2863 sayılı yasa, yönetmelik, yönerge, ilke kararları ve kararların devamlılığı ilkelerine aykırı olarak 24.12.2008 gün ve 2268 sayılı kararla Koruma Bölge Kurulu tarafından onaylanan projenin iptal edilmesi amacıyla Kültür Sanat Sen tarafından açılan davada; İstanbul 9. İdare Mahkemesi bilirkişi incelemesi sonucunda Atatürk Kültür Merkezinin yıkım ve tadilat çalışmalarını yasaya ve mevzuata aykırı bularak iptal etmiştir.&lt;br /&gt;Bu süre içerisinde yapılan tadilat ve onarım çalışmaları sonucunda Atatürk Kültür Merkezi tahrip olmuş ve kullanılamaz durumda bırakılmıştır.&lt;br /&gt;Bunun sonucu olarak söz konusu yerde sanat çalışmaları icra edilemez hale gelmiş ve sanat çalışmalarının yapılması için İstanbul’un çeşitli yerlerinde kiralık mekânlar tutularak ayrıca kamu zarara uğratılmıştır.&lt;br /&gt;Bunun yanı sıra Atatürk Kültür Merkezi’nin kapalı olması nedeniyle İstanbul halkı Opera, Bale, Tiyatro, Koro, Topluluklar ve Orkestra temsillerinden yoksun kalmıştır.&lt;br /&gt;2863 sayılı yasanın 10. Maddesi gereği Kültür ve Turizm Bakanlığı bizzat kendi idaresinde olan tescilli yapının korunmasına ilişkin tedbirleri almakla sorumlu olduğundan yapılan onarım işinde denetim görevini yerine getirmemiş ve yasa hükümlerini ihlal etmiştir.&lt;br /&gt;Atatürk Kültür Merkezi tadilatı ile ilgili anılan iptal kararından sonra Bakanlık tarafından söz konusu projenin revize edildiği yapının tamiri ve tadilatı için yeni projelerin hazırlanarak Bakanlıkça onaylandığı ve 05.05.2010 tarihinde İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansına gönderildiği bilinmektedir. Ancak ajans süresinin 31.12.2010 tarihinde sona ereceğini belirterek bu bahane ile tadilat için gerekli olan ödeneği sağlamamakta ve henüz görev süresi dolmamasına rağmen bu yasal sorumluluğu yerine getirmemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tahrip olmuş ve kullanılamaz hale gelmiş olan Atatürk Kültür Merkezi’nin koruma ilkelerine uygun olarak  onarımının bir an önce yapılıp, kültür ve sanat etkinlikleriyle İstanbul halkının hizmetine açılması gerekmektedir.&lt;br /&gt; Halen yürürlükte olan yasal düzenlemelere göre bu onarım için kaynak aktarmakla  görevlendirilmiş olan bir tüzel kişiliğin kaynak aktarmamasının yasal bir dayanağının olması gerekir.&lt;br /&gt;Henüz yasal süresi dolmadan Ajansın bunu ileri sürerek bu görevi yerine getirmekten kaçınması keyfi bir karardır.&lt;br /&gt;1-/ 2863 sayılı Yasanın 10. maddesinin “Her kimin mülkiyetinde veya idaresinde olursa olsun, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunmasını sağlamak için gerekli tedbirleri almak, aldırmak ve bunların her türlü denetimini yapmak (Ek ibare: 5226 – 14.7.2004. / m.4)” veya kamu kurum ve kuruluşları ile belediyeler ve valiliklere yaptırmak” Kültür ve Turizm Bakanlığına aittir.” hükmü ve 4848 sayılı Kanunun 2. maddesi ile Bakanlığa verilen tarihi ve kültürel varlıkların korunması ve denetimi görevi yerine getirilmeyerek Bakanlığın idaresinde olan tescilli Atatürk Kültür Merkezi binası yapılan onarım işlemi ile tahrip olmuştur.&lt;br /&gt;Öte yandan İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı; 5706 sayılı İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Hakkında Kanun’un 44 üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki özel hesaptan; İstanbul İl Özel İdaresi bütçesinden, İstanbul Büyük Şehir Belediyesi bütçesinden, Başbakanlık Tanıtma Fonundan ve Koordinasyon Kurulu tarafından kararlaştırılacak miktarda bu Kanunun 12 nci maddesi uyarınca açılan özel hesaptan aktarılacak ödenekler, her yıl Ocak ayı sonuna kadar Kültür ve Turizm Bakanlığı adına bir ulusal bankada açılacak özel hesaba bu Kanun kapsamında harcanmak üzere yatırılır. Bakanlık bu hesaptan aşağıdaki işleri yaptırır:&lt;br /&gt;a) İstanbul ili Beyoğlu ilçesi Gümüşsuyu Mahallesi 750 ada 104 parseldeki Atatürk Kültür Merkezi’nin bulunduğu bu parsel ile İstanbul Büyük Şehir Belediyesine ait 105 numaralı parsel ve eklenebilecek diğer belediye ve Hazine arazilerinden oluşacak alanda yeni Atatürk Kültür Merkezi binalarının ve müştemilatının Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu kararı ve görüşleri doğrultusunda projesi ve inşaatının yapım işleri.&lt;br /&gt;b) İstanbul ili Eyüp ilçesi 268 ada 17 parseldeki Rami Kışlası olarak kullanılan alanda, İstanbul Kütüphanesi ve Kültür Merkezi binalarının ve müştemilatının röleve, yenileme ve her türlü projesi ile inşaatının yapım işleri.&lt;br /&gt;c) İstanbul ili Şişli ilçesi Ayazağa Mahallesi 3 pafta 2 ada 38 parselde mevcut kültür merkezi inşaatının her türlü proje ve yapım işleri.&lt;br /&gt;(2) Bu maddenin uyarlanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığınca belirlenir.”&lt;br /&gt;  Hükmüne göre Bakanlık, Atatürk Kültür Merkezi’nin onarım işini yapmakla sorumlu tutulmuştur. Ancak yukarıda da ifade ettiğimiz üzere, bu onarım işi koruma mevzuatına aykırı olarak yapılmış ve tescilli yapı tahrip olmuştur. Bizzat kendi idaresinde olan tescilli yapının korunmasına ilişkin tedbirleri almaktan sorumlu olan Kültür ve Turizm Bakanlığı bu Kanun kapsamında yapılan onarım işinde denetim görevini yerine getirmemiş ve anılan Yasa hükümlerini ihlal etmiştir.&lt;br /&gt; 2-/ Yukarıda anılan iptal kararından sonra, söz konusu projelerin revize edildiği, yapının tamiri ve tadilatı için yeni projelerin hazırlanarak Bakanlıkça onaylandığı ve 05.05.2010 tarihinde İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’na gönderildiği Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ekli yazısıyla öğrenilmiştir. (EK 2: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü’nün 25.06.2010 tarih 135138 sayılı yazısı)&lt;br /&gt;İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı, 5706 sayılı Kanunun yukarıda anılan 11. madde hükmüne göre yeni projenin uygulanması için kaynak aktarma görevi bulunmasına karşın, 29.06.2010 tarih ve 253-762 sayılı yazılarından da anlaşılacağı üzere, (EK 3) Ajansın süresinin 31.12.2010 tarihinde sona ereceği belirtilerek bu görevi yerine getirmeyi ihmal etmektedir.&lt;br /&gt;Oysa anılan Yasa hükmüne göre; proje ve uygulama giderlerinin karşılanması yani AKM’ nin onarımı ve gerekli olan ödeneğin sağlanması İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nın sorumluluğundadır. Ancak Ajans henüz görev süresi dolmadığı halde, yasayla kendisine verilmiş olan bu görevi yerine getirmemektedir.&lt;br /&gt;Yukarıda da belirtildiği üzere, tahrip olmuş ve kullanılamaz vaziyette olan Atatürk Kültür Merkezi’nin koruma ilkelerine uygun olarak onarımının bir an önce yapılıp, kültür ve sanat etkinlikleriyle İstanbul halkının hizmetine kavuşması gerekmektedir. Halen yürürlükte olan yasal düzenlemelere göre bu onarım için kaynak aktarmakla görevlendirilmiş olan bir tüzel kişiliğin kaynak aktarmamasının yasal bir dayanağının olması gerekir. Ancak henüz yasal süresi dolmadan Ajansın bunu ileri sürerek bu görevi yerine getirmekten kaçınması keyfi bir karardır.&lt;br /&gt;Bu nedenle sanıklar hakkında TCK’nin 257. maddesine göre kamu davası açılmasını talep etmek zorunlu olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SONUÇ ve İSTEM : Yukarıda izah etmeye çalıştığımız ve resen gözetilecek nedenlerle sanıkların eylemlerine uyan yasa hükümlerine göre cezalandırılmaları için haklarında kamu davası açılmasına karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz.22.07.2010&lt;br /&gt;                        Eyüp MUHÇU-Yavuz DEMİRKAYA-Orhan AYDIN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP’nin Yargı üstünde tahakküm kurarak, istediği gibi yönlendirdiği gerçeğini en iyi örnekleyenlerden biri de bu suç duyusunun İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından işleme konmamasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın savcıya birileri ‘direktif mi’ vermiştir? Bilmek istiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görevlerini yapmayan yargı üyeleri hakkında karar verecek tek kurumun Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu olduğunu biliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söz konusu Kurulun bu durumla ilgili bir bilgisi var mıdır? Bilmek istiyoruz.&lt;br /&gt;Daha ne kadar beklenecektir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKM bir hayalet binaya dönüştürülmüş, adeta kentin kalbi sökülüp alınmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksa Haydarpaşa’nın göz göre göre yangına kurban edilmesi gibi, günü geldiğinde AKM de kurban mı edilecektir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-6046234209067580802?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/6046234209067580802/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/11/suc-isliyorsunuz-degerli-okur-harbiye.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/6046234209067580802'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/6046234209067580802'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/11/suc-isliyorsunuz-degerli-okur-harbiye.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-4201526433014811387</id><published>2010-11-21T16:39:00.001-08:00</published><updated>2010-11-21T16:39:36.800-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Hodri meydan…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fazla değil iki yıl önce sokaklara döküldük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Sahnelerimiz yıkılamaz” diye ardı ardına eylemler gerçekleştirdik; TV ve yazılı basınla olup bitenleri paylaşarak, AKM ve Harbiye Muhsin Ertuğrul sahnelerinin önünde seslerimizi ortaklaştırdık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Yıkılamaz’ dediğimiz sahnelerden Muhsin Ertuğrul’un üstünden AKP’ nin dozerleri geçti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gün oradaydık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bedri Baykam ile birlikte, şimdilerde ‘düşmüş’ sanat yönetmeni Orhan Alkaya efendinin apar-topar terk ettiği odasından, iş makinelerinin tiyatronun üstüne üstüne sürülüşünü belgeledik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinayete tanıklık ettik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortada kimsecikler kalmamıştı. Alana giriş yasaklanmış, bölge de adeta terör estiriliyordu. Yayalara bile yol verilmiyor, yıkımı izlemek isteyen yurttaşlar, korumalar tarafından sokak ortasında sorgulanıyor, haber yapmak isteyen TV muhabirleri tartaklanıyor, geceleri inşaat alanı köpekli-polis desteği ile koruma altında tutuluyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm yıkım boyunca alanı izlemeye aldık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TOMEB İstanbul Şube Başkanı Orhan Kurtuldu ve Kültür Sanat Sendikasından dostlarla yaşadığımız tanıklıklar, bir akıl tutulması örneği gibiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kentin en önemli alanlarından birinde, yine kentin en eski tiyatro salonu rant uğruna kurban ediliyordu; ve ne o tiyatroyu yıllarca dolduran seyirciler ne de o sahnede yıllardır seyircileriyle buluşan oyuncular ortada yoktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiyatro’nun önündeki heykele kepçeler hücum ederken, yüreğim ağlamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep sormuşumdur kendime, ‘dünyanın hangi çağdaş ülkesinde böyle bir düşmanlık olabilir ve hangi ülkenin sanatçıları bu tür bir duruma seyirci kalır?’ diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanıtı ortada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin yıkımı bir kanunsuzluk örneği olarak tarihteki yerini aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul Cumhuriyet Savcılığı görevini yapmamış “yürütmeyi durdurma” kararını uygulamamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP’nin apar-topar hayata geçirdiği Kongre Merkezi düşü kısa zamanda gerçekleşti! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bir zamanlar o yamaçta sülün gibi süzülüp duran Muhsin Ertuğrul sahnesinin yerinden beton bir çirkinlik yükseliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her gün önündeki dehlizden yüzlerce araç geçiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu satırların okurları anımsayacaklardır; geçen yıl sahnenin açılışında nutuklar çekilmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orhan Kurtuldu, Orhan Aydın, Bedri Baykam gibi sanatçılar ile Mimarlar Odası adına Başkan Eyüp Muhcu, bizzat Başbakan tarafından “yıkıma, yeniliğe, çağdaşlığa karşı çıkanlar” olarak duyuruldu. Gösterimi yapılan videolarda konuşmalarımız, kurgulanmış biçimde ‘bir düşmanlık örneği’ diye sunuldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yandaş basın, resimlerimizi yayınlayıp, söylediklerimizi çarpıtıp-bölüp-kesip haber yaparak, ‘düşmanlık örneğine’ bol bol katkı sundular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülke halkı yine sustu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açılışta, salonu dolduran ‘yandaş’ sanatçılardan alkışlar koptu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahneden Başbakana teşekkürler yağdıran, Belediye başkanını ele-avuca sığdıramayan bu beylerin ve hanımların adları, ‘belgeli’ bir biçimde tarihe kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salon, açılışından iki ay sonra Şehir Tiyatrolarına verildi. Üstünden tam bir yıl geçti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelin görün ki güneş balçıkla sıvanmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olup-bitenler unutuldu sanılıyorsa, devlet bağırınca susulacak sanılıyorsa yanılıyorlar. İki yıl önce söylediğimiz her şeyin arkasında olduğumuzun bir kez daha bilinmesinde yarar var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizlerin yıkım öncesi dillendirdiği tüm sorular, halen yanıtsız biçimde ortada duruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca, yapılan bina ile ilgili öngördüğümüz ve tüm teknik donanıma yönelik sıraladıklarımız, tek tek gerçeğe büründü!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gerçekleri başlıklar halinde sıralarsak, ne olup bittiğine, binanın  ‘yangından mal kaçırır gibi’ apar-topar yıkılıp yerine bu beton yığınının neden yapıldığına, AKP rantının dayanılmaz çekiciliğine ve salonun tiyatro için uygun tasarlanmış olup olmadığına dair sizlerin karar vermesi daha kolay olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Tiyatro binası olarak öngörülen bu yapının mimarı projesi kime aittir? Bu mimar, ülkemizde ya da dünyanın herhangi bir ülkesinde daha önce hangi tiyatro binasını tasarlamış-uygulamıştır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Yapılan bina kimin malıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Eğer bina Şehir Tiyatrolarına kira karşılığı verildiyse, bunun için İstanbul Büyük Şehir Belediyesi’nin kasasından ayda kaç lira ve hangi şirkete ödenmektedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Bir tiyatro salonunda olmazsa olmaz ‘kedi yolları’ dediğimiz ışık düzeneklerine ulaşma alanları işlevsel midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Işık rampaları sahneyi görecek biçimde mi düzenlenmiştir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Ses sistemi kaç kez ‘müdahale’ gördü ve görmeye devam etmektedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Açılışta bile zevatın başına bela olan ‘bar sistemi’ sağlıklı çalışır durumda mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Döner sahne kullanılabiliyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Her yağmur yağışında salon kaç yerinden akıtıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Salonun seyirci giriş-çıkış kapısı standartlara uygun mudur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Salonda seyircinin sahneyi ‘görüş açıları’ doğru mu tasarlanmıştır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Salon, Şehir Tiyatrolarının yıkılan sahnesi gibi ‘merkez’ olabilecek konumda mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Kulisler, prova-kostüm-makyaj-aksesuar ve yönetim odaları yeterli midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Fuaye yeterli midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*O tiyatro aynı anda kaç oyunun dekor-kostüm ve aksesuarlarını barındırabilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Yangın ve benzeri önlemler için bina güvenlikli midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Salon ayda kaç kez Şehir Tiyatroları oyunları için kullanılmaktadır? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Salonun asıl sahibi Şirket, keyfi biçiminde yandaş derneklere-kuruluşlara-partiye salonu ‘tahsis’ ederken, Şehir Tiyatroları yönetimine danışmakta mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu soruların yanıtlarını verecek kaç kişi var? Merak ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtik AKP kurmaylarını ve yıkıma imza atan ‘düşürülmüş’ sanat yönetmenini; o gün orada alkışa durup el-etek öpenler, basında bizleri başbakanın küfürbaz ağzıyla karalamaya çalışanlar ne kadar utanıyorlardır dersiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Utanma eşiği çoktan atlandı diyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak, ben bir süre daha bekleyeceğim ve eğer bu sorulara yanıtlar oluşmazsa; savlarımın tamamını resimlerle-filmlerle, uygulanmış projenin ‘temel hatalarını’ bilirkişilerle kanıtlayacak, sonra da hem inşaat firması, hem yıkıma imza atan hanımlar-beyler ve Belediye başkanı hakkında, “kamu malına bilerek ve isteyerek zarar verme” suçlamasıyla dava açacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hodri meydan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-4201526433014811387?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/4201526433014811387/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/11/hodri-meydan-fazla-degil-iki-yl-once.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/4201526433014811387'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/4201526433014811387'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/11/hodri-meydan-fazla-degil-iki-yl-once.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-1156328390619054159</id><published>2010-11-15T13:19:00.001-08:00</published><updated>2010-11-15T13:19:24.252-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Ne istiyoruz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen hafta yayımlanan, ‘Gönüllü kölelik’ yazısı için birçok meslektaşımdan ileti aldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kez daha yineleyelim, duymayan dostlar da duysun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yürürlükte olan 12 Eylül Anayasasına göre, tiyatro alanında bir sendika kurma hakkımız yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir anayasal değişiklik yapılmadığı sürece kurulacak her sendikal yapılaşma, daha ilk gününde ‘düşmüş’ olacaktır. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;12 Eylül’den bugüne hükümetlerin gündemine girmeyen sorunumuz için, bugün de yapılan hiçbir şey yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süreci birlikte yaşadık. Olup-bitenlerin hepsi yakın tarihlerde gerçekleşti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen her konuda mangalda kül bırakmayan Kültür Bakanlığı’nın, sanat alanlarını giderek tiyatromuzu özgür-eşit kılacak, uluslararası anlamda gelişip değişmesine katkı sunacak, alan çalışanlarının özlük hakları konusunda çabalar ortaya koyacak bir tek girişimi bile olmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakanlık temsilcileri, geçen yılın sonunda, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde gerçekleştirilen toplantılarda koro halinde, “kurun birliğinizi sizi muhatap alalım” diye ünlediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizler de, “hangi birlik, ne için, ne işe yarayacak, dünyada bu sistem terk edileli yıllar oluyor, imzalanan AB anlaşmalarında, alan örgütlenmelerinin sendika olması gerektiği konusunda önermeler var, neden o önermeler dikkate alınmıyor, birlik dediğiniz bir oda mıdır, dernek midir, nedir bu sihirli yapılanma?” diye sormuştuk. Yanıt tek cümleydi, “Telif haklarını başka türlü çözemeyiz.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanki ülkedeki sanat alanlarının tek sorunu buydu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakan bey baktı ki alanlara önerdiği yapılaşma kabul görmüyor, birtakım yandaşlarını makam odasında ağırlayarak, ‘meslek birliği’ kurulması için karar aldırttı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilinen birlik, bir aylık bir zaman diliminde kuruldu, genel kurulunu yaptı, yönetimini seçti, sonra ne oldu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fıssss.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gün bu gündür ses-seda yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten ses çıkarma olanağı da yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama AKP bir adım atmış oldu ya, sen ona bak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu çalışmaya ön-ayak olan arkadaşlar, nasıl tuşa getirildiklerini gün gelir anlayacaklardır diye umalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, bu süreçte parlamentodaki muhalefet partileri ne yaptılar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar zaten hep seyirci idiler, yine öyle oldular. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizler, alan olarak ne yaptık peki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizler de seyrettik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Umut fakirin ekmeği ye Mehmet ye”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu seyrin içinde ‘güven’ duygusu vardı, ‘samimiyet’ duygusu vardı, ‘inanma’ duygusu vardı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun için kürsülerden nutuklar çekildi, insanlar bir takım ‘ulvi istekler’ için birleşmeye çağrıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, şimdi gelinen yerde,  ‘aldatılma-kandırılma-hiçleme’ asıl kimin niyetiymiş anlayabildik mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP girişimlerini ve alandaki çatlak seslerini ötelediğimizde, tiyatro ve oyunculuk alanında örgütlenmiş temel yapılaşmaları anımsamakta yarar var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TO-MEB (Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği)&lt;br /&gt;TO-DER (Tiyatro Oyuncuları Derneği)&lt;br /&gt;KÜLTÜR SANAT-SEN (Kültür ve Sanat Emekçileri Sendikası-KESK)&lt;br /&gt;SİNE-SEN (Sinema Emekçileri Sendikası-DİSK)&lt;br /&gt;İŞTİSAN (İstanbul Şehir Tiyatroları Sanatçıları Derneği)&lt;br /&gt;TOBAV(Devlet Tiyatrosu, Opera ve Balesi çalışanları Yardımlaşma Vakfı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca Sinema oyuculuğu, yazarlığı ve yönetmenliği alanında örgütlenmiş, üyelerinin büyükçe çoğunluğu tiyatroculardan oluşan ve alanlarında yaptıklarıyla öne çıkmış derneklerimiz de var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÇASOD (Çağdaş Sinema Oyuncuları Derneği)&lt;br /&gt;SODER (Sinema Oyuncuları Derneği)&lt;br /&gt;YÖN-DER (Yönetmenler Derneği)&lt;br /&gt;SEN-DER (Senaryo Yazarları Derneği )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bütün bu yapılaşmaların çatısı olarak, yasa teklifi bile hazırlatan,  ÖZERK SANAT KONSEYİ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüldüğü gibi meydan boş değil. Dostlarımız, hak ve özgürlükleri için olması gereken örgütlenmeleri çoktan hayata katmış durumdalar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte AKP’nin ve yandaşlarının görmek istemediği, tam da bu olsa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlaşıldığı üzere, kendisi gibi düşünmeyen-kendinden olmayan insanların oluşturdukları örgütlenmeler, bu zevat için ‘tehlikeli yapılar’!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumu böyle tanımlamak, birileri için ‘ayrımcılık’ yaftası yapıştırmaya neden oluyormuş!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varsın öyle olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrımcılığın ne olduğunu ve alanda kimlerin ayrımcılık düşleri kurduğunu, kimlerin ‘yarılma’ oluşturarak yeni gedikler açarak örgütlenme iradesinin önüne dikildiğini, bunun için deyim yerindeyse, bütün arpalıklarını sonuna kadar açtığını bilmeyen yok! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savım şudur ki sevgili kardeşlerim, eğer yeni bir SENDİKA örgütlenmesi ortaya çıksın, alanımızın ortak sesi ve soluğu olarak sistemle hesaplaşan bir çizgide özgürlük ve eşitlik kavgası vererek haklarımızı talep etsin ve de bunlar için sonuna kadar mücadele etsin diyorsak, bu yapılaşma yukarıda adlarını sıraladığım örgütlenmelerin katılımı olmaksızın olası değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkenin içinden geçtiği kırılma hattı büyüdü ve çatlak hepimizi yutacak bir derinliğe ulaştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hattın üstünde, emekçi halkla çıkarlarını ve gelecek mücadelesini birlikte örmeyen bir sanat örgütlenmesinin şimdiden çatlağın ta dibine yuvarlanacağı öngörümü ise tartışmaya açarak; sendika kurma isteğimizin yolunun da, eşitlikçi-özgürlükçü-toplumcu bir Anayasa mücadelesinden geçtiğini, hiç unutmayalım isterim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-1156328390619054159?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/1156328390619054159/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/11/ne-istiyoruz-gecen-hafta-yaymlanan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/1156328390619054159'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/1156328390619054159'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/11/ne-istiyoruz-gecen-hafta-yaymlanan.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-6686197779300592102</id><published>2010-11-08T12:00:00.001-08:00</published><updated>2010-11-08T12:01:05.209-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Gönüllü kölelik…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özel tiyatro alanındaki yaratıcılar, tüm olanaklarını zorlayarak yeni bir oyun oluşturmak için geceli-gündüzlü çalışıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Ancak, gelin görün ki yeni bir oyun üretmek, artık çok pahalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün profesyonel bir tiyatronun, telif-dekor-kostüm-aksesuar,-oyuncu –çalışan ve mekân kiraları alt alta toplandığında, bu işi yapıyor olmak gerçekten akıl kârı olmasa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiyatroların içlerinde bankalara, faizcilere ve salon sahiplerine borçlu olanların sayısı azımsanmayacak kadar çok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devletin tüm tiyatroları sıkboğaz ettiği, sigorta, stopaj gibi benzeri vergi ödentileri ise giderlerin içindeki en büyük kalemler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bildiğimiz birçok tiyatronun, devlete olan borçları öylesine büyük rakamlar ki şaşarsınız.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Sanırsınız her bir tiyatro, ithalat ve ihracat yapan birer holding!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün AST’ın belini büken en büyük yük, vergi borcudur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık yalnızca tiyatro tarihimizin kahverengi sayfalarında kalan; Gönül Ülkü –Gazanfer Özcan Tiyatrosu, Hadi Çaman Yeditepe Oyuncuları, Ankara Birlik Tiyatrosu, Dormen Tiyatrosu için de bu böyleydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birçok tiyatro ustası, devlete olan borçların kıskancında ürettiler ve öylece yitip gittiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2010-2011 tiyatro sezonunda perde diyen ya da demeye hazırlanan hangi tiyatrolar borçsuz acaba?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir elin iki parmağını geçmeyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kıskaç, Devlet’in sanat alanına nasıl yaklaştığının en önemli belirtisi olsa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neresinden bakarsınız bakın, hiçbir ülkede göremediğimiz ‘devlete karşı mali yükümlülükler’ bunun en temel belirtisidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçmişte polis-asker gibi devlet kurumlarının baskısı altında inletilen tiyatrolar şimdilerde, sistemin ‘hizmet kurumları’ olan belediyeler aracılığıyla baskı altındalar. Elektrik-su-doğalgaz gibi bir tiyatroda ‘olamazsa olmaz’ olan hizmet bedellerinden alınan ücretler de can yakıcı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa çağdaş devletler, sanat hizmeti veren bir yapının bu tür giderlerinin bir kısmını ‘kamu adına karşılar’.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiyatroların ‘devlete olan borçları’ bahsi açılınca, sormak istediğim birkaç soru var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakanlık bu yılki “destek başvuruları” için, “vergi borçlarının yapılandırılmış olmasını ve sigorta ödentilerinin sıfırlanmış olmasını” şart koşmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acaba ne oldu? Başvuruyu gerçekleştiren tiyatroların kaç tanesi bu koşulları yerine getirebildi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksa tüm tiyatrolar o bildik Türk aklına mı sığındılar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani, insanların sigorta girişlerini yapıp, ilerideki ödentileri ‘Allaha havale’ yöntemi mi kullandılar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilemiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de yasalarda en açık olan yönteme başvurup, “ kişilerin sigorta ödemeleri kendilerine aittir” maddesini içeren sözleşmeler düzenlediler! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakanlık şartlarından biri de; “destek verilen oyunun en az 25 gösterim yapmış olması ve bunun belgelenmesi”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu da yerine getiren kaç tiyatro var? Merak ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğru oturup doğru konuşalım. Belki gerçekliğimize bir yanıt oluşturur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyun ilan edip oynamadan ‘oynandı’ göstermek, salon sahiplerinden ‘oynandı belgesi’ almak, organizatörlerden benzeri belgeyi talep etmek, yine ‘oynandı’ gibi gösterip fatura keserek işten kurtulmaya çalışmak,   bilinen en açık düzenbazlık yöntemleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunları geçtik diyelim. Yani, bu her şeyi ile sakat sistemin içinde tutunabilmek için, sakat işler yapıyor olmayı bir an için hoş gördük diyelim. Peki, bu gün hangi profesyonel tiyatro, çalışanların haklarını düzenli biçimde ödeyebilmektedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim bilebildiğim üç ya da dört.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet desteği için başvuran kaç tiyatro var peki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine benim bildiğim 220.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl oluyor bu? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, nasıl oluyor da Devlet kendi alacaklarını ‘kayıtlı-belgeli’ bir sisteme bağlamaya çalışırken, tiyatro çalışanlarının, oyuncularının haklarının verilip-verilmediğini sorgulamıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Destek ödentileri, tiyatroların üretecekleri projelere verildiği için, o projelerin içinde oyuncu ve çalışanların konumları sıradan-basit-önemsiz hatta gereksiz olsa gerek!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, o ödentilerden tiyatro sahipleri tarafından, tiyatro oyuncularına-çalışanlarına herhangi bir rakam aktarılıyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Bizim bildiğimiz böyle bir örnekleme yok. Olsa da devede kulak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep borçlu olan tiyatro patronu veya şirketi, paranın daha ‘ilk dilimi’ çıkar çıkmaz ‘ağlamaya’ başlar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelen toplam eder de, haydan gelip, huya gitmiş olur!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son yıllarda, provalar sırasında oyunculara ve çalışanlara ücret de ödenmez oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu insanlar ne yer ne içer, ne okur, nerde barınır, nasıl yaşar, ne ile tiyatroya gelip-gider? Bilinmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir hak-hukuk geçerli değildir. Ortada bir sözleşme filan da yoktur. Olsa ne yazar! Her oyuncunun ya da çalışanın mutlak bir alternatifi vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizdeki özel tiyatro çalışanları için, hem gönüllü hem de sonuna kadar zorunlu tiyatro köleliği bu olsa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu kölelik,  alanımızda kırılıp-parçalanması gereken asıl durumdur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buradan çıkışın tek adı vardır; o da örgütlenerek sisteme karşı koyuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzunca zamandır bunun nasıl olması gerektiği konusunda ortada birçok fikir uçuşmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AB şartlarına göre alana kostüm biçmeye çalışanlardan, sisteme eklenmiş yapılaşmalar önerenlerden, birlik-oda-dernek-sendika tartışmalarından nerdeyse yüz çiçek açmış durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak gelişip, rayına giren ortak bir kavrayış yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa hepimizin bilmesi gereken temel gerçekliğimiz, tüm çıplaklığı ile karşımızda duruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gerçeklik, var olan Anayasada tiyatronun bir ‘meslek’ olarak kabul edilmiş olmamasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anayasada tiyatro, “genelev çalışanları, gazino-bar-pavyon ve büro işçileri” ile aynı statüde tanımlanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu utanç, Anayasaya hükmedip kendi çıkarları için eğip bükenler kadar, bizim de utancımız değil midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimse bu sözcükleri, ayrımcılık olarak algılamamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sorun, her şeyiyle çürümüş-dibe vurmuş ve ele geçirilmiş bir sistemde, bedenini satarak yaşamlarını sürdürenlere saygı duymanın çok daha ötesinde bir sorundur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu lekeyi silip atmak için yapılması gereken ise; sürdürülen siyasal kavganın içinde kendimize yer açıp, alnı açık bir biçimde ortaya çıkmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakları gasp edilmiş tüm çalışanlardan hiçbir farkımız olmadığı, kavganın da birlikte olunca sonuç alınabileceğini saptamakta yarar vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiyatromuz, hiç olmazsa şu günlerde yani tüm sendikal hakların budandığı şu kanlı zamanda, elini seyircisine uzatmayı, emekçilerle yan yana gelmeyi aklına yazmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksa ülkeyi kuşatan gericilik, sahnelerimizin de karartılması için fırsat kollamaktadır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Çözüm önerirken, Türkiye tiyatrosunun geçmiş yıllarına altın damgasını vuran Tİ-SAN örgütlenmesini yeniden konuşmak, ufkumuzu zenginleştirecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu pratiği bilen-yaşayan-kavgasını veren meslektaşlarımızın, ustalarımızın bir bölümü halen yaşıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dillere destan AST grevini Salih Kalyon Usta kaleme alıyor, Ersan Uysal ağabeyimizin deneyimlerini paylaşmak önümüzü açar, Çetin Öner ve daha birçok usta o pratiğin en önemli tanıkları ve kavga verenleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamın içinden sıyrılıp gelmesi gereken örgütlenmenin, olmazsa olmazlarını tartışıp-geliştirmeden, elmalarla armutları aynı sepetin içine koyarak yola çıkarsak, o sepet şimdiden çürümeye yüz tutuyor demektir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önümüzdeki haftalarda bu tartışmaların daha da yoğunlaşacağı, alandaki dostların düşüncelerini yüksek sesle söyleyeceği yeni bir süreç yaşayacağımızı umuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepimiz biliyoruz ki, mesleğimizin geleceği, dün olduğu gibi bu gün de hiçbir sistem bekçisinin kara emellerine bırakılmayacak kadar değerlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-6686197779300592102?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/6686197779300592102/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/11/gonullu-kolelik-ozel-tiyatro-alanndaki.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/6686197779300592102'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/6686197779300592102'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/11/gonullu-kolelik-ozel-tiyatro-alanndaki.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-4401919073205853644</id><published>2010-11-01T01:14:00.001-07:00</published><updated>2010-11-01T01:14:53.969-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Sus…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Fransa’da 12-16 yaş grubu gençler, “emeklilik yaşının 60’tan 62’ye çıkarılması geleceklerimizi elimizden alıyor” diyerek sokağa, eyleme taştılar. Günlerdir direniş büyüyerek sürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim ülkemde halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*KCK davasında sanık sıfatıyla yargılan belediye başkanları, belediye meclis üyeleri, parti üyeleri ve belediye çalışanları için hazırlanan iddianamede, “Hasankeyf’in sular altında kalmaması için uluslararası çevre örgütleri ile birlikte mücadele yürüttüler” suçlaması yapıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Başbakan, İkizdere Vadisi’nin Trabzon Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunca korunma altına alınmasına, “Şimdiye kadar nerdeydiniz diye sormazlar mı adama, Çevre Bakanlığı bünyesinde koruma kurulu oluşturarak bu meseleyi halledeceğiz” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Allianoi Antik kenti çamurlara gömüldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* HSYK seçimlerinde Bakanlık listesi tulum çıkardı! Böylelikle yargının AKP kumandasına geçmesinin ilk adımı başarılı oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Yargı kararlarına karşın YÖK başkanı Özcan’ın tilki aklı sayesinde, üniversitelerde türban serbest bırakıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Seçilen Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun üyeleri arasında 12 Eylül referandumuna ‘evet’ için çalışan isimler saptandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Yıldız Teknik Üniversitesi’nde “Okullarda polisin bulunmasına ve eğitim özgürlüğüne karşı” sesini yükselten 20 devrimci öğrenci kapının önüne konuldu. Öğrencilere sınav kayıpları yaşatılarak keyfi cezalar kesildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*YÖK kararı ile bütün üniversitelerde polis karargâhları kurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*İlkokullarda türbanlı çocuklar derslere alınmaya başlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Alevi yurttaşların “zorunlu din derslerine hayır” taleplerine hükümet kulaklarını tıkadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Yağmurla birlikte İstanbul, Ankara, Bursa ve İzmit’te altyapıların yetersizliği ortalığa saçıldı, yurttaşlar yaşamlarını yitirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Kadir Topbaş ulaşım ücretlerine %10 zam yaptı ve deniz otobüsleri ile vapurların ve de iskelelerin satılığa çıkartılacağını açıkladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*AKM Taksim Meydanının orta yerinde bir hayalet bina olarak çürümeye terk edildi. Örgütlerin, Başbakan, Kültür Bakanı ve 2010 Ajansı hakkında, İstanbul Cumhuriyet Savcılığına yaptıkları suç duyurusu, gerekçesiz bekletiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Yazarak düşüncelerini açıklayan gazeteciler ve yazarlar cezaevlerine atılmaya devam ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Müzeler, ören yerleri ve kütüphanelerin özelleştirilmesi hızla gerçekleştirildi. Artık ülkedeki müzelerin bilet gişelerini yandaş bir şirket işletiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Yurttaşlık hakkı olduğu varsayılan, “herkesin eşit biçimde sanat ve sanatsal etkinliklerden yararlanma” ilkesi yok ediliyor. Devlet Opera, Bale, Tiyatro ve Senfonisi özelleştirilmek için gün sayılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Sosyal güvenlik sistemi çöktü. Hastalar reçeteleriyle bile ilaç alamaz durumdalar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*İzmit ve Bursa’da sendikalı olan işçiler, kapının önüne kondular. Maaşlarını alamadıkları için direnişe geçen Taşkömürü işçilerinden yetmiş tanesi işten çıkarıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Bilim adamları, çevreciler ve mimarlar tarafından “yeni bir İstanbul katliamı” olarak tanımlanan 3. köprü için start verildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Kentsel üleşim projeleri ile İstanbul’da Tarlabaşı, Galata, Haydarpaşa yandaş kuruluş ve şirketlere peşkeş çekilme hazırlığında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Hrant’ın katili Ogün Samast,  ‘taş atan çocuklar’ için çıkartılan yasadan yararlandırılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Ergenekon diye bilenen davanın omurgasını oluşturan darbe günlüklerinin, ‘asılsız olduğu’ mahkeme kararlarıyla onanıp, dosya gönderildiği mahkemeye iade edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*29 Ekim kutlamalarında İstanbul halkının 850.000 TL’sı boğazdaki havai fişek gösterisinde iç edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Yine 29 Ekim gecesi Cumhurbaşkanlığı kabul töreni, türban resmigeçidine tanıklık etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Alkollü içeceklere %30 zam yapıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Domatesin pazar fiyatı 5 TL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Uluslararası düşünce kuruluşu Legatum Institure tarafından yapılan açılmada, Dünya’nın en büyük yirmi ekonomisi içinde yer aldığı söylenen Türkiye’nin, “Refah sıralamasında 110. sırada olduğu, sosyal birlikteliğin sıfırlandığı, kişisel güvenliğin yok edildiği, devlet desteği ile işlenen suçlarda yoğun bir artış olduğu, insan hakları ve düşünce özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılmadığı” belirtildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Referandum sonrası, 12 Eylül faşist darbecileri ile ilgili yapılan suç duyuruları, kabul görmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*İşsizlik, yolsuzluk, yoksulluk oranları Cumhuriyet tarihinin rekor verilerine ulaştı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne demeli, “kabahat senin demeye de dilim varmıyor ama kabahatin çoğu senin canım kardeşim”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sus…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Fransa’da 12-16 yaş grubu gençler, “emeklilik yaşının 60’tan 62’ye çıkarılması geleceklerimizi elimizden alıyor” diyerek sokağa, eyleme taştılar. Günlerdir direniş büyüyerek sürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim ülkemde halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*KCK davasında sanık sıfatıyla yargılan belediye başkanları, belediye meclis üyeleri, parti üyeleri ve belediye çalışanları için hazırlanan iddianamede, “Hasankeyf’in sular altında kalmaması için uluslararası çevre örgütleri ile birlikte mücadele yürüttüler” suçlaması yapıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Başbakan, İkizdere Vadisi’nin Trabzon Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunca korunma altına alınmasına, “Şimdiye kadar nerdeydiniz diye sormazlar mı adama, Çevre Bakanlığı bünyesinde koruma kurulu oluşturarak bu meseleyi halledeceğiz” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Allianoi Antik kenti çamurlara gömüldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* HSYK seçimlerinde Bakanlık listesi tulum çıkardı! Böylelikle yargının AKP kumandasına geçmesinin ilk adımı başarılı oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Yargı kararlarına karşın YÖK başkanı Özcan’ın tilki aklı sayesinde, üniversitelerde türban serbest bırakıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Seçilen Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun üyeleri arasında 12 Eylül referandumuna ‘evet’ için çalışan isimler saptandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Yıldız Teknik Üniversitesi’nde “Okullarda polisin bulunmasına ve eğitim özgürlüğüne karşı” sesini yükselten 20 devrimci öğrenci kapının önüne konuldu. Öğrencilere sınav kayıpları yaşatılarak keyfi cezalar kesildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*YÖK kararı ile bütün üniversitelerde polis karargâhları kurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*İlkokullarda türbanlı çocuklar derslere alınmaya başlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Alevi yurttaşların “zorunlu din derslerine hayır” taleplerine hükümet kulaklarını tıkadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Yağmurla birlikte İstanbul, Ankara, Bursa ve İzmit’te altyapıların yetersizliği ortalığa saçıldı, yurttaşlar yaşamlarını yitirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Kadir Topbaş ulaşım ücretlerine %10 zam yaptı ve deniz otobüsleri ile vapurların ve de iskelelerin satılığa çıkartılacağını açıkladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*AKM Taksim Meydanının orta yerinde bir hayalet bina olarak çürümeye terk edildi. Örgütlerin, Başbakan, Kültür Bakanı ve 2010 Ajansı hakkında, İstanbul Cumhuriyet Savcılığına yaptıkları suç duyurusu, gerekçesiz bekletiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Yazarak düşüncelerini açıklayan gazeteciler ve yazarlar cezaevlerine atılmaya devam ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Müzeler, ören yerleri ve kütüphanelerin özelleştirilmesi hızla gerçekleştirildi. Artık ülkedeki müzelerin bilet gişelerini yandaş bir şirket işletiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Yurttaşlık hakkı olduğu varsayılan, “herkesin eşit biçimde sanat ve sanatsal etkinliklerden yararlanma” ilkesi yok ediliyor. Devlet Opera, Bale, Tiyatro ve Senfonisi özelleştirilmek için gün sayılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Sosyal güvenlik sistemi çöktü. Hastalar reçeteleriyle bile ilaç alamaz durumdalar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*İzmit ve Bursa’da sendikalı olan işçiler, kapının önüne kondular. Maaşlarını alamadıkları için direnişe geçen Taşkömürü işçilerinden yetmiş tanesi işten çıkarıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Bilim adamları, çevreciler ve mimarlar tarafından “yeni bir İstanbul katliamı” olarak tanımlanan 3. köprü için start verildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Kentsel üleşim projeleri ile İstanbul’da Tarlabaşı, Galata, Haydarpaşa yandaş kuruluş ve şirketlere peşkeş çekilme hazırlığında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Hrant’ın katili Ogün Samast,  ‘taş atan çocuklar’ için çıkartılan yasadan yararlandırılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Ergenekon diye bilenen davanın omurgasını oluşturan darbe günlüklerinin, ‘asılsız olduğu’ mahkeme kararlarıyla onanıp, dosya gönderildiği mahkemeye iade edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*29 Ekim kutlamalarında İstanbul halkının 850.000 TL’sı boğazdaki havai fişek gösterisinde iç edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Yine 29 Ekim gecesi Cumhurbaşkanlığı kabul töreni, türban resmigeçidine tanıklık etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Alkollü içeceklere %30 zam yapıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Domatesin pazar fiyatı 5 TL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Uluslararası düşünce kuruluşu Legatum Institure tarafından yapılan açılmada, Dünya’nın en büyük yirmi ekonomisi içinde yer aldığı söylenen Türkiye’nin, “Refah sıralamasında 110. sırada olduğu, sosyal birlikteliğin sıfırlandığı, kişisel güvenliğin yok edildiği, devlet desteği ile işlenen suçlarda yoğun bir artış olduğu, insan hakları ve düşünce özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılmadığı” belirtildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Referandum sonrası, 12 Eylül faşist darbecileri ile ilgili yapılan suç duyuruları, kabul görmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*İşsizlik, yolsuzluk, yoksulluk oranları Cumhuriyet tarihinin rekor verilerine ulaştı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk suskun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne demeli, “kabahat senin demeye de dilim varmıyor ama kabahatin çoğu senin canım kardeşim”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-4401919073205853644?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/4401919073205853644/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/11/sus-fransada-12-16-yas-grubu-gencler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/4401919073205853644'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/4401919073205853644'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/11/sus-fransada-12-16-yas-grubu-gencler.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-5745166419220417854</id><published>2010-10-25T11:21:00.001-07:00</published><updated>2010-10-25T11:21:24.752-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>2010-2011…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiyatrolar perdelerini açtılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorunlar artık erişilmez dağ gibi, aş aşabilirsen!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz hiç, ‘yeni bir tiyatro salonu daha yapıldı’ başlığıyla bir haber duydunuz mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet tiyatroları için yapılan birkaç devşirme mekân ile İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları için yapılan bir iki ‘düzenlenmiş salon’ ve de Eskişehir, İzmir’den başka tiyatro salonu inşa eden yerel yönetim yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul gibi her mahallesi bir küçük Anadolu kenti büyüklüğünde olan koca şehirde bile, salonlar yetersiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara’da Yenimahalle ve Çankaya Belediyeleri dışında hiçbir yerel yönetimin böyle bir meselesi yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Melih Gökçek, var olanları da yok etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençlik Parkı Muhsin Ertuğrul Açık Hava Tiyatrosu, kentin en merkezi yerinde yaz ayları boyunca tiyatrolara ev sahipliği yapan büyülü bir mekândı; şimdi yerinde Kültür Müdürlüğünün sanat üretmeye elverişsiz beton binası yükseliyor. Ulus’un orta yerindeki 100.yıl Sahnesi de yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerel yönetimlerin “konferans-toplantı-düğün salonu” adlarıyla inşa ettikleri yapılarda tiyatro yapma olanağı ise çok zor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teknik donanımları olmayan bu mekânları kiralama şansınız, torpillere bağlı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herhangi bir belediyeye ait salonda oyun oynamak için kırk takla atmak zorundasınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her yerel yönetimin kendi önceliği var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağlı bulundukları siyasi partinin toplantıları, eş-dost etkinlikleri, yandaş derneklerin-vakıfların çalışmaları, çevre okulların etkinlikleri ve kültür müdürlüklerinin iki dudakları arasına sıkışan bin türlü keyfilikler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yer buldunuz diyelim, bu kez hangi oyunu oynayacağınız sorgulanmaya başlıyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlaşılacağı üzere, yaratma özgürlükleriniz budanıyor ve ürettiklerinizi seyircilerinizle paylaşma şansınız her anlamıyla elinizden alınıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnız İstanbul’da kırka yakın tiyatronun salonsuz olduğunu düşünürseniz, yaşanan sorunları daha iyi algılarsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük kentlerde salon olanakları bulamayan ve biraz da bu yüzden Anadolu yollarına düşen topluluklar, teknik olanakları ‘sıfır’ olan salonlarda perde açmak durumundalar. Eğer bir tiyatro turneye çıkıyorsa, ışık-ses-görüntü gibi kendi teknik gereçlerini mutlak beraberinde taşımak zorunda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gerçeklik, 40 yıl önce de böyleydi. Beraberinizde teknik gereçleriniz yoksa girilen salonlarda oyun oynama şansınız sıfırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün Anadolu kentlerini kuşatan alış-veriş merkezlerinin içlerine ‘göstermelik’ biçimde yapılan salonlar da her anlamıyla estetik ve tiyatral mimariden uzak anlayışların ürünleri. Zaten öncelik sinema salonu yapmaya verilmiş. Onlar da, 50-100-150 kişilik bisküvi kutuları!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kültür Bakanı’nın “Anadolu’da ve büyük kentlerde onlarca salon yaptık” açıklamasının ne kadar gerçekçi olduğu ortada!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnanmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakan Bey, üniversitelerin içlerine yapılan salonlardan söz ediyor olabilir. Ancak oralarda hangi topluluklar oyun oynayabiliyor, o salonlar kimlere, kaç paraya kiralanıyor? Bilmiyor olsa gerek!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görülen odur ki, bu ülke yöneticileri sanata ve sanatçıya kapılarını sonuna kadar kapatmış durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözü daha fazla eğip bükmeden, ülkenin genelinde tiyatro salonlarının inşa edilmediğini, salon adıyla var olanların da olanaksız mekânlar olduğu gerçeğini saptamak, önümüzü görmeye yarayacaktır &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylelikle, yükselen gericiliğin beslendiği asıl kaynaklardan birinin de bu geçeklik olduğu, kendiliğinden ortaya çıkıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanatsal yaratılardan uzaklaştırılmış, yaşamlarını zenginleştirecek kültürel etkinliklerin önü tıkanmış bir halk ne yapar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya cemaatlerin kucağına itilir, ya cami avlusuna, ya da ırkçılığın kindar saldırganlığının bağrına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buradan aydınlanmacı-çağdaş, yurt sorunlarını sorun eden, değiştirici, aklı açık, sorgulayıcı insan toplulukları çıkması olası mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette hayır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buradan çıksa çıksa sisteme eklenmiş, gününü gün edip siyasi erke biat eden, kendine verilenle yetinen, hatta bunun için günde beş kez secdeye varıp şükreden toplamlar çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstenilen de bundan başkaca hiç bir şey değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Verilenle yetin ve sus.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülke de tiyatro, sistem tarafından paçasından aşağılara çekilen bir sanat alanı olunca, büyük özveriler ile yapılan birkaç “tiyatro festivalinin” önemi daha iyi anlaşılıyor olsa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlardan biri olan Ankara Tiyatro Festivali’nin hem uluslararası olması, hem de 15. yılını adımlaması sevindirici.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birçok kez benim de oynadığım oyunlarla katıldığım bu etkinlik, Ankara’ya ve Ankaralıya ‘tiyatro bayramı’ yaşatıyor.&lt;br /&gt;Yurdun dört bir yanından gelen amatör-profesyonel-üniversite toplulukları, yurtdışı konukları, yapılan atölyeler, sunumlar, ‘sosyal sorumluluk projeleri’ adıyla bir kısmı ücretsiz oynanan oyunlar, Ankara’yı bir şenlik kentine dönüştürüyor.&lt;br /&gt;Bu yıl Ankara’da “1 devlet tiyatroları, 9 yurtdışı tiyatro grubu, 5 belediye şehir tiyatrosu, 4 üniversite tiyatro topluluğu, 35 özel ve amatör tiyatro grubu, 4 çocuk tiyatrosu, 5 atölye-panel-seminer olmak üzere 63 tiyatro grubu, toplam 74 etkinlikle tiyatro severlerle buluşacak.&lt;br /&gt;Salon oyunlarının yanı sıra, sokak tiyatrolarının gösterileri, çağdaş dans performansları ve tiyatro konusunda yapılacak panel-söyleşi ve atölye çalışmaları yer alacak.”&lt;br /&gt;26 Kasım-6 Aralık tarihleri arasında yapılacak bu Festivale ilginin yoğun olması, sistemin oluşturmaya çalıştığı duvarların yıkılmaya yüz tuttuğunun bir göstergesi olsa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşanan tüm çirkinliğe inat; perdelerini hayat ve yaşanılır bir dünya için aralayan tüm meslektaşlarıma, 2010 -2011 Tiyatro Sezonu mut, umut, ülkeye barış ve eşitlik getirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-5745166419220417854?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/5745166419220417854/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/10/2010-2011-tiyatrolar-perdelerini-actlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/5745166419220417854'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/5745166419220417854'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/10/2010-2011-tiyatrolar-perdelerini-actlar.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-3828110169087952569</id><published>2010-10-18T11:50:00.001-07:00</published><updated>2010-10-18T11:50:32.271-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Toprağın teri…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzunca zamandır Doğu Karadeniz Bölgesindeki hidroelektrik santrallerine (HES)  karşı verilen mücadeleyi anlatan belgesel filmler izliyor, haberler, yazılar okuyor, dostlarımla, hemşerilerimle ortaklaşıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şavşat deresi, önüne kurulan bentleri parçalayıp, yurttaşlarımı sel sularında yitirince canım yanmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O günden sonra iki kez gittim Şavşat’a.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsansızlaşmış-kimsesizleşmiş ve doğa baş kaldırarak o rengârenk güzelliğiyle sarıp-sarmalamış hayatı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukluğumun yeşiller kuşanmış toprakları yeni bir hayata evirmiş kendini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanı içine çağıran sesler uğulduyor kulaklarınızda. Sular çağıldıyor gözelerden oluk oluk; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alabildiğine sarı, mor, alı al, alabildiğine mavilik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ansızın önünüzü kesen sis doluyor gözlerinize, sarı güneş yanığı bir sıcaklık yüzünüze el sürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gökkuşağının yedi renginin altından geçerken, yağmur dokunuyor alnınıza.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm meyveler dallarında kalakalmış, yabana zengin bir sofra kurmuş ağaçlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğa direnmiş zamana ve isyanı kazanmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her adımında, size uzanan dost ellerle sıcak, sımsıcak gülüşler ve hasretlik dolu kucaklaşmalar karışıyor birbirine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlerinden direniş türküsü okunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatlarını savunmak için, haksızlıklara bayrak açarak direnmiş bir halkın evlatları, sıra neferleri gibi yan yanalar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahip çıkıyorlar kendi geleceklerine, çocuklarının geleceklerine, ülkenin geleceğine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“HES için AKP’nin gözünü diktiği derelerimizin beslediği bu topraklar, bin yıldır böyle yaşadılar, böyle yaşayacaklar. Bu bizi isyana davetse, kabulümüzdür. Bu sular, bizlerin can suyu olarak aktılar, yine öyle akacaklar.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamlarının en güzel yıllarını, onurlarını korumak için cezaevlerinde geçiren bu mavi gülüşlü, çiçek kokulu insanların yeniden saf olmaları içimi yeşertiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP Artvin’e özel olarak, Şavşat bölgesine gözünü dikmiş. Uluslararası bağlantıları olan HES şirketleriyle gizlice yaptığı anlaşmalarla bölgeyi betona boğup, barajlar, bentler mezarlığı yapmak istiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tıpkı tüm Doğu Karadeniz’de ve Dersim’de olduğu gibi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP için, doğanın, insan yaşamının, hayatın karartılmasının, dünyanın çok az bölgesinde bulunan bitki zenginliğinin yok ediliyor olmasının hiçbir önemi yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer Rize’de Fırtına deresi özgür akamayacaksa, bunun tek sorumlusu AKP olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dersimde sokağa çıkan halkın inadına, baraj inşaatı yapılacak ve tüm doğal denge alt-üst edilecek olursa, bunun da tek sorumlusu AKP olacaktır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer Şavşat’ta, Ardanuç’ta derelerin önüne beton setler çekilip insanlığın geleceği karartılacak olursa, bunun sorumlusu da AKP olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak tıpkı Dersim’de olduğu gibi, Hemşin’in gürül gürül sular çağlayan vadilerinden, dünyanın çok az bölgesinde bulunan bindallı dağ yamaçlarından, bin bir çiçekli yaylalarından oluşturulan direnç; derelerin kardeşçe akması için büyüyüp ırmak olup çoğalıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Su Platformu’ çatısı altında toplanan ve Derelerin Kardeşliği’ni ülke kardeşliği ile eş tutan dostların verdikleri mücadele ise, var olma kavgasının önünü açacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kardeşlik, HES’lere karşı direnen her yerde olduğu gibi Şavşat’ta isyan ateşini yeniden yakmışsa, birilerinin işi epey zor demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şavşat’ta yapılan ve yediden yetmişe tüm köylerin, yurttaşların katılımıyla bir ses olup da oradan buralara taşan miting, ‘Şavşat Barı’ oynayan yetmiş yaşındaki dedelerin, ninelerin ayak sesi olarak yankılanıyorsa, AKP’nin işi zor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şavşat halkı topraklarına yeniden sahip çıkmanın erdemiyle, ellerini devrimci evlatlarının ellerine tutuşturmuş, ‘hayır’ı haykırıyorsa, ülkenin bir yanında gün yeniden doğuyor demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizi de bu insanlık kavgasına alkış tutmak, yakılan meydan ateşine dost eli uzatmak, toprağın terine ve onu işleyen ellere saygı duymak düşer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-3828110169087952569?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/3828110169087952569/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/10/topragn-teri-uzunca-zamandr-dogu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/3828110169087952569'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/3828110169087952569'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/10/topragn-teri-uzunca-zamandr-dogu.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-7474127089055078070</id><published>2010-10-16T10:49:00.000-07:00</published><updated>2010-10-16T10:50:13.982-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/TLnlvV8vnbI/AAAAAAAABKQ/5JbWRw3XtSQ/s1600/Orhan+Ayd%C4%B1n-Metin+Co%C5%9Fkun.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/TLnlvV8vnbI/AAAAAAAABKQ/5JbWRw3XtSQ/s320/Orhan+Ayd%C4%B1n-Metin+Co%C5%9Fkun.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5528702619082530226" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-7474127089055078070?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/7474127089055078070/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/10/blog-post.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/7474127089055078070'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/7474127089055078070'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/10/blog-post.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/TLnlvV8vnbI/AAAAAAAABKQ/5JbWRw3XtSQ/s72-c/Orhan+Ayd%C4%B1n-Metin+Co%C5%9Fkun.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-2050627951321121948</id><published>2010-10-16T08:51:00.001-07:00</published><updated>2010-10-16T08:51:51.783-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>YAŞAMAK GÜZEL ŞEY BE KARDEŞİM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“…TEK AÇ İNSAN KALMAYACAK. TEK İŞSİZ YOK. OKUMA YAZMA BİLMEYEN DE YOK. PATRONDU, İŞÇİYDİ, KÖYLÜYDÜ, POLİSTİ,  JANDARMAYDI YOK. SENDEN KORKU BENBEN KORKU DA YOK. ÇALIŞ İSTEDİĞİN KADAR. YE, İÇ, OKU, YAZ KEYFİNE BAK İSTEDİĞİN KADAR. &lt;br /&gt;HAY ANASINI OLACAK BU İŞ, YALNIZ BİRAZ TEZ OLSA…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAZAN  NÂZIM HİKMET&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OYUNLAŞTIRAN  METİN COŞKUN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YÖNETEN  ŞAKİR GÜRZUMAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YÖNETMEN YARDIMCISI  EYLEM ŞAFAK AYDIN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IŞIK TASARIMI  YÜKSEL AYMAZ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SES-EFEKT  ERSİN ERHAN AŞAR&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;DEKOR-KOSTÜM  ERHAN ALABAŞ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DESENLER  ABİDİN DİNO&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FİLM TASARIMI  SEMİR ASLANYÜREK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FİLM KURGU TUFAN BORA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OYUN FOTOĞRAFLARI  ÇERKES KARADAĞ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IŞIK UYGULAMA ALEV TOPAL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SAHNE AMİRİ CANSU FIRINCI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TEKNİK BERAN SOYSAL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OYNAYANLAR METİN COŞKUN / ORHAN AYDIN / AYŞEGÜL ALPAK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23 Ekim İskenderun-Belediye Kültür Sarayı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Kasım Oyun Atölyesi-Moda/İstanbul&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 Kasım Nazilli-Belediye Kültür Merkezi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 Kasım Aydın-Kültür Merkezi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-2050627951321121948?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/2050627951321121948/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/10/yasamak-guzel-sey-be-kardesim-tek-ac.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/2050627951321121948'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/2050627951321121948'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/10/yasamak-guzel-sey-be-kardesim-tek-ac.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-6844318744656050237</id><published>2010-10-11T14:11:00.001-07:00</published><updated>2010-10-11T14:11:35.861-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Skandal…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;47. Antalya Altın Portakal Film Festivali açılışını ekranlardan izledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Festival öncesi olup bitenlerle ilgili, birçok haber-makale-yorum okudum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazılanların çoğunluğu, ‘skandal’ duruma dikkat çekiyor ve asıl gerçeği görmezlikten geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emir Kusturica’yı protesto edip, festivale katılmayacaklarını bildiren, böylelikle festivali provoke eden anlayışa verilen yanıtlar ise, evlere şenlik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bizi, bir sanatçının ne düşündüğü ilgilendirmez, ne yaptığı ilgilendirir.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Festival koordinatörü tarafından canlı yayınlarda söylenen bu cümleyle ilgili, hemen hiçbir yorum ya da yazının ilgilenmediğini gördüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa yapılan açıklama öyle yenilir yutulur, görmezlikten gelinecek bir açıklama değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neresinden bakarsanız bakın, yaratıcı durumundaki bireyin içini boşaltan, hiçleştiren, basit bir varlığa dönüştüren bu tanımlama, içimizdeki gericiliğin ayak izi durumundadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşadığı ülkenin, çağın sorunlarını sorun etmeyen, halkların barış, eşitlik, özgürlük istemelerine öncülük etmeyen, insan olma erdemini savunmayan birinin ‘sanatçı’ olması mümkün mü?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değiştirmeyi, dönüştürmeyi, geliştirmeyi önermeyen, insanlık için düşünmeyi, düşündüğünü üretmeyi hiçleyen birine, ‘sanatçı’ demek ne kadar doğru?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Festival direktörü kaş yapayım derken, iki gözü birden çıkarmıştır!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dillendirilen anlayış, AKP’nin bu ülke halkının üstüne sıçrattığı gericilik çamuruyla aynı değil midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP de, tüm toplumsal ve siyasal değerleri, yazarları-aydınları-sanatçıları içlerini boşaltarak, onları hiçleştirerek kullanmaya çalışmıyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP’nin elini süremediği bir Yılmaz Güney kalmıştı, Adana Altın Koza’da olduğu gibi, Antalya’da da Bakan temsilciliği aracılığıyla onu da diline doladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uluslararası bir yaratıcı olduğu bilinen ve açıklamalarında, “ben ırkçı değilim, burada bir yanlışlık var, benim böyle bir açıklamam yok’” diyen Kusturica’nın içine düşürüldüğü durum da vahim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha dün denecek bir zamanda, AKP’li Bursa Belediyesi tarafından alkışlarla sahneye çıkarılan yönetmen için, Kültür Bakanı ve Semih efendiden sonra, MHP’li Belediye Meclis üyesinin,  “bir ırkçı, faşist’in burada ne işi var?” diye bağırması da trajikomik?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne oldu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam, “savaş suçlusu” ilan edildiğine inanıp, topladı valizini gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Giderken de kendine yapılanların sorumlusu olarak Kültür Bakanı’nı işaret edip, “düşman” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıklamalardan Bakan beyin çok alındığını ve sinirlendiğini öğreniyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bize kimse hakaret edemez” diyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anladığımız o ki,  Bakan bey kendisinin başkalarına hakaret etme hakkını saklı tutuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi, tüm Dünya sineması ve sanat alanları bu durumu konuşuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Festivale katılan sanatçılardan, oyuncu, yönetmen, senarist örgütlerinden bir ses çıkmaması da tuhaf!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yönetmeni açık biçimiyle hedef gösterenlerle birlikte, Yeni Şafak, Zaman, Vakit gazeteleri ve Samanyolu TV amaçlarına erişmiş olmalılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Altın Portakal Film Festivali’nin 47 yaşına gelmiş, profesyonel bir erginlikte olduğunu biliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama gelin görün ki açılış gecesi sahnede olup bitenler bu profesyonel erginliği gölgede bıraktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Kırmızı halı geçişlerinde söylenenlerden bir tane bile, ipe-sapa gelir söz bulana aşk olsun!&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;*Sahne düzenlemesinde hiç bir estetik seviye gözetilmemiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Sunucu kardeşlerimin, ellerinin-ayaklarının birbirine dolaşması çok komikti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*”Festival yüzüyüm” diye, kendi kendini sunan, manken hanımın orada ne işi vardı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Antalya Devlet Opera ve Balesi sanatçılarının sunduğu ‘Venüs’ gösterisinin jimnastik hareketlerini çağrıştırıyor olması ve özensizliği neden gözlerden kaçtı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Melike Demirağ için, bir orkresta bile oluşturamamak, sanatçıya haksızlık değil mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Festivale katılan filmler, yönetmenler, oyuncular neden tanıtılmadı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Can Dündar dışında tüm konuşmacılar neden hazırlıksızdı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Ve 47 yaşına yol almış bir festivalin açılışta söyleyecek bir sözünün olmaması, gerçekten can acıtıcı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Festival yöneticilerinin, sanat danışmanlarının, yürütücülerinin bu eleştirileri dikkate alacağını umalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçimizi-dışımızı kuşatan ve sahnelerden üstümüze kusulan bu arabesk anlayışın yenilip yok edilmesi gerçekliği, gayet açık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uluslararası bir film festivali açılışının, Anadolu’nun hemen her kasaba ve kentinde yapılan, Karpuz ya da Kiraz festivallerinden bir farkı yok mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açılışında skandallar yaşanan Altın Portakal’ın, kapanışında neler olacak birlikte göreceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-6844318744656050237?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/6844318744656050237/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/10/skandal-47.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/6844318744656050237'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/6844318744656050237'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/10/skandal-47.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-7001010529057613776</id><published>2010-10-04T14:00:00.001-07:00</published><updated>2010-10-04T14:00:32.463-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Talan…&lt;br /&gt;Hasankeyf'in sular altında kalmaması için gösterilen direniş sonuç vermedi. &lt;br /&gt;Dünyanın dört bir yanından yükselen seslere, AKP'nin verdiği yanıt şaka gibi, "Hasankeyf’i taşıyacağız" &lt;br /&gt;Allianoi Antik Kenti’nin sular altında kalmaması için verilen mücadele de sonuçsuz kaldı.&lt;br /&gt; Direniş sürüyor ama nafile!&lt;br /&gt;AKP bildiğini okuyor, tüm istemlere kulaklarını tıkamış, bölgeyi tel örgülerle çevirip, jandarmayla koruma altına alıp, bölge halkından bile tecrit etmiş!&lt;br /&gt;Antik kent şu günlerde kumla dolduruluyor, sonra üstüne taş-çakıl yığınları atılacak.&lt;br /&gt;AKP'nin buna verdiği yanıtta şaka gibi, "Yok etmiyoruz bir gün ortaya çıkarmak için üstünü örtüyoruz" &lt;br /&gt;Günlerdir kültürel varlıkların talan edildiğini dillendiren kişiler, sivil örgütler yanıtımızı almış olduk! &lt;br /&gt;“Kültürel varlıkları ve ören yerlerini korumak bir hükümetin asli görevidir” diyen Kültür Bakanı sus-pus.&lt;br /&gt;AKP, her iki antik kenti yutup yok edecek barajlar için, "Tarım ülkesiyiz, bölgelerin suya ihtiyacı var" diyor. &lt;br /&gt;Oysa bunun koca bir yalan olduğunu tüm taraflar biliyor. &lt;br /&gt;Tarımda AB'nin dayattığı tüm kotaların altına imza çakan bu hükümetin kendisi değil mi? &lt;br /&gt;Hangi tarım? &lt;br /&gt;Tarlasına canını bağlamış köylü, ürünlerini devşiremeden çürümeye terk etmek zorunda kalmıyor mu? &lt;br /&gt;Devşirdi diyelim, satacak pazar bulabiliyor mu? &lt;br /&gt;Tarımla uğraşan üreticilerin boğazlarındaki ilmik, "kredi borçları" olarak durmuyor mu? &lt;br /&gt;Evet  o bilinen slogan doğrudur 'su hayattır'. İnsanlık tarihinin ortak mirası olan kültürel varlıklar nedir peki? .&lt;br /&gt;"Gâvur taşı mı"? &lt;br /&gt;Bir zamanların uyuyan güzeli Kültür Bakanı zat, öyle demişti  'üç-beş gâvur taşı için yapılacak projelerin önünü kapatmam" &lt;br /&gt;İşte akıl bu akıldır. &lt;br /&gt;Hem Hasankeyf, hem Allianoi’de ve tüm yurtta kimsesizliğe itilmiş kültürel kalıtlar, "gâvur taşı" olarak algılanmaktadır. &lt;br /&gt;Şaşarım bu akla! &lt;br /&gt;Anlaşılan o’dur ki; Kültürel kalıtların gün yüzüne çıkartılması ve insanlıkla paylaşılması için Dünyada yapılan çalışmaların hiçbiri bu hükümete örnek olmayacak. &lt;br /&gt;Geçtik antik kentlerin üstlerine dökülen çakılları, kumları, suları, çamurları, çöpleri İstanbul'a bakalım. &lt;br /&gt;Tarlabaşı’ndan başlayıp Sütlüce’ye uzanan tüm kültürel doku ile Galata bölgesi ve Haydarpaşa yem edilmek için gün sayıyor.&lt;br /&gt;Tıpkı Surdibi’nde olduğu gibi.&lt;br /&gt;Eli kulağında. Çalık grubu Tarlabaşı’na dozerlerle, iş makineleriyle girecek ve tescilli-tescilsiz ne kadar tarihsel yapı varsa hepsini yerle bir edip, kendi projesini uygulamaya koyacak.&lt;br /&gt;Kilise, havra, manastır, park, yeşil alan umurunda olmayacak. &lt;br /&gt;İstanbul’un orta yeri şantiyeye dönecek!&lt;br /&gt;Galata ve Haydarpaşa’da Mimarlar Odası’nın daha önce aldığı “yürütmeyi durdurma” kararları da bir işe yaramayacak. “Kamu yararı” kılıfı, 12 Eylül’de yüzde 58 oy alarak, onandı nasıl olsa!&lt;br /&gt;Şimdi meydan ‘evetçi’ kardeşlerimizin, al gözüm seyreyle.&lt;br /&gt;Asıl talan-peşkeş çekme ve geri dönülmez tahribat 3. köprü ile start aldı.&lt;br /&gt;Kesilecek olan 2 milyon ağaç, elbette bir daha geri gelmeyecek. &lt;br /&gt;Karadeniz’e doğru yeni bir İstanbul yaratma tutkusu, doğa cinayetleri işlenerek yapılacak.&lt;br /&gt;İstanbul’un üstüne beton kütleler yağacak.&lt;br /&gt;Boğaz yeniden üleşilecek.&lt;br /&gt;Yeni uydu siteler, gökdelenler, iş merkezleri, alış-veriş merkezleri, gök kafesler mantar gibi pırtlayacak.&lt;br /&gt;Belgrat Ormanları dahil bu kent’in nefes aldığı en önemli yeşil alanlar, su havzaları tahrip edilecek.&lt;br /&gt;İnsanlar yaşam alanlarından sökülüp atılacak, çevre yolları üzerlerindeki köyler ranta açılacak.&lt;br /&gt;Yağma Hasanın böreği, ye babam ye.&lt;br /&gt;Geçtiğimiz haftalarda Hıncal Uluç Efendi köşesinden paylaştı, “Başbakanın İstanbul için sürpriz projeleri var, ben şaşırdım doğrusu, muhteşem, ama açıklamasını Sayın Başbakan’a bırakıyorum” dedi.&lt;br /&gt;Şapkanın altındaki sürpriz’in Taksim Meydanı’na yönelik olduğunu biliyoruz!&lt;br /&gt;Ama bu şapkanın altından tavşan çıkmayacağını da biliyoruz.&lt;br /&gt;Başbakan, uykularına karışan AKM meselesini kökünden çözmeye hazırlanıyor.&lt;br /&gt;“AKM yıkılacak, trafik yer altına alınacak, o binanın yerine de 24 saat açık bir alış-veriş merkezi kondurulacak.”&lt;br /&gt;Hemen kızmayın canım, içine sizin için küçük bir salon ya da saloncuklar da yapılacak!&lt;br /&gt;Harbiye Muhsin Ertuğrul’da öyle yapmadılar mı?&lt;br /&gt;Dev bir Kongre Merkezi, içinde küçücük bir salon, alın tepe tepe kullanın.&lt;br /&gt;Bir ucu Karadeniz’de, bir ucu Marmara’da, bir diğer ucu Tekirdağ’da olan bir İstanbul; AKP’nin yedi ceddini doyurmaya yeter. &lt;br /&gt;Bizlere de elde mumlar sokaklara çıkmak düşer.&lt;br /&gt;“Aman ağaçlar kesilmesin, doğa tahrip edilmesin”&lt;br /&gt;Kimler, en cesur biçimiyle çıkıp, ‘3. köprü İstanbul için bir cinayettir. AKP dur.’ diyecek?&lt;br /&gt;Bunu da birlikte görmeyi umalım ve mum yakmanın ötesinde işler yapıp, memleketi yangın yerine çevirenlerden hesap sormayı akla koyalım, yoksa bu talan politikalarının uygulayıcısı AKP, akıllarımızı bile çalmaya hazırlanıyor.&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-7001010529057613776?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/7001010529057613776/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/10/talan-hasankeyfin-sular-altnda-kalmamas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/7001010529057613776'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/7001010529057613776'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/10/talan-hasankeyfin-sular-altnda-kalmamas.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-228163578294056016</id><published>2010-09-26T22:04:00.000-07:00</published><updated>2010-09-26T22:05:08.377-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Utanıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tophane de olup bitenler gazeteleri, TV haberlerini gereğinden fazla işgal etmiş olacak ki Başbakan; “Bu ehemmiyetsiz olaya bu kadar yer vermek ne kadar doğru, siz böyle yapınca Avrupa basını durumu daha da abartıyor ve bizi böyle tanıyorlar” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, kahvaltı da yan yana dizilmiş basın temsilcilerinden, buna yanıt geldi mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette hayır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle bakakaldılar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ehemmiyetsiz haber” denilen linç girişiminin Başbakan açısından ehemmiyetli olması için neler gerekirdi acaba?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üç kişinin kafalarına dikiş atılması, galerilerin camlarının indirilmesi, on kişinin dövülmesi, canlarını kurtarmak için mekânlarına sığınan insanlara, biber gazı sıkılması, ehemmiyetsiz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ben Tophaneliyim, orada böyle şeyler olmaz” diyor Başbakan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman yaşananların hepsi hayal, bizler de serap görüyoruz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ellerinde sopalar- taşlar-biber gazları, dillerinde “ya Allah bismillah” saldıranlar bir film karesinden fırlamış, figüranlar olsa gerek!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksa Emniyet saldırganlardan bir kısmını önce yakalayıp, sonra serbest bırakmazdı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul Valisi’nin olay için söyledikleri de aynı filmin için çekilmiş sahnelerinden biri galiba.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; “İnsanlar sokağa çıkınca trafik sorunu oluşmuş, tartışma çıkmış, sonra aralarında halletmişler”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle olduğu içindir ki ortada ‘sanık’ yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Utanıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aptal yerine konulmayı ise, sindiremiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bedenimi öfke ve küfür kuşatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşadığım yüzyıla tanıklık edenler neler düşünüyor acaba?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı gökyüzünün altındayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açık biçimiyle sanata-sanatçıya saldırılan ve insanların canlarına-mallarına kastedilen bir olay karşısında, bütün bir toplum olarak susturuluyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşam haklarımıza saldırılıyor, arkamızı dönüp geçiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey insanoğlu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen bu kara filmi, daha önce onlarca kez izledin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birçoğunu silip atmış olabilirsin belleğinden, belli tez unutuyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1993’ün 2 Temmuzun da Sivas ta ateşe verilen insanlığı anımsa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asım Bezirci, Behçet Aysan, Asaf Koçak, Uğur Kaynar, Nesimi Çimen gibi yürekler; ırkçılar ve dinci yobazlar tarafından ateşe verildiğinde söylenenleri anımsa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Katilleri koruyanları, Avukatlıklarını yapan Bakan’ı, vekilleri anımsa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tophane de yaşananların ne farkı var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölüm olmaması mı tek fark, yoksa ateşe verilmemesi mi insanların?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakındır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kara örtünün altından sırıtan insan cellâtları, o ateşi yakmak için fırsat kolluyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl olsa sıvazlanıyor sırtları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün Sivas, bugün Tophane, yarın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-228163578294056016?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/228163578294056016/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/09/utanyorum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/228163578294056016'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/228163578294056016'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/09/utanyorum.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-959652544429133843</id><published>2010-09-15T12:29:00.001-07:00</published><updated>2010-09-15T12:29:42.801-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-959652544429133843?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/959652544429133843/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/09/blog-post_15.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/959652544429133843'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/959652544429133843'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/09/blog-post_15.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-1289514739838580448</id><published>2010-09-15T12:27:00.000-07:00</published><updated>2010-09-15T12:28:48.475-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/TJEeRLIbe2I/AAAAAAAABJ4/LfJ6haVk8nA/s1600/Orhan+Ayd%C4%B1n_Metin+Co%C5%9Fkun.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/TJEeRLIbe2I/AAAAAAAABJ4/LfJ6haVk8nA/s320/Orhan+Ayd%C4%B1n_Metin+Co%C5%9Fkun.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5517224298900323170" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-1289514739838580448?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/1289514739838580448/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/09/blog-post.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/1289514739838580448'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/1289514739838580448'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/09/blog-post.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/TJEeRLIbe2I/AAAAAAAABJ4/LfJ6haVk8nA/s72-c/Orhan+Ayd%C4%B1n_Metin+Co%C5%9Fkun.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-8256749738937624664</id><published>2010-09-15T12:23:00.001-07:00</published><updated>2010-09-15T12:23:57.118-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>NÂZIM OYUNCULARI 22 Eylül günü NÂZIM HİKMET KÜLTÜR MERKEZİ BAHÇE SAHNESİ’NDE YAŞAMAK GÜZEL ŞEY BE KARDEŞİM ile Sezonu açıyor. Oyunun başlama saati 20.30&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;YAZAN NÂZIM HİKMET&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;OYUNLAŞTIRAN METİN COŞKUN&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;YÖNETEN ŞAKİR GÜRZUMAR&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;YÖNETMEN YARDIMCISI EYLEM ŞAFAK AYDIN&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;IŞIK TASARIMI YÜKSEL AYMAZ &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;SES-EFEKT ERSİN ERHAN AŞAR&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;DEKOR-KOSTÜM ERHAN ALABAŞ&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;DESENLER ABİDİN DİNO&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;FİLM TASARIMI SEMİR ASLANYÜREK&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;FİLM KURGU TUFAN BORA&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;OYUN FOTOĞRAFLARI ÇERKES KARADAĞ&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;IŞIK UYGULAMA ALEV TOPAL&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;SAHNE AMİRİ CANSU FIRINCI&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;TEKNİK BERAN SOYSAL&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;OYNAYANLAR METİN COŞKUN / ORHAN AYDIN / AYŞEGÜL ALPAK&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;“…TEK AÇ İNSAN KALMAYACAK… TEK İŞSİZ YOK. OKUMA YAZMA BİLMEYEN DE YOK. PATRONDU, İŞÇİYDİ, KÖYLÜYDÜ, POLİSTİ, JANDARMAYDI YOK. SENDEN KORKU BENBEN KORKU DA YOK. ÇALIŞ İSTEDİĞİN KADAR. YE, İÇ, OKU, YAZ KEYFİNE BAK İSTEDİĞİN KADAR. &lt;br /&gt;HAY ANASINI OLACAK BU İŞ, YALNIZ BİRAZ TEZ OLSA…”&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İLETİŞİM:&lt;br /&gt;NHKM 0216 414 22 39&lt;br /&gt;Orhan AYDIN 0543 614 01 08&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-8256749738937624664?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/8256749738937624664/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/09/nazim-oyunculari-22-eylul-gunu-nazim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/8256749738937624664'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/8256749738937624664'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/09/nazim-oyunculari-22-eylul-gunu-nazim.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-5452106774138994002</id><published>2010-09-14T02:37:00.000-07:00</published><updated>2010-09-14T02:38:09.002-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Yetmez ama…  &lt;br /&gt; Orhan Aydın  &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Evet, öyle olacak çok değil iki ay sonra kime sorarsanız sorun ‘ben evet demedim’ diyecek. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Ancak sonuçlar ortada. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Dinci gericilik, ırkçılık ve liboşlarla kol kola, ülke geleceğini ipotek altına almakta önemli bir kazanım elde etti.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Obama hazretlerinin kutsadığı tam da budur.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Emekçi halk, bu kalkışmanın sonuçlarına ne kadar katlanacak bunu birlikte yaşayacağız.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Referandumla AKP ve yandaşları için her şeyin önü açıldı.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Satılmadık ortak değer bırakmamakta tarihsel ün kazananlar, yeni listeler ilan edecekler.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Daha dün yargının onamadığı birçok özelleştirme girişiminin önü, ‘kamu yararına’ adıyla sonuna kadar açılacak.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Kentsel dönüşüm projeleri ile yapılacak üleşmeler ilk sırada yer alacak.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Galata, Haydarpaşa gibi İstanbul kentinin en gözde alanları talan edilecek.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;HES projeleri üstündeki ‘yürütmeyi durdurma kararları’ hiçe sayılacak.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Müzeler, kütüphaneler ve ören yerleri üstündeki  ‘devlet tasarrufu’ çöpe atılacak.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Devlet Opera, Bale, Senfoni ve Tiyatrosu’nda 4C-4B kıskacı uygulamaya konup, özelleştirmenin kapıları sonuna kadar aralanacak.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Tarihsel dokular ve kültürel varlıklar talan edilecek.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Ulaşım hizmetlerinde satış üstüne satış yapılacak.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Karayolları, deniz, hava ve raylı hizmetler paketlenip-listelenip, güzellenecek.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Eğitim ve sağlık alanında özelleştirilmedik tek bir kurum kalmayacak.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Devlet okulları, üniversiteler, hastaneler, sağlık ocakları kamu hizmetinden çıkartılacak.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Sendikal haklar kökünden budanacak.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Yoksulluk daha da derinleşecek, işsizlik daha da artacak.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Yolsuzluk yasallaşacak.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Elektrik, su, doğalgaz, ekmek ve ulaşım zamlanacak.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Küçük esnaf tamamen yok edilecek, ürünlerini tarladan kaldıramayan köylü kredi borçlarıyla kuşatılacak.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Sermaye için bir parmak bal olan ‘vergi borçlarında yeni düzenleme’ gündeme gelecek. Böylelikle yandaş basın ve medya gruplarının ve şirketlerin vergi borçları ve usulsüzlükleri af edilecek.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Kürt yurttaşlar üstündeki ‘pis oyun’ derinlemesine sürecek. ‘Boykot’ hiçbir işe yaramayacak.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Demokratik hak ve özgürlükler alanındaki kazanımlar çöpe atılacak.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Referandumdan bir gün önce, helikopterlerle yapılan ev baskınları ‘gündelik işler’ halini alacak.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Alevi yurttaşların haklı istemlerinin üstü, bir daha açılmayacak bir biçimde kapatılacak.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;15. madde üstündeki yalan açığa çıkacak. 12 Eylül generalleri ve tüm katiller, ellerini kollarını sallıya sallıya aramızda dolaşmaya devam edecek.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Faili belli yüzlerce siyasal cinayet aydınlatılmayacak. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Karşı çıkışla hesaplaşmak için, yeni düzmece davalar açılacak. Özel yetkili mahkemelere daha geniş yetkiler tanınacak.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Dokunulmazlıklar kaldırılmayacak.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Siyasi partiler kanunu ve seçim kanununa el bile sürülmeyecek.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Sanata, sanatçıya baskı-sansür-ötekileştirme-yalnızlaştırma- yandaş kılma derinlemesine sürecek.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Tablo karanlık. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Dış ilişkiler, ekonomideki tıkanıklık, gerici ve ırkçı kuşatmanın büyümesi bu karanlık tablonun öteki yüzüdür.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bütün bunlara karşı çıkıp diklenmenin, ülkeye sahip çıkmanın yolu ise, daha çok dayanışıp ortaklaşarak, mücadele alanını büyütmekten geçiyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Şimdi, genel seçime doğru hızla koşulan yeni bir süreçteyiz.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Sol adına ortaya çıkıp, ‘Yetmez ama evet’ diyenler başlarını öne eğip halkın arasında dolaşmaya devam mı edecekler yoksa gericiliğe kuyruğundan eklenmeye mi başlayacaklar birlikte göreceğiz.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-- &lt;br /&gt;Orhan Aydın&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-5452106774138994002?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/5452106774138994002/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/09/yetmez-ama-orhan-aydn-evet-oyle-olacak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/5452106774138994002'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/5452106774138994002'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/09/yetmez-ama-orhan-aydn-evet-oyle-olacak.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-153502657264055270</id><published>2010-09-08T14:33:00.000-07:00</published><updated>2010-09-08T14:34:54.459-07:00</updated><title type='text'>Bahar ortasında bir ayaz..</title><content type='html'>Bahar ortasında bir ayaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;Orhan Aydın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://anlamakgideni.blogspot.com/ &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç sormayın, kemiklerimiz donuyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Binanın bu ek inşaatı yeni bitmiş, yapı bahar güneşi ile ısınıp kendine gelmeye çabalıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yan yana tek kişilik hücrelerde yatıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabutluk gibi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki metrekarelik alanda, tuvalet taşı ve akmayan bir musluk var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demir ranzanın üstünde, yırtıp pırtık bir şilte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapılarımız, yüksekçe bir duvarın önümüzü kestiği, dar ama uzun bir avluya açılıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gökyüzünü görebiliyoruz, derinliğine bir mavilik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkekler bölümünde on dört kişiyiz. Üç arkadaşımız da kadınlar bölümündeler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Urfa Ceza ve Tevkif Evi’ne tıkılışımızın on ikinci günündeyiz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;…….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yirmi üç gün önce, Antep’te oynamıştık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buluşmanın adı, “İşçi Şenliği” idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyundan önce, Ruhi Su Usta’nın sesi dolmuştu yüreklerimize. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalabalık sokağa taşmıştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polis, slogan atan seyircilere müdahale etmeye kalkınca, ortalık savaş alanına dönmüş, Ruhi Su dinletisini yarıda kesmek zorunda kalmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerginlik uzayınca, vali oyunun oynanmasının ‘uygun olmayacağını’ söyleyerek kayıplara karıştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adını unutmam olanaksız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gündüz beni makamına çağırtmıştı! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah gelip yerleştiğimiz Otel’in kabul yerinde iki sivilden biri, ismimin önüne ‘bey’ sıfatı koyarak; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Vali bey sizinle görüşmek istiyor buyurun gidelim, dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşlarla bakakaldık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasan Yıldırım bize eşlik etti, vardık adamın makamına. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçüncü katta uzunca koridorun sonunda, koca bir kapı, girer girmez, öyle çakılıp kaldım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Masanın üzerinde kurumuş bir kütük üstünde,‘Orhan Aydın’ yazıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanıştık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asık yüzlü, donuk bakışlı, Ayhan Işık bıyıklı tuhaf bir adam! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalın kaşları kıvırcık,  kısacık da boyu var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aldı mı Hasan’ı bir gülme, tutamıyor kendini. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni ayağına getirtmiş, nasıl bir ‘Orhan Aydın’ olduğumu anlamaya çalışmıştı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu bey ne oldu, nasıl odu ise emir verip sonra da, sessizce buhar olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dışarıda olaylar büyümeye başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski Antep Şehir Tiyatrosu binası, kentin merkezindeki kapalı çarşının hemen üstünde, şık bir binaydı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salon dolu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Binanın önündeki caddede, trafik aksamaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçerde seyirciler, büyük bir kararlılıkla sesiz protestolarını sürdürüyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz kostümlerimizi giymiş, bekliyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmet Karagül, arka pencereden sokağa bakıp kuşatıldığımızı müjdeliyor! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polis, jandarma desteği alarak, dekor giriş kapısının açıldığı arka sokağa, yığınak yapmıştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerikan arabalarından Türk askerleri iniyor, ellerinde uzun namlulu, Amerikan malı silahlar! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Binaya doğrultuyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ne oluyor? Sanki düşman basmış Antep’ i.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasan Yıldırım marş söylüyor, yüzünde, güleç bir mahcubiyet!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Jandarma biz sosyalistiz/ Dostuz yalnız biz sana/ Kurtuluşun bizimledir/ Elini uzatsana.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşlik ediliyor Hasan’ın marşına, ne çare, kuşatma sürüyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birbirimize bakıp kahkahalarla gülüyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oynayacağımız oyundan bu kadar korkulması, hoşumuza gidiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saat dokuz suları, nihayet Erkan Yücel giriyor kapıdan. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hazır olun arkadaşlar on dakika içinde başlıyoruz. Ara vermeden oynayacağız. İyi organize olalım, haydi verin birinci zili.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;POL-DER’li bir polis:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Oynayın. Sizin yazılı izniniz var ama ortada yazılı bir yasaklama yok. Bir halt edemezler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Erkan, o gazla fırlamış içeri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk zil çalınca, salondan alkış tufanı yükseliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HALKIN GÜCÜ: 12 Mart Faşist darbesine kadar, yaşanmış hak mücadeleleri sürecini anlatan, ortak bir çalışmaydı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazım aşamasında tüm kadro önermelerini masanın üstüne dökmüş, ortak emekle oyun metni haline getirilmişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyun; Mustafa Suphi’lerin katliamından, toprak işgallerine, grevlere, 15-16 Haziran direnişine, Üç Fidan’ın idamlarına, gençlik mücadelesine tanıklık eden bir duyarlılıkla oynanıyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahneler birbirlerine, Nâzım şiirleri ve Ruhi Su türküleri ile bağlanmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyun sonrası seyirciler salonu terk etmeyince, yeni bir itiş-kakış yaşandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzunca bir zaman, fırtına sonrası sessizliği sindi içimize.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Dekorları topluyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortada kimsecikler yok. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araba yüklendi, otele ulaştık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha kapıda, gündüz beni Vali efendiye götüren polislerce karşılandık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Vali bey güvenliğiniz için bizi görevlendirdi buyurun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkan ile beni kadrodan biraz uzağa doğru yöneltti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkan’ın kulağına eğilip:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bu gece burayı terk edin, canımdan bezdirmeyin beni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Vali beye söyle, nereye ne zaman gideceğimize biz karar veririz. Hakkımızda bir karar varsa uygulasınlar, biz bu gece buradayız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşlar yanımıza geldiler, birlikte otele girdik. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam burnundan soluyor. Sinirlendikçe sağ kaşı bir inip bir kalkıyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;On beş dakika sonra, otel kuşatılmaya başlandı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rahat yok. Yorgunluk, açlık bir yandan!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm kadro otelin kabul yerindeyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşlar telefon için sıraya girdiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüşmeler postahane aracılığı ile yapılabiliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Acele, Normal, Yıldırım” adı altında görüşme yöntemleri var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkan, durumdan basının haberdar olması için çabalıyor, bağlantı üstüne bağlantı deniyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda aradığını buluyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzünde Antep çiçeği açmış gibi gülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Alo… Günay… benim ben… he… ne haber nasılsın? Biz de iyiyiz de Antep iyi değil. Çanımıza ot tıkamaya çalışıyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Telefon görüşmesi, çağdaş bir meddahlık ustalığına dönüşüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkan, Günay’a telefonda derdini anlatırken kapının önünde bekleyen, kaşı tikli polisi oynamaya başlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şenlik ki sormayın. Katılıyoruz gülmekten ama durum vahim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün yaşadıklarımızı tek tek anlatıyor ve son durumun ne aşamada olduğunu tanımlarken bağlantı kopuyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra uğraş babam uğraş, bir türlü bağlantı kurulamıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkan rahat. “Anladı Günay durumu, şimdi bütün ülkeye duyurur.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polis, otel görevlisini çağırıp ne yaptığımızı öğrenmeye çalışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Mebuslarla konuşuyorlar” deyince, yarım saat sonra otelin telefonu işlemez oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karşımızda kebapçı dükkânı yanında baklavacı, biz onlara bakarız, onlar bize!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabahın köründe dizildik yollara. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polis, şehir dışına kadar ardımızdan ayrılmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nizip’te oyun var, aynı gece Kilis yollarına düşeceğiz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu, Antep’e geri dönerek, daha Güneye doğru yol almak demek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varsın öyle olsun. Bizim için seyircinin olduğu her yer tiyatro nasıl olsa!  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düğün salonu iki saatin içine; ışıkları hazırlanmış, dekoru kurulmuş, kulisleri düzenlenmiş, kitap satış bölümü açılmış, dört bir yan oyun afişleri ve fotoğrafları ile donatılmış bir tiyatro haline getirildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu iş bölümüne dayalı, planlı ortak çalışma, bize hep öğretici olmuştur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepimiz ne yapacağımızı biliyor, işimizi bitirince diğerine yardımcı oluyorduk. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir tiyatro adamının, mesleği ile ilgili her tür donanıma sahip olmasının en pratik yolu da bu olsa gerek. Ortaklaşarak öğrenmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okumakla edinemeyeceğiniz birçok şey, yaşanarak bellenebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir oyuncu; ışık, dekor, kostüm ve aksesuar ile olan ilişkisini uygulama yaparak geliştirirse meslek yaşamının sır kapılarını daha iyi aralayabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yüzden olsa gerek, Türkiye tiyatrosunun gezgin oyuncuları, ‘turneciler’, okullu arkadaşlarımızdan daha şanslıdırlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şey bitti. Beklemedeyiz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine, Mehmet Karagül’den aynı ses, “kuşatılıyoruz”!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Yahu niye be kardeşim, isyan çıkarmamızdan filan mı korkuyorlar bunlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Daha da beteri, adamlar bize ‘vatan haini’ diye bakıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dışarı da asker-sivil ablukası büyüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerekçe açık; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Size saldırı yapılma ihbarı var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Kim bu ihbarcı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Vatandaş… diyor pişkince, arkasına bile bakmadan basıp gidiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Telefon etmek istiyoruz, PTT nerde?  Sivil’in suratı karıştı ama yol gösterdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanımıza Mualla Çiğiltepe arkadaşı alıp, sokağa çıkıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nizip, fıstık ağaçlarının içinden çıplak bir yamaca yaslanmış, narin bir ilçe, her an bir fıstık dalı kırılırsa üzülecek gibi ılgın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birbirine paralel iki caddeden birinde buluyoruz bir PTT. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkan, yine Günay’ı arıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazdırıyor kaydımızı, bekliyoruz kapıda. Nisan güneşi ılık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karşımızda hiç tanımadığımız adamlar, ‘hayalet görmüş gibi’ bakınıyorlar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Alo... Günay benim. Bunlar bizim peşimizi bırakmadılar. Nizip… Nizip… he… Burada da hocalara baskı yapmışlar, oyunu engellemeye çalışmışlar. Akşam göreceğiz ne olacağını. Adım başı arama var bölgede, her köy kavşağında, her ilçe, şehir giriş-çıkışında aramalar var. Bize düşman gözü ile bakıyorlar… Tamam, sağ ol… Arkadaşların selamları var… Sen de selam söyle dostlara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuşmayı gün gibi anımsıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oradaydım. Gün ortasında bir bahar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçinde bulunduğumuz durumu insanlarla paylaşmak için; uzaktaki yüzlerce dostumuzdan, yalnızca birinden yardım istiyorduk, adı Günay Akarsu idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günay, ilk çıkartmayı da yapmış, olayın Hürriyet gazetesinde haber olmasını sağlamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;…………&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düzgün kesilmiş sakalları, belirgin yüz hatları ve çerçeveli gözlüğü ile gördüğünüzde ve hele konuştuğunuzda bir daha unutamayacağınız bir adamdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atlas pasajı, 207 numaralı binadır. 1870 yapım tarihli bu anıt yapı, dış cephesinin bakımsızlığı yüzünden pek dikkat çekmez ama içinde hazine barındırır: Beyoğlu Küçük Sahne. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüksek tavan boşluğu, şöminesi ve duvarlarını dolduran resimler içinize işler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salon ise, tiyatromuz için, bir müze kadar değerlidir. Yüreğinizi dolduran dost insan kokusu, içinizi kuşatır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim için bu salon; binlerce büyülü sözcük saklayan kıymetli bir yaşanmışlıktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;………&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Güneyden Mektuplar” oyunumuzun İstanbul galasıydı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yer, Beyoğlu Küçük Sahne.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1975 kışının orta yerinde bir Pazartesi günü. O gün tanıdım Günay Akarsu’yu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerikan işgalindeki Vietnam’da, halk direnişine karşı, Amerikan operasyonlarını anlatan bir belgesel oyundu “Güneyden Mektuplar”. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oynadığım ‘Amerikalı Komutan’ rolü için; “ Çok hiddetli bir katilmiş. Evet, bütün faşistler böyle olur, kutlarım” demişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamını Toplumsal Gerçekçi Sanat’ı anlatmaya adayan bu endamlı adam, Brecht ve gerçekçilik için yaptıkları ile de ünlüydü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençlik için yapamayacağı yoktu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlarla aynı sofrayı paylaşır, kavgaya katılır ve de  ‘hocalık’ ederdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayata dair, sanata dair, insan ilişkileri, sosyalizm ve sınıf mücadelesine dair edindiği ne varsa paylaşmak için çabalardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni okumalarla bellekleri ‘yenilemek’ gerektiğini söylerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Kapitalizm durmuyor. Bu durumda nasıl olurda İnsan kirlenmez! İşimizin ne denli zorlaştığını görmek ustalık gerektirmez.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sözcükleri, “kahverengi” akıl defterimden aktarıyorum sizlere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atlas Pasaj’ı girişindeki, şimdilerde ‘2010 ofisi’ olarak kirletilen o mekân, dillere destan Kulis Bar’dı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıldığı günden, kapandığı iki binli yıllara kadar sanatçıların ve gazetecilerin, yazarların ‘akşam mekânı’ oldu Kulis Bar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben, Mücap Ofluoğlu,  Erol Günaydın, Müşfik Kenter, Münir Özkul ve daha birçok saygın ustayı orada tanıdım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birçoğunun içindeki çocukla, saatlerce sohbet ettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bar dediğim, küçücük bir mekân. Kapıdan girince boydan iskemleli bir içkilik ve sekiz-on masa. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her müdavimin yeri belli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyunun ön gösterimine katılan Seçkin Cılızoğlu, “Bu ne sertlik böyle, tüm laflar küfür gibi bunun neresi tiyatro” dedi ve olan oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Amerikan uçaksavar ve füzelerinin, kimyasal silahların altında can çekişen bir haklın tiyatrosu, başka nasıl olabilir? Gerçek gerçektir. Sağa sola kıvrılmaz. O toplumun yaşadığı sarsıntıyı bilmeden konuşamayız.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tartışma anında sönümlendi. Evet, bu diyalogları iyi anımsıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözü edilen oyun benim de içinde olduğum bir oyundu ve doğru tarafından okuyan, Günay Akarsu olmuştu. Dekor ve kostüm tasarımına ise yoğun eleştirileri vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülke ve dünya ‘tahlilleri’ konusunda, hemen ayrışıyorduk. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkimiz de TİP geleneğinden gelmemize karşın; Kırmızı Aydınlık, Beyaz Aydınlık ayrışmasın da,  tam anlamı ile kopuş yaşamıştık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önemi yoktu. Kavga ortaktı. Hele bizimki, yani sanat kavgası ortaklık olmadan hiç olamazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;…………&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte Erkan’ın aradığı Günay, bu Günay dı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkede oluşturulan zorba baskının karşısına, üreterek dikilen ve sözünü en geniş alanla paylaşmak için avazı çıktığınca, yüreği ile bağıran bir adam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günay’ın telefon görüşmesinin iki yerinde, “pis faşistler” demesini, Erkan keyifle anlatırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nizip’te düğün-tiyatro salonumuza geri döndük. Bizi izleyen tuhaf bakışlı adamlar da arkamızda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O da ne,  daha oyuna iki saat var, salon nerede ise dolmuş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seyircilerin arasından kulise dalıyoruz. Arkadaşlar şen şakrak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nizip Emniyet Müdürü gelmiş;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Oyununuzu oynayın ve geldiğiniz gibi gidin lütfen. Biz burada olacağız, iyi oyunlar, diyerek ayrılmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Nasıl yani, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu şimdi? Yahu daha demin, küfür dolu bakışlar fırlatan, bunun adamları değil mi kardeşim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Tamam, arkadaşlar sustum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dört yüz sandalye dizmiştik, hepsi doldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha gelenler var. Kulisteki sandalyeleri de aldılar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salonda adım atacak yer kalmadı. 1.zil, 2. zil. Erkan, Salonun ışıklarını söndürüp bir lokal yakılmasını istedi ve sahneye yöneldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seyirci oyun başladı sanıp, Erkan’ı görünce alkışlayıp alkışlamama arası bir gel-git yaşadı ki, Erkan söze başladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Değerli seyirciler, sevgili kardeşlerim, analar, bacılar; biz tüm ülkeyi karış karış dolaşıp gerçekleri anlatmak üzere yola çıkmış, bir devrimci tiyatroyuz.  Birçok yerde olduğu gibi, bu bölgede de polis bize aman vermiyor. Ne istiyorlar bizden anlamış değiliz. Sanatı zulüm altında tutup, bizleri susturabileceklerini sanıyorlarsa yanılıyorlar. Pir Sultan susmadı, Nâzım susmadı. Bizler de o onurlu damarın izini sürüyoruz, susmayacağız, sizi bulduğumuz her yerde sizinle olacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alkıştan yıkıldı salon. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Kahverengi” akıl defterim, tarihin 20 Nisan olduğunu yazıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyun bitti. Seyirciler geldikleri gibi, ‘sessiz’ gittiler. İçlerinde yardım etmek için kalan dostlarımızla seri biçimde topladık her şeyimizi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yola koyulduk. Antep üstünden Kilis yolu,  arkamızda yine bir Renault!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kilis’te otel de yerimiz hazır, istediğimiz saatte girebiliriz,  bu iyi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekip yorgun, gergin. İstediğin kadar şamataya vur, baksana arkana, takiptesin! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk çatakta arama var. Hayda! Çıkar kimlikleri. Bu bir değil ki beş, bazen on.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anladığımız, devletin ödü patlıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağcısı, dincisi, faşisti birleşmiş devrimcilere ve halka saldırıp, gözdağı vermeye çalışıyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fıstık ağaçlarının içinde bir lokantanın önüne çekiyoruz otobüsü, hepimizin iştahı kabarıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Lokma saymaca” oyununu oynuyor Erkan, kimse yediğinden bir şey anlamaz oluyor, kahkahadan çınlıyor mekân.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaşığı daldırıyorsun kuru fasulyeye, Erkan ağzının suyu akar gibi dikiyor gözlerini, başlıyor seninle yutkunmaya,  sanırsın senden aç.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Al, ye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Yok canım olur mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takip, daha da can alıcı sürer. Tabağın içine düşecek nerdeyse, dayanamazsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Söyleyelim sana da bir tane.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-He söyle, parasını sen vereceksin ama.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyunu kazanmış olur. O gün sıra bendeydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kilis’e vardık gecenin köründe. Girişte yine törenle karşılandık!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Otelin yerini biliyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Yok, bilmiyoruz ama buluruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Biz size yol gösterelim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani şaşırırsınız, adamlar resmen eşlik edip bizi otele kadar götürdüler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama arabaları gece boyunca, otelin önünden hiç ayrılmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kilis, bin bir çarşılı bir çengi. Ne ararsan var,  hepsi kaçak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suriye sınırı, bir göz atımlık yerde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geceleri ışıkları gözüküyor, kaçağı her tür yoldan getirmek mümkün. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Kaçakçılık” bir meslek, hem de can pahasına bir meslek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazeteler, 12.00’ye doğru geliyor.  Bekliyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dördüncü sayfada, ince uzun bir haber: “Vali yasakladı, oyuncular oynadı.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günay, tüm olanları Erkan’ın açıklamaları gibi aktarmış ve gerçeğin açıklığa çıkmasına katkı sunmuştu. Uzaktaki dost gereğini yapmıştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Telefona koştuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Selam sayın Akarsu… Şimdi gördük gazeteyi teşekkürler. Mayıs’ta görüşürüz. On gün ordayız. Tüm arkadaşlarım adına seni selamlıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kilis seyircisi de sokağa taştı. Ortada ne jandarma ne polis! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siviller, buralarda bir yerlerde bizi izliyorlardır ama biz göremiyoruz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bu mu yani? Bir gazete haberine yenik düşen devlet mi var karşımız da!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Devlet değil Vali!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ha Vali ha Devlet, ne farkı var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Elbette fark eder. Bir kere adamın adı Orhan Aydın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yürüyorum Hasan’ın üstüne.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bunun şakası bile can sıkıcı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyun sonrasında da uzakta yakında polis gözükmeyince yeni bir şaşkınlık yaşarken, yemek yediğimiz lokantada, “Kelle-paça” yudumlayan sivillerle karşılaştık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ne zaman yolculuk?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Yarın sabah.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Birecik’ e gidiyorsunuz galiba?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Evet öyle. Nerden biliyorsunuz gazetede mi yazıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabahın alacasında döküldük yola. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakın gibi gözükse de bizim otobüs için biraz uzak. Her an her şey olma olasılığını da eklerseniz, geç bile kaldık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mezopotamya topraklarının bereket tanrısı gibi akıyor Fırat. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dingin yeşil çayırlıklar içinden kale gözüküyor önce, sonra kelaynak kuşlarının barınakları, bin bir şekilleri ile kayalıklar .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köprübaşındaki benzin istasyonu girişinde, ilçenin giriş yolunu tutmuş polis-jandarma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çevirdiler, İndik. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimlikler verildi, yetmedi araç arandı. Tüfekler, yaba, çapa, orak gibi aksesuarlar saatlerce incelendi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bu patlar mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Evet patlar. Ancak tetiği çektiğiniz an, efekt sesi vermek lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yol verdiler, köprüyü geçtik. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süslü püslü bir köprü. Kelaynak kuşlarının boynu gibi, öyle ince uzun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Altından Fırat akıyor, deli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salon,üç katlı bir binanın en üst katında. Yine her şey olabildiğince hızlı ve düzenli olarak hazır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emniyet müdürü geldi. Pehlivan gibi adam. Kulakları fındık büyüklüğünde. Yüzümüze bakmadan konuşmaya çalışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Arama yapacağız,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Neden, ne araması, az önce ilçeye girişte arandık!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-İhbar var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bu sözcük, sihirli sözcük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Daldılar kulise,  kostümlere, aksesuarlara düşmanca davranıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Onları sahnede kullanıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-İşimize karışma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun dediği oluyor işine karışamıyoruz. Her şeyi didikliyorlar. Sonunda elinde aksesuar bir Orak ile memurun biri geliyor yanımıza.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ne bu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Neye benziyor sizce?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Küçük bir tırpan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Tarım emekçileri bunun adına, orak derler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Orak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Evet Orak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-O zaman buralarda bir yerlerde Çekiç de olmalı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akla bakın akla, oyun gereçlerimiz, ‘suç unsuru’ olarak tanımlanmaya başlandı bile!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Çekiç yok ama kazma, çapa gibi başka gereçler var. Ancak hepsi aletlerin benzerleri olarak yapılmıştır. Hem kullanışlı olsun, hem kolay taşınsın diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Nerde kullanılıyorsunuz ki bunları?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Sahne de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Allah Allah görelim bakalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Evet, siz en iyisi görün bakalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyun saati yaklaştıkça gerilim tırmanıyor. Polis, kapı girişinde her yurttaşın üstünü başını arayıp öyle alıyor salona. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salon dediğim, sahnesini bile biz yaptık. Yer seviyesinden 40 santimetre yükseklikte sekiz parçalı, bir yükseltimiz var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tamamı kurulunca 8 metre karelik bir oyun alanı oluşuyor ki bu oyun için uygun bir mekân yaratmak adına yetiyor. Sahnesi olmayan mekânlara sahne kurup, tiyatro seyircisini sahne gerçeği ile tanıştırmak, önemsediğimiz bir gelenekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başladık. Ama kuşatılmış durumdayız. Seyircilerimiz olan Birecik halkı ve biz oyuncuların dört bir yanında, resmi-sivil görevliler var. Birinci sırada gündüz arama yapan ‘eleman’ oturuyor. Elinde defter-kalem sürekli not tutuyor. Öyle ki oyunun parçası haline geliyor adam. Duyduğunu yazıyor, gördüğünü yazıyor. Yanındaki sandalyede oyunun metni var bir yandan da onu okuyup neler olduğunu anlamaya çalışıyor ama çıkamıyor işin içinden, anlıyoruz. Seyircide bir kıkırdama, sahnede rahat durmayanlar var! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortalık gülmekten yıkılacak oluyor ki, Erkan ipi koparıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Sayın seyircilerimiz, görüyorsunuz en önde devlet oturmuş not tutuyor. Ancak buradan bakınca demin oynadığımız sahneyi iyi not alamadığını gördük. Şimdi, devletimize yardımımız olsun diye, o sahneyi tekrar oynamak istiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alkış patlayınca, oyun bir önceki tablonun başına dönüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Hayali gönlümde yadigâr kalan/ Bir yanım deryada çalkanır şimdi.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adamcağız metni karıştırıyor, bir türlü bulamıyor sahnede söylenen ağıtı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çıldırıyor, fırlıyor ayağa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Tamam, işte yok. Bu komünistler için söylenen marş burada yok. Bunlar suç işliyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce ıslıklar yükseliyor salondan, sonra da ağıt hep bir ağızdan tüm seyircinin katılımıyla söyleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Işıklar kararıyor, ortalık karıştı karışacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Lütfen kimse yerinden ayrılmasın. Elektrikler kesildi. Ama bakın, karşı binada yanıyor. Şimdi buraya da gelecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır, öyle olmuyor. Emniyet Müdürü sahnenin önüne geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Oyun Kaymakam beyin emri ile yasaklanmıştır. Herkes sakin olsun ve ses çıkarmadan burayı terk etsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alkışlar, ıslıklar, protesto büyüyor. İnsanlar, yerlerinden kaldırılıp merdivenlere doğru yönlendiriliyorlar. Kalabalıkça bir izleyen grup, sahneyi kuşatmış bizi korumaya çalışıyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepimiz sahnedeyiz. Seyirciler ite-kaka dışarı çıkartılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Tutuklusunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önümüzde bir tuhaf Amerikan arabası, ardımızda polis konvoyu koyuluyoruz yola. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zifiri karanlıkta ışıl ışıl mavilikte gökyüzü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Nereye gidiyoruz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanımızdaki sivillerden ses yok. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Urfa yolunda olduğumuzu algılıyoruz. Yolda birkaç arama noktasını durmaksızın geçiyoruz. Yanıma oturan sivil sigara üstüne sigara içiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuhaftır, bizlerle birlikte dekor-kostüm ve aksesuarlar da tutuklu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabahın ilk saatlerinde, karanlığın içindeki Urfa ya giriyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce Emniyet Müdürlüğü’ne götürülüyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İfadelerimiz alınıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Sahnede orak-çekiç göstererek ne anlatmak istediniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Orak çekiç göstermedik. Zaten oyunda çekiç yok!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Nasıl yok?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bayağı yok. Bizim aksesuarların içinde çekiç yok. Tutanağı yazan Memur çekiç denen aleti tanımıyor galiba?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Komünistlerin marşını söylemişsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Marş değil ağıt. Sözleri Nâzım Hikmet’e ait olan bir ağıt. Karadeniz’de katledilen Mustafa Suphi ve yoldaşları için yazılmış, söyleniyor, söylüyoruz. O sahne, o katliamı anlattığına göre doğru bir şey yapıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bunlar başa bela. Atın içeri. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dört bir yanı demirden bir kafesin içine konuyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polislerin telsiz görüşmelerini duyuyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçerden bağırtılar geliyor. Birinin canına okuyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaralı bir grup getiriyor başka bir ekip. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önümüzde, bağırtı-çağırtılı ve bol küfürlü bir seyirdir gidiyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Haydi, ayaklanın, Savcı bey bekliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toparlanıyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bu ne acele böyle? Görürsünüz bunlar bizi içeri atacaklar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savcı Emin Kaya; yaprak dökmüş kızılcık ağacı gibi bir adam. Üst üste soruyor soruları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanıtların kısa ve seri olması için sürekli bağırarak uyarıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağırdıkça kızarıyor, tıkanıyor, öksürük krizine tutuluyor. Komik ama gülünecek zaman değil!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Orak-çekiç göstermişsiniz sahnede!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hayır, efendim göstermedik. Aksesuarların içinde çekiç yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Yalan mı söylüyor bu belge?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Evet efendim. Tutanağı düzenleyen polise “İstanbullu” diye sesleniyorlardı. Delikanlı hayatında hiç çekiç görmemiş olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Soran olmadı, soran olmadı sus. Devlete ve devlet büyüklerine hakaret etmişsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Etmedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Mustafa Suphi denen komünist övülünce ne oluyor sanıyorsunuz siz?  Aptal mı bu devlet! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiyatro adı altında ‘Komünistlik propagandası’ yapıyorsunuz. Otur yerine otur. Sen kalk ayağa. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nizip’te bağırıp çağırmışsın. “Bu devlet bizi susturamaz, işte buradayız hadi görelim, el mi yaman bey mi yaman” demişsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ne öyle bir şey dedim, ne de bu anlama gelecek herhangi bir şey söyledim. Oyunumuzu oynamaya devama edeceğiz, dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Devlet umurunda değil yani? Otur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaz oğlum. Aşağıda adları ve soyadları yazılı sanıkların kimlik bilgilerinin doğrulanması için ikametgah adreslerinden sorulmasına, duruşmanın 20 Mayıs 1976 tarihine ertelenmesine ve sanıkların tutuklanarak Urfa Kapalı Ceza ve Tevkif Evi’ne gönderilmelerine karar verildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayda… Kalakalıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Savcı bey, tutukladığınız bu insanların birer sanatçı olduğunu biliyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Kaçıncı yüzyıldayız? Dağ başı mı burası! Kimin bu ülke?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Kesin sesinizi haydi, götürün şunları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eee gel de şimdi kahrolsun faşizm deme. Tam yeri. Avazım çıktığınca bağırıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Değişecek bu devran. Bu saltanat uzun sürmeyecek. Gün gelecek, bizimle karşılaştığınızda utanacaksınız. Kahrolsun faşizm!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koridora çıkarılıyoruz. Bir adam sürekli resim çekiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki polis, yanlarında jandarmalar, kollarımıza kelepçe takıyorlar. Adam resim çekiyor, Erkan bağırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Buradaki herkes duysun, benim adım Erkan Yücel. Tiyatro oyuncusuyum. Buradaki arkadaşlarım da tiyatrocu. Savcı Emin Kaya,  bizi haksız yere tutukladı. Duyurun, herkes bilsin, bizi Urfa Cezaevi’ ne gönderiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç avukat yöneliyor bize doğru, engelliyor Sivil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam resim çekiyor. Kimseden ses çıkmıyor. Sonunda bize doğru yöneliyor güleç, çiçek yanığı bir yüzü var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Filmleri öğleden sonra İstanbul’a gidecek otobüsün şoförüne yetiştireceğim. Yarın ellerinde olur. Günay ağabey telefon etmişti. Ben A.A muhabiriyim. Haberi telefon ile hallederim. Geçmiş olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kez daha Günay.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;……….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahar ortasında bir ayaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç sormayın, kemiklerimiz donuyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Binanın bu ek inşaatı yeni bitmiş, yapı bahar güneşi ile ısınıp kendine gelmeye çabalıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yan yana tek kişilik hücrelerde yatıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabutluk gibi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki metrekarelik alanda, tuvalet taşı ve akmayan bir musluk var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demir ranzanın üstünde, yırtıp pırtık bir şilte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapılarımız, yüksekçe bir duvarın önümüzü kestiği, dar ama uzun bir avluya açılıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gökyüzünü görebiliyoruz, derinliğine bir mavilik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkekler bölümünde on dört kişiyiz. Üç arkadaşımız da kadınlar bölümündeler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Urfa Ceza ve Tevkif Evi’ne tıkılışımızın on ikinci günündeyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafalar kazılı on dört “Adem Baba”. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boş durmuyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkan kantinden aldırdığımız mavi pelür cinsi bir kâğıt tomarına, belleğindeki oyunu yazıyor kurşun kalemle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;72. Koğuş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepimiz okuduk-izledik ama ezbere bilme şansımız yok. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O ‘İzmirli’ karakteri ile göklere çıkardığı oyunu replik replik kâğıda döküyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yandan prova ediyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geceli gündüzlü, seslerimizi birbirimize ulaştırma şansımız olduğuna göre boş durmamalıydık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Tavukçu’ rolünü ezberlerken, Aydoğan Ergezen ağabeyim düşüyor usuma. Bir aktörün beden dili, bu kadar farklı bir zenginlikte olursa yapamayacağı yoktur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Anam-babam Aspasya… Benim Aspasya’yı görecektiniz… Karı mı bunlar be… Şerefsizim on yedi, yoktu on sekizinde o kaşlar, o gözler, o kalça ah ulan ah. Yaktın beni İnek basamakçı… Biliyon mu İzmirli?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- He… Biliyom. Bu Aspasya dediğin kümesin en tombul kızıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ülennn…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Leşçi bir hücreden ses veriyor, kaptan başka bir hücreden. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dekor-Kostüm ve aksesuarları anlatıyor Erkan. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bir çuval dolusu bayat ekmek, eski bir mangal, yırtık-pırtık elbiseler, yerde gazeteler, fasulye tenceresi, kırık bir kepçe, tavla zarları, bozuk paralar, Leşçi için bıçak. Kar yağdırmak lazım… Pencereden görmeli seyirci, herkes düşünsün ne yaparız?” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orhan Kemal ile olan dostluğundan söz ediyor uzunca. Bereketli Toprak Üstünde için, “içim gidiyor, çok iyi” diyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyun yol alıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17. gündeyiz. İstanbul turnesi iki seksen yatıyor. Gazeteler haber yapmış mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara Gençlik Parkı Muhsin Ertuğrul Açık Hava Tiyatrosu’na girme kararı alıyoruz. Çıkar çıkmaz, dekorları çakıp, oyunu çıkarıp haydi sahneye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fatma için, Mualla arkadaşa oyunu göndermenin yollarını aramaya başladık ki; ortak avlunun sonundaki mazgallı demir kapı, gürültüyle açıldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sivaslı elindeki kâğıttan isimlerimizi sıralıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ne oluyor? Galiba koğuşlara gönderecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hazırlanın diyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyimiz var ki hazırlanacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Savcı bey tahliyenize karar verdi, duruşmalar tutuksuz devam edecek. Haydi, geçmiş olsunnn!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine öyle, bakakaldık!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turne otobüsümüz, Cezaevi’nin yan avlusunda kuzu gibi yatıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneş yaz çağrıcısı, alnımı yakıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçeri girerken, yüreğim ürperiyordu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki gardiyan uğurluyor bizi. Siirtli yaman adam. Bize kantinden kâğıt-kalem-sigara ve çay taşıyan da o. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kâğıtları göğüs kafesine sokarak getirmiş, bunun için ‘bir şey’ talep etmemişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bütün gazetelerde siz varsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birbirimize bakıyoruz. Erkan ile aynı anda dökülüyor kelimeler; Günay Akarsu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mualla bağırıyor avazı çıktığınca; Yaşasın tiyatro.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara yollarına diziliyoruz. 1976 11 Mayıs.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-153502657264055270?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/153502657264055270/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/09/bahar-ortasnda-bir-ayaz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/153502657264055270'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/153502657264055270'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/09/bahar-ortasnda-bir-ayaz.html' title='Bahar ortasında bir ayaz..'/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-5673456015999478463</id><published>2010-09-07T14:28:00.001-07:00</published><updated>2010-09-07T14:28:27.963-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Bu kimin Eylül’ü?&lt;br /&gt;Ekranlardan Kazlıçeşme mitingini izledim. &lt;br /&gt;Başbakan yurdun dört bir yanında söylediklerini, daha büyük bir tehdit haline getirip, korku duvarını  yükseklere örmeğe çabalıyor!&lt;br /&gt;12 Eyül’le hesaplaşma bahsindeki ürkeklik, kimsenin gözünden kaçmamıştır. &lt;br /&gt;Siyasette ‘samimiyet’ hep olması gereken değil midir?&lt;br /&gt;Eğer böyleyse aşağıdan ‘evet’ diye bağıranların, hangi samimiyete sığındıklarının sorgulanması gerekir.&lt;br /&gt;Hesaplaşmayı tanımlamıyor Başbakan. Nasıl hesaplaşılacağını, nelerin sorgulanacağını, kimlerin sanık sandalyesine oturtulacağını hiç ama hiç anlatmıyor.&lt;br /&gt;Varsa yoksa ‘yüksek yargının ayak bağı olması’ konu edildiğine göre, buna hiç gerek de yok!&lt;br /&gt;Faşist 12 Eylül darbesinin 30. yılına girerken  hesaplaşılması gereken liste ise  uzun.&lt;br /&gt;Hayatımızın her alanından binlerce insanın; örgütün, kuruluşun, sendikanın, partinin, iş yaşamından insanlığın, işçilerin, emekçilerin ve 12 Eylül darbesini bağrında karşılamış olan devrimcilerin-sosyalistlerin-aydınların-sanatçıların sorguladıklarını gündeme taşımak ise, ne AKP’nin ne CHP’nin işidir. &lt;br /&gt;Oysa sorumlular ortadadır.&lt;br /&gt;Aşağıda okuyacaklarınız, 12 Eylül’ün  genarellerine her yıl  tekrar ettiğim, 4. mektuptur.&lt;br /&gt;“*13 Eylül 1980 günü, Bursa Ahmet Vefik Paşa Tiyatrosunda benimle birlikte, Erkan Yücel, Fuat Çiğiltepe, Rengin Somurçay, Mehmet Karagül, Hasan Yıldırım, Halil Yapağılı ve Mualla Çiğiltepe arkadaşlarımın kollarına kelepçe vurduran, sorgusuz sualsiz Bursa Cezaevine koyduran,&lt;br /&gt;*Orhan Kemal’in aynı adlı romanından uyarlanan ‘Müfettişler Müfettişi’ oyunu için, dönemin Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi savcılarına, “Halkı, Devlet’e karşı isyan’a teşvik” iddianamesi yazdırtan ve oyunun yaratıcıları olan bizleri, “Halk düşmanı” ilan eden,&lt;br /&gt;* Tiyatro salonumuzu “yasak yayın bulundurmak” gibi düzmece gerekçelerle üç kez mühürleten,&lt;br /&gt;* Tüm Türkiye turnesini mahkeme kararı olmaksızın yasaklayan,&lt;br /&gt;* AST (Ankara Sanat Tiyatrosu), ABT (Ankara Birlik Tiyatrosu) oyunlarını yasaklatan, oyuncularını tutuklatan, turnelerini iptal ettiren, &lt;br /&gt;* Tiyatromuzun kütüphanesini ve evlerimizdeki kitaplıkları talan eden, “yasak” diyerek Nâzım Hikmet, Orhan Kemal, Gorki, Tolstoy gibi yüzlerce yazarın kitaplarına, tiyatro metinlerine, klasik müzik plaklarına, türkü kayıtlarına el koyup, gözlerimizin önünde yakan,&lt;br /&gt;* Sokağa çıkma yasaklarıyla sanatın tüm ülkede yasaklanmasını sağlayan siz, 12 Eylül’ün Faşist darbecileri;&lt;br /&gt;Genel Kurmay ve Milli Güvenlik Konseyi Başkanı, Orgeneral Kenan Evren,&lt;br /&gt;Kara Kuvvetleri Komutanı, Orgeneral Nurettin Ersin,&lt;br /&gt;Hava Kuvvetleri Komutanı, Orgeneral Tahsin Şahinkaya,&lt;br /&gt;Deniz Kuvvetleri Komutanı, Oramiral Nejat Tümer,&lt;br /&gt;Jandarma Genel Komutanı, Orgeneral Sedat Cilasun.&lt;br /&gt;Aradan 30 yıl geçti, sizi ve insanlığa yaptıklarınızı unutmadım.&lt;br /&gt;* 10.000 kişiyi, gerekçesiz gözaltına aldırdınız.&lt;br /&gt;* 1 Milyon 683 kişiyi fişlediniz, 210.000 dava açıp, 230.000 kişiyi yargıladınız.&lt;br /&gt;* 7.000 kişi için idam cezası isteyip, 517 kişiye idam cezası verdiniz.&lt;br /&gt;* 50 kişiyi idam ettiniz. Bunlardan biri olan Erdal Eren’in yaşı henüz 17 idi.&lt;br /&gt;*Toplam 71.000 kişiyi TCK’nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılattınız.&lt;br /&gt;* 98.000 kişiyi “örgüt üyesi” olmakla suçladınız.&lt;br /&gt;* 388.000 kişiye pasaport verdirmediniz.&lt;br /&gt;* 30.000 kişiyi “sakıncalı” bularak işlerinden attırdınız.&lt;br /&gt;* 14.000 kişiyi yurttaşlıktan çıkardınız.&lt;br /&gt;* 300 kişi “kuşkulu” biçimde ölü bulundu.&lt;br /&gt;* 171 kişiyi işkence ile öldürttünüz.&lt;br /&gt;* Yılmaz Güney’in filmleri ile birlikte 937 filmi “sakıncalı” bulup yasakladınız.&lt;br /&gt;*23.000 derneğin faaliyetinin durdurulmasını sağladınız.&lt;br /&gt;* 4.000 öğretmen, 120 öğretim görevlisi, 47 hakim’in işine son verdiniz.&lt;br /&gt;* Sıkıyönetim mahkemeleriniz, toplam 400 gazeteci için 4.000 yıl hapis cezaları istedi.&lt;br /&gt;*Gazetecilere 3.000 yıl hapis cezası verildi. 31 gazeteci hapse atıldı. 300 gazeteci saldırıya uğradı, 3 gazeteci kışkırtmalar sonucu katledildi.&lt;br /&gt;* Toplam 39 ton gazete, dergi ve basılı yayını yaktırarak “imha” ettirdiniz.                                               &lt;br /&gt;* Cezaevlerinde 299 kişi yaşamını yitirdi.&lt;br /&gt;*144 kişi “kuşkulu” bir biçimde, 14 kişi açlık grevinde öldü, 16 kişi “kaçarken” vuruldu, 73 kişiye ”doğal ölüm” raporu verdirtiniz, 43 kişinin “intihar” ettiğini bildirdiniz.&lt;br /&gt;Unutmadım.&lt;br /&gt;Benim gibi öfkesini, sabırla ve inatla bileyen binlerce yurttaş da unutmadı.”&lt;br /&gt;Sevgili okur, bu mektup 4 yıldır yanıtlanmadı,  biliyorum ki yine yanıtlanmayacak.&lt;br /&gt;Bu gün, Kenan Evren denen ve uçan kuştan bile korkan ‘ressam parçası’ zatın AKP koruması altında olduğunu görmemek ve ’12 Eylül ile hesaplaşılacak’ yalanına inanmak, cehalete eş değer değil midir?&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-5673456015999478463?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/5673456015999478463/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/09/bu-kimin-eylulu-ekranlardan-kazlcesme.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/5673456015999478463'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/5673456015999478463'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/09/bu-kimin-eylulu-ekranlardan-kazlcesme.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-7412676603056144868</id><published>2010-08-30T11:08:00.001-07:00</published><updated>2010-08-30T11:08:50.821-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Umut…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kültürel kolları budanmış, sanatsal kanalları tıkanmış toplum, gözlerimizin önünde gericileştiriliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meydanlardan yükselen ‘evet’ naralarına eşlik eden çoğul, bunun en canlı örneği.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumsal  değerlerin üstünde tepinen ve  yalan üstüne yalan söylenerek işletilen süreç, o kara güne doğru çoktan evrilmiş durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kirli siyaset, yalanın padişahlığını ilan etmeye hazırlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ülke düşünün ki açları, işsizleri yalana inanıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksul köylüleri, borç batağına gömülmüş üreticileri, artık yok edilmiş-tüketilmiş esnafı, üç kuruş maaşa devlet kapısında didinen yurttaşları, fabrika avlularında her gün işsiz kalma korkusu yaşayan örgütsüz işçileri, Üniversitelerde gelecek karanlık günleri görmeyen gençleri, bilim adamlığını ayaklar altına alan  sistem kuyrukçuları, kariyerleri için gericiliğin yanında saf tutan oyuncuları, Nobel güzellemeli romancıları, yardakçı köşe yazarları, adı emlak zenginine çıkmış yönetmenleri, tafa-tefe balerin eskileri, arabesk kralları-kraliçeleri ve Soros fonuyla siyaset yapan aymazları hep birlikte bu büyük yalana  inanıyorlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tıpkı Adnan Menderes’e inandıkları gibi, tıpkı Erbakan’a, tıpkı Kenan Evren’e inandıkları gibi, tıpkı Özal’a, Yılmaz’a, Çiller’e, CHP ve MHP’nin sistem bekçilerine inandıkları gibi inanıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En yüksek sesle bağırmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu toplum, ar damarı olan kültürel ve sanatsal zenginliğinden koparıldığı kadar çürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kirleniyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aydınlanmanın, çağdaşlığın, insan olmanın onuru ayaklar altına alınıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalanı yenmek için, alanlara çıkıp aynı şeyleri söyleyen insanlar grubu olmaktan çok daha öte yapılacaklar olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanatsal zenginliğimizi, kültürel renklerimizi yeniden keşfetmeliyiz ve onu yoksulluğun evinde aş, işsizliğin bağrında umut, alanda kavga yoldaşı yapmanın yollarını oluşturmalıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29 Ağustos’ta Kadıköy İskele Meydanında yaşadığım çoğul, kendi içindeki dar kapıları yıkıp parçaladığında, ortaklaşmanın erdemini sımsıkı kavrayıp tek yumruk halinde doğrulduğunda ve elbette sanatın devrimci gücünün farkına vardığında, kazanan bu ülkenin emekçileri olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hava gibi, su gibi gereksinmemiz olan şey budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-7412676603056144868?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/7412676603056144868/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/08/umut-kulturel-kollar-budanms-sanatsal.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/7412676603056144868'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/7412676603056144868'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/08/umut-kulturel-kollar-budanms-sanatsal.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-5233511728121752461</id><published>2010-08-23T13:55:00.001-07:00</published><updated>2010-08-23T13:55:43.096-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Kıskaç…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülke, evet-hayır ikilemine kilitlenmişken, aşağıda okuyacağınız yazı sizler için ne ifade eder fazla kestiremiyorum ama, AKP sistemi ele geçirme operasyonuna sanat alanlarında da son noktayı koymak üzere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kültür Bakanı, tiyatro, opera, bale ve senfoniyi ‘hizaya getirme’ çalışmasının içeriğini kamuoyuyla paylaştı ve yaklaşık iki yıldır seslendirdiklerimiz, tek tek ortaya çıkmaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bankamatik sanatçılığını önlemeye çalışıyoruz. Çünkü 40 yaşından sonra hatta 35’ten sonra sahnede zorlanıyorlar. 35’ten 65’e kadar 30 sene çalışmadan maaş ödüyoruz” kılıfı ile yürütülen çalışma, kurumların ve sanatçıların geleceği konusundaki AKP tasarrufunu net biçimde açıklıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;”Her iki kurumun mevcut kadrolu sanatçılarının teşvik ücretleri ‘performans’ üzerinden değerlendirilecek ve oynadıkları oyun kadar teşvik alacaklar. Süren oyunlardaki sanatçılarla sözleşmeler her yıl yenilenecek ve oyunlarda görevi olmayan sanatçılarla sözleşmeler yapılmayacak”&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Anlaşılacağı üzere, Devlet Tiyatrolarında, opera, bale ve senfonide çalışan sanatçı arkadaşlarım hem mezarda emekliliğe hem ömür boyu seçtiği alanda üretemeden yaşamaya mahkum ediliyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle ya, söz konusu prodüksiyonlarda görevin yoksa maaş yok, sigorta yok, mesleği yapma-üretme hakkın ve hiçbir sosyal güvencen yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani, ne halin varsa gör! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne diyor bakan bey, “35’ten sonra, otuz yıl çalışmadan maaş veriyoruz.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sözler sanatçılar için hakaret içerir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi sanatsal yaratıcı, 35 yaşından sonra çalışamaz-üretemez-yazamaz-oynayamaz-beste yapamaz-çalamaz-söyleyemez olur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durum bir tek bale alanındaki arkadaşlarım için geçerledir. Ancak, onların da ömür boyu dans edenleri, ustalıklarıyla örnek olanları ve reji yaparak katkı sunanları halen çalışmalarını sürdürüyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüldüğü gibi, bir iki sıradan örnek genelleştirilip, kurumları en geri koşullara itmek için gerekçeler oluşturulmuş!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi, fazlaca kafa karışıklığına neden olmadan, buradan çıkardığım gerçekliği paylaşmakta yarar var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP sanatçıları, tıpkı Tekel işçilerinde olduğu gibi, 4C yasasının kıskacına almak istemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Oyun başı sözleşmeler”, “prodüksiyonlara göre kadrolar” başkaca hiçbir anlam ifade etmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önümüzdeki süreçte, yapılacak prodüksiyonlarda görev alacakların dışında kalan ve mesleklerine bunca yıl emek vermiş olan onlarca sanatçı kapının önüne konacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların arasında uluslararası kariyer yapmışlar, yetkinler, hocalar bile olsa bu gerçeklik değişmeyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durum, alanda daralmayı, eriyip yok olmayı getirecek; devletin asli görevleri arasında bulunan “sanatı, sanatçıyı koruma ve sanatı yaygınlaştırma” görevini tırpanlayacak ve insanoğlunun yaşamından; sanatla zenginleşme-gelişme-değişme gibi olmazsa olmazları söküp atacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam da AKP gericiliğine yakışır bir durum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dahası var, işlevselliğini yitirecek kurumlar, kurumlardaki sanatçı arkadaşlarımız ‘etiketlenmiş birer mal gibi’ satılığa çıkartılırlarsa, hiç şaşırmayın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurumların kaç para edeceğine karar verilsin yeter. Alıcısı mutlak bulunur. Çıkılır ihaleye ve bu Cumhuriyet kurumları da birilerine peşkeş çekilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer 12 Eylül’de AKP anayasasına ‘evet’ çıkarsa bu duruma itiraz etme- yargıya gitme yolları da kapanmış olacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oylanacak o 26 maddenin içinde, “özelleştirmelerin yargı yoluyla durdurulmasının engellenmesi” olduğuna göre, sorun yok!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumun ipuçlarını bu sayfalardan duyurmuş ve sanat örgütlerini, sanatçı dostlarımızı mücadele etmeye çağırmıştık. “Tekel işçilerinin başındaki 4C belası gün gelecek sanatçı arkadaşlarımızın da başına bela edilecek, bu gün Tekel direnişine seyirci kalanlar yarın, hakları için direnmeye karar verdiklerinde kimlerden destek isteyecekler” demiştik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekel direnişinin yaktığı ateş, önümüzdeki süreçte sanatçılara ne kadar örnek olacak, birlikte yaşayacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya teslim olup susacağız ya da özgürlüklerimiz için, sahnelerimizden ve hayatın ta orta yerinden perde açıp direneceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eflâtun, “Siyasetle ilgilenmeyen aydınlar, cahiller tarafından yönetilmeye mahkumdur” der. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-5233511728121752461?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/5233511728121752461/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/08/kskac-ulke-evet-hayr-ikilemine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/5233511728121752461'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/5233511728121752461'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/08/kskac-ulke-evet-hayr-ikilemine.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-6333740084349338830</id><published>2010-08-16T09:47:00.000-07:00</published><updated>2010-08-16T09:48:03.512-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Ortaklaşma….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkenin sosyalist solu referandum konusunda deklarasyon yayımlayarak tek ses olma konusunda önemli bir adım attılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halkevleri, EMEP, ÖDP ve TKP 15 Ağustos Pazar günü, sanatçılar, yazarlar, akademisyenler, sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ile birlikte SES Tiyatrosu salonundan referandumda neden ‘hayır’ dediklerini ülkeye ve dünyaya duyurdular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gelişme, ülkemiz sosyalist geleneği açısından önemli bir kazanım olarak tarihteki yerini alacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstemim, bu birlikteliğin çoğalarak toplumsal bir güç halinde kendini geliştirmesi ve ülke gerçekliğine el koymasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu süreci birlikte yaşayacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu birlikteliğin örülmesi sırasında yaşadığım birkaç bayağı tavrı ise, bu satırların okurlarıyla paylaşmak isterim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatını solculuk üstüne kurmuş, bu söylemle bezemiş, bu dünyanın musluklarından su içmiş, aşını-ekmeğini yemiş ve “solcu sanatçı” diye anılmış nice aymazın, döneklikte yarışır olduklarını görmek-duymak-işitmek, bin yıllık dostlarına yanıt vermekte zorlanınca ‘faşist’ diyecek kadar sıradanlaşmak, basitleşmek, bayağılaşmak tarihe kalacak belgeler arasında olmalı.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kez daha tanık oldum ki, sanat alanlarındaki gericileşme, sisteme eklenip ‘kapı kulu’ olma,  ülkemiz açısından en can alıcı günlerini yaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP ve Fethullah Gülen seviciliğinde sınır yok!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş, gericiliğin sofralarında bağdaş kurmadan çok daha önceleri başlamış; satın almakta yetenekli kimi siyasal cambazlar, her tür madrabazlığı yaparak işlerini becerebilmiş!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyunculuk sınırları belli, ekranlardan halka trajik gülücükler dağıtan bazı çok bilmişler ilk devşirilenler olmuş; şiirleri AKP tarafından sahiplenilen bildik ‘cezaevi kuşları’ ikinci sıralarda; yazdıkları ‘aşk öyküleri’ ile melankolik gençlerin akıllarını çelme becerisi gösterenlerse üçüncü sırada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet acı ama, gerçek dediğimiz şey zaten can acıtıcı değil midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye sinemasında toplumsal duyarlılığımızı ayakta tutmaya yönelik filmlerde yer alan bir çok oyuncunun, bu gün gericiliğin lafazanı olduklarına tanıklık etmek, zoruna gidiyor insanın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dinci olmuş karikatüristleri, romancıları, neredeyse cami avlusunda dilenci olmuş tiyatrocuları, el-etek öpen sinema yönetmenleri, üç kuruşluk kariyerleri için gericiliğe ‘sanat danışmanlığı’ yapanları, ‘Allah ondan razı olsun’ deyip Fethullah’a methiyeler dizen oyuncuları, ‘ben solcuyum’ diye söze başlayıp AKP öven köşe yazarları, iki kuruş maaşla özel okullarında ‘iç edilmiş’ öğretim üyeleri daha da can acıtıcı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi ‘yaz şunların isimlerini’ dediğinizi duyar gibiyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnanın değmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Utanma-arlanma duygusunu yitirmiş, emekçi halkına karşı sorumluluklarını gericiliğe meze etmiş, çıkarları için kendi akıl zenginliğini bile yemiş-tüketmiş, ülke geleceğini ipotek altına almak isteyen kara akıla destek vermek için kırk takla atmış bir güruhun adlarını yazsak ne olur yazmasak ne olur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak bilinmesi gereken şudur ki gericileşme, sol sanat alanını aç karnından vurmaya başlamıştır ve bu gidişle ‘liberalizm’ adıyla daha çoook tezgah kurup, vurmaya devam edecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sosyalistlerin bir güç olarak ortaklaştıkları şu günlerde, işlerinin ne kadar zor olduğunun başkaca bir işareti de bu olsa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-6333740084349338830?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/6333740084349338830/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/08/ortaklasma.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/6333740084349338830'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/6333740084349338830'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/08/ortaklasma.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-1135184633630269913</id><published>2010-08-09T12:25:00.001-07:00</published><updated>2010-08-09T12:25:23.720-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Çağrı…&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Ülke gündemi her gün kılık değiştiriyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Meydanlardan birbirlerine çamur atanlar, gerçekleri halktan gizleyip avazları çıktığı kadar bağırıyorlar. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Oysa memleket binmiş bir dört kolluya gidiyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Kimin umurunda?&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;12 Eylül’de, 12 Eylül faşist diktatörlüğünün yıl dönümünde, referandum kıskacına sokulan ‘AKP anayasa paketi’ için susuluyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Aynı duyarsızlık sanat alanlarında da yaşanıyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Seyirci konumunda öyle bakakalmış izliyoruz!&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Yurt ve dünya sorunlarını, kendi sorunu gibi görmeyen bir sanat yaratıcısının ne kendine ne geleceğine hiçbir zenginlik katamayacağı ise açık.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Tarihin sanatçıya yüklediği görev hayatlarımızdan çıkarılmış, küçük sevinçler bulmanın peşine düşülmüş, gününü gün etmenin pervasızlığı içimizi kuşatmış, suskunluk erdem olmuş.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Meydanlardaki yalan büyüdükçe, içimizdeki korku da büyüyor!&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;“Evet”, “ boykot”, “yetmez ama evet”, “mezardakiler bile kalkıp evet demeli” geriliği, “hayır” diyen insanlığı, neredeyse ‘vatan haini’ ilan ediyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Yargı, üstün yetkilerle donatılmış birkaç kara akıllının keyfi uygulamalarına teslim edilmiş, ‘astığı astık, kestiği kestik’ davranıp, Osmanlı kadıları gibi fetvalar veriyor, çoğunluk yine suskun.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Yazılıp çizilen üç beş satır dışında, güçlü bir karşı refleks gelişmiyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Yalanı yenecek güc, yalnızca sistem oluklarından beslenen siyasal duruş ve davranış biçimlerinin söylemlerine bırakılmayacak kadar değerliyse, bu koca kara taşın altına ellerimizi koyup, akıllarımızı çoğaltmak için daha bekliyoruz?&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İçimizi kuşatmış ‘korku’ mudur bizi dizginleyen, yoksa teslim alınmış, tutsak edilmiş, özgürlüklerimize ket vurulmuş bir sıradanlığın içinde miyiz?&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Sanat alanlarının ortak duyarlılığını açığa çıkarmak için, ‘gökten zembille inecek inayetler’ beklemenin hiçbirimize hiçbir yarar sağlamayacağı açık değil mi?&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;“12 Eylül’de 12 Eylül faşist diktatörlüğü’nün Anayasasını daha da sağlam temellere oturtarak kendi geleceklerini kurtarma, ülkeyi içinden çıkılamayacak kaoslara sürüklemeye hazırlanıldığı” gerçeğini dillendirmek, yetersiz bir yola çıkış mıdır?&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;“Bu maddelerin hiç birinde 12 Eylül ile hesaplaşma, faşist generalleri yargının önüne çıkarma istemi yoktur” saptaması, bizi ne kadar ilgilendiriyor?&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Katil koruyucusu-besleyicisi bir ülke olmanın, o ülkenin bir yurttaşı olmanın utancını daha ne kadar gizlemek durumundayız?&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Hukuk üstünde, ‘keyfi tepinmelerin kapısının sonuna kadar açılacak’ olmasının, ‘çok hukuklu’ sisteme doğru dört nala koşulmasının bize değen hiçbir yanı yok mudur?&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Çalışma hayatımızdaki kara deliğin bir cehennem kabusuna dönüştürülmesi demek olan, “sendikal hakların tamamen tırpanlanması” ülke geleceğinin teslim alınması anlamı taşıdığı nasıl bilinmez?&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Eğer siyasal tarihimizin bu en karanlık, en aymaz, en düzenbaz, hak gasp edici, çıkarcı, hilekar, yandaş kayırıcı, yiyici, hilebaz, tarikat ve  cemaatçi, dinci-gerici-, ırkçı, işbirlikçi, madrabaz, sanat düşmanı iktidarından kurtulmak istiyor ve ülkemizi aydınlık, çağdaş demokratik, barış, eşitlik, kardeşlik özgürlük içinde bir geleceğe kavuşturmak için sanat üretiyorsak, artık suskunluğumuzu, korkaklığımızı kendi ellerimizle tarihin çöplüğüne süpürmeli ve gerçekliğimizle yüzleşmeliyiz.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Hayat bir kez daha, ülkenin gerçek aydınını, yurtseverini, sanatçısını bu gerici-liboş ittifakına karşı göreve çağırıyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Referandum günü, ülkenin en karanlık günlerinden biri olan 12 Eylül günüdür.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;O gün, hem 12 Eylül faşizmine, hem ondan beslenip, güç toplamış ve ülkenin başına bela olmuş AKP karanlığına ‘HAYIR’ demek, onurlu ülkenin onurlu insanlarına yüklenmiş bir sorumluluk olarak algılanmalıdır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-1135184633630269913?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/1135184633630269913/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/08/cagr-ulke-gundemi-her-gun-klk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/1135184633630269913'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/1135184633630269913'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/08/cagr-ulke-gundemi-her-gun-klk.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-6044554321430437876</id><published>2010-08-09T00:11:00.001-07:00</published><updated>2010-08-09T00:11:54.458-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Yaşamak güzel şey…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dingin bir kıyıdan, kent kalabalığının içine böyle birden bire düşünce, insan aklı da tıpkı kent gibi kalabalıklaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama, yaz ortasında yıldızların altında kurulan bir sahnede Nâzım’ı insanlıkla buluşturunca iç sıkıntılarım eridi, yüreğimin ritmi değişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elleri hayatın sözcüklerine dokununca, tazeleniyor insan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nâzım ustanın yaşam kavgasına kattığı en büyük zenginliklerden biri de bu olsa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değişiveriyorsunuz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ansızın tüm bedeninizi yaşam sevinci kuşatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;31 Temmuz Gecesi Kadıköy Özgürlük Parkı’nda salonu dolduran izleyenlerimiz, yüreklerini Nâzım’la buluşturdukları için mutluyum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyun sonunda salondan taşan coşku, bunca kirlenmeye karşı direnen, yenilmeyen ve ayakta kalmak için  ortaklaşan insanlığın coşkusuydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nâzım Oyuncuları  ve Yaşamak güzel şey be kardeşim oyunu yoluna devam edecek ve içinden geçtiğimiz şu karmaşık süreçte, kendi üzerine düşeni yapmaya çalışacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yurdun dört bir yanından bizleri bekleyen Nâzım dostlarından ve seyircilerimizden aldığımız iletiler yüzümüzü gülümsetiyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Dostlarımız bilsinler, önümüzdeki sezon, sahnesi olan her noktada perde açmaya çabalayacağız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 gösterimlik bir Avrupa turnesi için de çalışmalarımız son aşamasında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunca yıllık tiyatro yaşamımın en güzel yılları geride kaldı demeyeceğim ama, doğrusu Anadolu yollarında kent kent, kasaba kasaba, köy köy dolaşıp buluştuğumuz seyircilere özlemim var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cami avlularında, okul bahçelerinde kurulan sahnelerden merhabalaştığımız insanlığın, henüz tükenmediğini, tüketilemeyeceğini biliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette dün bu gün değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak Maraş’ın Pazarcık ovasında traktör römorklarının üstüne kurulu sahnelerden oyunlarımızı izleyen köylü kardeşlerimin şen sesleri, daha dün gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu güzel yurdun dört bir yanında meydanlarda, kendi kurduğumuz sahnelerde buluştuğumuz gençlik, el ele tutuşup bize polisten gizleyen işçiler, fabrika avluları, grev çadırları önlerindeki halaylar ve o halaylara omuz vermiş olmak, yüreğimi titretiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanatın değiştirici, akıl açıcı, yaşamaya dair mücadele etmek için ortaklaştırıcı gücünü sınadık belki, belki de kendimizi değiştirmenin ilk çocuksu adımlarını attık. Ancak, haksızlığa karşı dayanışan insanlıkla birlikte olmanın, birlikte çoğalmanın, yaşam kavgasını ortaklaştırmanın farkı tanımsız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1973-74 yıllarının Söke ovasında, toprakları elinden alınmış köylülerle aynı direnişin içinde yol almak ve o şanlı toprak işgalleri sürecini bir oyunla taçlandırmak, bizim kuşağın çok az oyuncusunun yaşadığı bir olanaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sistemin tüm geriliklerine, zorbalıklarına karşı inatla direnen insandan yaşam kavgasını öğrenmek; sahne üstündeki her şeyin yeniden düşünülmesini gerektiren sancılı-kavgalı bir sanatsal sürecin başlamasına neden oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiyatroda masa üstüne konan metni sorgulamak, aklımızı sorgulamak anlamını da taşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorgulayan tiyatro yaratıcısı, kendinden başlayarak her şeyi ama her şeyi değiştirmek için çabalar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm algıları, beğenileri değişir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesleğe dair ışık, ses, müzik, dekor, kostüm, aksesuar gibi olmazsa olmazlara olan ilgisi farklılaşır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkesi için eşitlik-özgürlük kavgası edenden, değiştirmek için baş kaldırıp hapse atılandan, örgütlenip greve çıkmış işçiden, partisine güç katan sesten, faşizme taş atan çocuktan, yavrusuna ninni söyleyen yada ağıt yakan analardan, işsiz kalmış binlerden, yoksulluktan mutlak ama mutlak ‘önce erdemli olmayı’ öğrenirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Namussuz din tacirlerinin yoksul halka ettiklerinden, katil sürüsü ırkçıların kan kusan eylemlerinden, memleket satıcılarından, yalancı-düzenbaz siyasetçilerden, hırsızlardan, savaş kışkırtıcısı tacirlerden, gericiliğe eklenen namussuzluktan ve döneklerdense onursuzluğun-omurgasızlığın ne olduğunu öğrenirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyalı meslektaşlarınızdan, müzik ustalarından, ressamlardan, yazarlardan, fotoğraftan, film karelerinden, heykelden, mimariden, çizgiden ve şiirden aynı suda akmayı kavrarsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değişirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gün olur, kavganın ortasında bir meydanda haykırırsınız özgürlüğü, gün olur bir sahnede ışıklar altında dillendirirsiniz bağımsızlığı, eşitliği, barışı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çoğalırsınız ve çoğaldıkça çiçeklenir sevdanız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de eğer tutmuşsanız şair yoldaşınızın elinden, dokunmuşsanız güneş gibi yüreğine, içiniz ışır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünden bu güne koşar adım geldik belki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman zaman yenik düşsek de çocuksu gülüşlere, aldansak da soğuk sabah merhabalarına, hiç yalnız kalmadı sevinçlerimiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizde politik tiyatro gerçeği, ‘bizden önce de vardı, bizden sonra da var olacak  eşitlik ve özgürlük mücadelesi de öyle’. Bunu biliyor olmaktır bizleri mutlu kılan ve bu yüzdendir ‘yaşamak güzel şey be kardeşim’ diye inlememiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail. com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-6044554321430437876?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/6044554321430437876/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/08/yasamak-guzel-sey-dingin-bir-kydan-kent.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/6044554321430437876'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/6044554321430437876'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/08/yasamak-guzel-sey-dingin-bir-kydan-kent.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-6839562888395221072</id><published>2010-07-26T04:07:00.001-07:00</published><updated>2010-07-26T04:07:51.898-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Erdem...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğanın gözyaşlarına dokunur gibi ağlayan ağaçlara el sürmek, yaşama umutla  tutunma tutkusunu çoğaltıyor insanın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeniden algılıyorsunuz, dingin sessizliğin içinize doldurduğu sevinci.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kökleri deniz suyuna karışmış, dalları tuzlu damlalar devşiren bir ağaç olmayı kim istemez ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cevat Şakir Kabaağaçlı'nın sürgün edildiği bu topraklarda, bize bıraktıklarının izini sürmek biraz da böyle bir şey olsa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gün batımlarında melisa kokularıyla yolculanıyor kıpkızıl güneş, alnın ışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Talan edilmiş koylar, imara açılıp peşkeş çekilmiş köyler, her geçen gün daha da karartılan çevre, kalabalık et yığınları geleceğe olan inancınızı törpüleyemiyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tutku üstün geliyor, birlikte reddediyorsunuz bu beyaz yalınlığa yüklenen kirlenmeyi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sünger avcılarının, balıkçıların barınakları lokantalara dönüşmüş, satsuma bahçeleri otellere kurban edilmiş, tarihsel miraslara silah tüccarları konmuş, kimin umurunda?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlu bir azınlık tüm kıyı şeridini kasalarına akan para kaynaklarına dönüştürmüş kime ne?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dağ, taş, tepe, bayır ev ev ev, yol boyları, orman içleri site site site, sana ne?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzellik, doğallıkla birlikte çalınmış, iç edilmiş tarih, bize ne?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen  bir evlek çakıllı kumun üstünde doyasıya yaşa özgürlüğünü ve sus susabildiğin kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görme, duyma, anlatma. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seyret yalanı, talanı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alıştır kendini sahile vurmuş küçük ve yaralı bir balık gibi bir damla suyla yaşamaya!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tadını çıkar bu hapsedilmiş özgürlüğün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama olmuyor beceremiyorsun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce ellerin titriyor, yüreğin köpürüyor, sonra ağız dolusu haykırışlar çoğalıyor her soluğunda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi ülkede yaşadığını düşünüyorsun, katmerleşiyor öfken.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TV haberlerinden taşan zırıltılar kirletiyor özgürlüğünü, devinip duruyor bedenin..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülke bir oldu bittinin eşiğine iteleniyor, büyük çoğunluksa yine seyirci durumunda izliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Susmamalı bu halk, bu siyasal namussuzluğa bir yanıt vermeli artık diyorsun, köpüren sulara karışıyor sözcüklerin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bildik bir koro hep bir ağızdan 'eveeet' diye bağırıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Utanıyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erdal Eren, Necdet Adalı kardeşlerimin faşist katillerce katledilmeleri, adamın ağzında bize savrulan bin küfür gibi, gözleri irin olmuş ağlıyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alkış-kıyamet kopuyor korodan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İğreniyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüreğin titriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durduk yerde, yollara koyulmak isteğin kabarıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendini Cevat Şakir'in elleriyele diktiği okaliptüs ağaçlarının anıt gibi dimdik duran gölgeliğinde, Nâzım Hikmet Sokağı'nda buluyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alnın yanıyor kızgın güneşten, için ısınıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi diline dizilen küfürleri yumruk yapmak için, erdemini güçlendirecek bir sığınağın var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülke talanını, söylenen yalanları alkışlayanlar, secdeye varıp el-etek öpenler, kardeş kanı üstünde kurt kapanları kuranlar bu ağaçların gölgesini ne kadar hak ederler diye soruyorsun kendine!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya bu sokağı, bu sokağın taşıdığı adı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rengarenk  begonviller doluyor gözlerine. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar  ılgın dallarından tuzlu damlalar devşirmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nâzım'a tutunuyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“..İnsanlarım, ah, benim insanlarım, &lt;br /&gt;antenler yalan söylüyorsa, yalan söylüyorsa rotatifler, &lt;br /&gt;kitaplar yalan söylüyorsa, duvarda afiş, sütunda ilan yalan söylüyorsa, &lt;br /&gt;beyaz perdede yalan söylüyorsa çıplak baldırları kızların, &lt;br /&gt;dua yalan söylüyorsa, ninni yalan söylüyorsa, rüya yalan söylüyorsa, &lt;br /&gt;meyhanede keman çalan yalan söylüyorsa, yalan söylüyorsa umutsuz günlerin gecelerinde ayışığı, &lt;br /&gt;ses yalan söylüyorsa, söz yalan söylüyorsa, &lt;br /&gt;ellerinizden başka herşey herkes yalan söylüyorsa, &lt;br /&gt;elleriniz balçık gibi itaatli, &lt;br /&gt;elleriniz karanlık gibi kör, &lt;br /&gt;elleriniz çoban köpekleri gibi aptal olsun, elleriniz isyan etmesin diyedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve zaten bu kadar az misafir kaldığımız &lt;br /&gt;bu ölümlü, bu yaşanası dünyada &lt;br /&gt;bu bezirgan saltanatı, bu zulüm bitmesin diyedir.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-6839562888395221072?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/6839562888395221072/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/07/erdem.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/6839562888395221072'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/6839562888395221072'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/07/erdem.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-7005868851753719625</id><published>2010-07-19T16:23:00.001-07:00</published><updated>2010-07-19T16:23:31.973-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Daha dün gibi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuşkusuz, Tiyatromuzun içine sürüklendiği birçok açmazın başında, ‘metin’ sorunu geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizde artık, 'işte bu!' diyebileceğimiz bir yeni oyun metniyle karşılaşmak neredeyse olanaksız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu saptama, elbette ülkemizde tiyatro yazarı olmadığını göstermez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu an, isimlerini alt alta sıralayabileceğimiz onlarca yeni yazardan ve ustalaşmış kalemden söz edebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama çok değil 30 yıl öncesindeki insan, ülke, dünya sorunlarını dillendiren, sarsan ve akıl zenginliğimizi çoğaltan 'toplumsal gerçekçi' oyun yazarlarımız, bugünlerde  az.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül darbesinin Tiyatromuza attığı tırpanın bıraktığı asıl izlerden biri de bu olsa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ülkenin, Güner Sümer'i, Oktay Arayıcı’sı, Haldun Taner'i, Vasıf Öngören'i, Aziz Nesin'i, Nâzım Hikmet'i artık yaşamıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlardan bize kalan oyunlar ise, aşağı yukarı tüm ödenekli-ödeneksiz tiyatrolar tarafından oynandı, oynanıyor, oynanacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyun müziği alanı da öyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son 20 yılda izlediğimiz hangi oyunun müziğini mırıldandık?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galiba çok az.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu saptama da, ülkemizde oyun müziği yaratıcısı olmadığını göstermez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her sezon besteleriyle ödüller alan onlarca yaratıcımız var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anımsıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiyatroların önünde kuyrukların oluştuğu, aylık oyun biletlerinin seyirciye sunulduğu ve daha ilk haftalarda bittiği yıllardaki oyunlar ve o oyunların müzikleri, yaşamlarımızın birer parçası olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı müzikler geniş kitleler tarafından beğenildi-benimsendi, marş olup gönüllerimize yapıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç arkadaşlarımın 1 Mayıs marşının, aslında ANA oyununun müziği olduğunu duyduklarında şaşakaldıklarını görmek, hep tuhafıma gitmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara Sanat Tiyatrosu'nun (AST) altın yıllarında Rutkay Aziz rejisiyle sahnelenen oyunun müziklerini Sarper Özhan yapmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O günler dün gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyun oynanışının daha ilk haftasında  marş seyirciler tarafından da söylenmeye başlanmış; ve oyun her gösteriminde seyirciler, oyunculara eşlik eder olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Mayıs marşı, önce üniversitelerin avlularında, sonra grev alanlarında ve giderek eşitlik-özgürlük mücadelesi verilen her alanda söylenir oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Timur Selçuk, Cem Karaca gibi alanları dolduran kalabalıklara seslenen müzisyenler, marşı tüm katılımcılarla aynı anda, aynı duyguyla çoğaltarak, çoşkuyla söylemesine ve yüreklerde yer edinmesine katkı sunmuşlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu olgu tiyatro tarihimiz açısından bir ilktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine aynı oyunun bir başka şarkısı olan 'Boşa Didinmek Fayda Vermez', Ruhi Su ustanın sesinden, sazından kavuştu insanlığa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Timur Selçuk, AST için yaptığı oyun müzikleri ile adını doruklara çıkarmış, emek cephesinin en fazla dinlediği sanatçı olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'ODTÜ Konseri'  dillere destandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Timur Selçuk tarafından oyunlar için yapılan tüm besteler, oyunlara katkı sunan, hatta yücelten besteler oldular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rumuz Goncagül oyunundaki 'Halet-i Rezakinin Şarkısı', Sakıncalı Piyade’de 'Döneğin Türküsü',  Nereye Payidar oyunundaki 'Kasanın Şarkısı' unutulmazlar arasındadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnekleri çoğalmak mümkün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı yıllar, benim de içinde olduğum Çağdaş Sahne’li yıllarla örtüşür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birçok usta oyuncunun ve genç yaratıcının bir arada olduğu bu topluluk, şimdilerde Ankara’da, Devlet Tiyatrolarına ŞİNASİ SAHNESİ diye hizmet veren yapının, ilk ev sahibidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadrosunda: İhsan Sanıvar, Gülsen Tuncer, Köksal Engür, Metin Çoşkun, Nuri Gökaşan, Teoman Özer, Serpil İnanç, Yaman Altıok, Tayfun Çorağan, Erdinç Bora, Savaş Akova, Güzin Çorağan, Cihat Mağara, Onur Utku, Berrin Ötenel ve Yusuf Dağüstün gibi farklı enstürmanlara, ses ve beden zenginliklerine sahip oyuncuları barındıran yapının başında, Yılmaz Onay usta vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÇAĞDAŞ SAHNE çatısı altında, ‘Grev’, ‘Yusuf ile Menofis’, ‘Çimento’, ‘Kuvay-ı Milliye Destanı’ gibi döneme damgasını vuran oyunlar, büyük kalabalıklardan oluşan, her yaştan seyircisi ile buluştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vasıf Öngören, Ali Taygun gibi tiyatro dünyamızın usta isimleri bu yapının vazgeçilmezleri olmuşlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizdeki ilk 'sinema-tek' çalışması da yine bu çatının altında, Mahmut Tali Öngören hocamız yönetiminde hayata katıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiyatronun müzik yönetimi ise, yine o dönemlerin bildik yaratıcılarına teslim edilmişti: Ferhat Livaneli, Maksut Göksu ve Ömer Özgeç.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle, iki oyun için yapılan iki çalışma, belleğimde tüm tazeliği ile yaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müzik yönetmenliği Ömer Özgeç tarafından yapılan 'Çimento' adlı oyunda, Türkiye tiyatroları sahnelerinde ilk kez 'Enternasyonel Marşı' söylenirken, tüm salon eşlik ediyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Uyan artık uykundan, uyan” der demez, salon ayağa kalkıyor, müthiş bir saygı ve disiplin içinde seyirci ile birlikte bitiriliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O günlerden bugüne taşınan ve biz bir kısım tiyatrocuya göre 'en iyi Nâzım bestesi' olarak adlandırılan bir diğer beste, 'Yusuf ile Menofis' oyunundaki Maksut Göksu imzalı 'Yapıcılar Türkü Söylüyor' şarkısıdır.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şarkı, seyirciler tarafından hemen kabul görmüş, Yusuf Dağüstün'ün o pırıl pırıl çağlayan sesiyle plak haline de getirilerek hayata katılmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilerde halen meydanlarda bantlardan çalınan, ama müzisyen dostlar tarafından söylenmeyen bu şarkı, Nâzım'ın devrimci ruhunu en iyi yansıtan beste olarak ün yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün, kendimi fulya kokusuyla dolu bir yaz bahçesinin bağrına bırakmışken, içimi Ruhi Su ustanın gür sesi dolduruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Boşa didinmek fayda vermez/ Her geçen gün daha beter dünden/ Böyle gelmiş, böyle gitmez/&lt;br /&gt;Sömürü, zulüm devam etmez/ Kaldırmadıkça başlarımızı, sefaletimiz bitmez....”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-7005868851753719625?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/7005868851753719625/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/07/daha-dun-gibi-kuskusuz-tiyatromuzun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/7005868851753719625'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/7005868851753719625'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/07/daha-dun-gibi-kuskusuz-tiyatromuzun.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-3266778374136269017</id><published>2010-07-12T15:51:00.001-07:00</published><updated>2010-07-12T15:51:25.311-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Bellek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Egenin sıcak güneşi alnımı yakıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ilgın ağaçlarının altında yüzümü yıkıyorum serin rüzgarlarla, sonra yüzükoyun uzanıyorum gökyüzünün bağrına, kuş kanatları gibi rahatlıyor hasta yüreğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adları değiştirilen sokakları dolaştım dün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Balık Tutan Şaşı Kedi Sokağı” kimlerin canını yaktı ki adı “Kocareis Sokağı” oldu anlayamıyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yurdun her yerinde toplumsal değerlerin bir bir içi boşaltılıyor, şaşırmıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar, çiçeklerin de, ağaçların da adlarını değiştirler bu gidişle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Begonviller, fuşyalar, Japon gülleri, zakkumlar, okaliptüsler tuhaf tuhaf arabi isimlerle adlandırılırsa  şaşmamak gerek!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ad değiştirmek hep yaşama, yaşanmışlığa, değerleri ortaklaşmış toplumların belleklerine saldırganlık gibi gelir bana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük kentlerde bu vahşi saldırganlık daha da belirgin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sokak-mahalle adları değiştiriliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir aklı evvel çıkıyor ortaya teklifte bulunuyor ve bin yıllık ad çöpe atılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul ve Ankara kentsel üleşimlerin en yoğun olduğu iki kent olarak, ad değiştirme geriliğinden en çok payını alan yerler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazete haberlerine göz atıyorum her sabah, durduk yerde yüreğim kabarıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;50 yıldır tiyatromuza alnı ak üretimlerle katkı sunmuş AST (Ankara Sanat Tiyatrosu) artık çıkmazları yaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen yıl yine bu vakitler, benzeri haberler çoğalmış, önlemler alınmaya çabalanmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dostlarımı arıyorum birer birer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bitti bu iş, deniz tükendi, artık Ankara'da bir özel tiyatronun yaşaması mucizelere bağlı” ortak görüşü çoğalıyor kulaklarımda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnanamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da inanmak istemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunca yıl, yaşamı değiştirme mücadelesine ev sahipliği yapmış bir kurum, nasıl tarih olacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elektrik, su, vergi borçları, sigorta borçları, salon kirası salonunun kapatılmasına neden olan asıl etkenler değil elbette.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AST, yetkin oyuncularının Ankara'yı terk etmesiyle uğramıştı asıl kan kaybına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaklaşık 15 yıldır sanatsal üretimler konusunda da inişli-çıkışlı sezonlar yaşadı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu süreçte Rutkay Aziz'in, Altan Erkekli'nin ve AST geleneğinden hayata katılmış meslektaşlarımın çabaları da karşılığını bulamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Vergi borclarının bir kısmını ve salon kirasını üstlenen” Çankaya Belediyesinin de kurtarıcı olamadığı anlaşılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olamazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara kent yönetimi bir kara akıllıya teslim edildiğinden beri, sanata tüküren yobazın yok etme uygulamaları, AST'a ve kentteki tüm sanat alanlarına asıl darbeyi vurmaya başlamıştı çünkü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kentte çağdaş yaşam ruhunu yitirdikçe, kendini sanatsal etkinliklerden öteleyen öbekler çoğaldı, salonlar kapandı, galeriler kapandı, sanat alanları birer birer eridi, yok oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21. yüzyıl Türkiyesi başkentinin, halen bir kültür merkezine sahip olamamasının asıl nedeni de bu olsa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İ.Melih, aynen Başbakan gibi sanatı, sanatçıyı sevmiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun birçok göstergesi var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ikisini de herhangi bir sanat etkinliğinde 'izleyici'  olarak gören varsa, beri gelsin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AST salonu, yıllardır aynı binanın üstünde  hizmet veren  Asrın Kürk Evi'nin malı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani 50 yıllık bir Tiyatro yaşanmışlığının mülk sahibi, bir kürkçü dükkanı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Kirayı ya üç katına çıkarın, yada çıkın” diyen mal sahibinin asıl niyetini elbette sorgulamak gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Ancak anlaşılıyor ki, yıllardır süren dostluk ilişkisi  zedelenmiş-örselenmiş!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Niyet ise ortada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bina yıkılacak ve yerinden bir alış-veriş merkezi yükselecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna İ. Melih ruhsat verecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kent insanları ise o alış-veriş merkezini dolduracaklar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, AST adı kapıda bir tabela olarak mı kalacak, yoksa silinip yok olup gidecek mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara'nın yüzünü aydınlığa, çağdaşlığa dönmüş insanları, Ankaralı yurtseverler, emekçiler, alınlarında geleceğin güneşini taşıyan gençler, o salonu yıllardır yaşatan tiyatro izleyicileri, AST dostları bu duruma seyirci mi kalacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birlikte göreceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi, ılgın ağacının gölgesi dar geliyor bana, kendimi Ege'nin serin sularına bırakıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gece, bir grup köylü ve balıkçı arkadaşla birlikte 'Balık Tutan Şaşı Kedi Sokağı' tabelasını söküldüğü yere  çakma isteğim var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçimdeyse, AST salonundan hayata katılan onlarca oyunun replikleri dolaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-3266778374136269017?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/3266778374136269017/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/07/bellek.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/3266778374136269017'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/3266778374136269017'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/07/bellek.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-3334231696950870466</id><published>2010-07-05T09:11:00.001-07:00</published><updated>2010-07-05T09:12:01.437-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Ahh...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah benim 'taşı toprağı altın' şehrim, ah!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yedi bitirdiler seni; bir görenin, bir duyanın olamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bin yıllık tarihi olan hanların, hamamların, sarayların, kervensarayların, zindanların, çeşmelerin, medreselerin, kiliselerin, havraların, surların, su kemerlerinin üstüne beton döküp inşaatlar yaptılar, kimseler sesini çıkarmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanla buluşturulması gereken eserlerin, kültürel değerlerin birilerine göz göre göre peşkeş çekildi; &lt;br /&gt;'hayır' diyenler gün oldu sustular, susturuldular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vakıf malları talan edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tepelerin kuşatıldı. Arap sultanları, petrol tüccarları kondular mirasının üstüne, güzelliğini çaldılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ormanlarını, ormanlarından ağaçlarını, çiçeklerini çaldılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeşiline el koydular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su havzaların 2B yasalarıyla betonlara gömüldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boğazından kentin kiri akıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mavini çaldılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dört bir yanın beton yol, kavşak, viyadük, köprü, alış-veriş merkezleri yığını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçin dışın gri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;UNESCO seni, KARA listeye alıyormuş haberin var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kültürel kalıtların artık korumasız kalacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değerlerin tarihin çöplüğüne atılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni insafsızca tüketenlerin ellerine teslim ediyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihi yarımada, Balat, Sütlüce, Pera, Galata, Adalar acaba önümüzdeki elli yıla kalır mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten çok kimlikliliğini yitirmiştin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahipsiz kalmıştı bin yıllardır barındırdığın farklılıkların. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimileri 'düşman' ilan edilmişti, kimiler 'zararsız'.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce zorla, olmadı yasalarla sürüldüler birer birer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağrından büyük büyük taşlar kopardılar,canın yandı, bilmediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçine kin bastılar, içine korku ve düşmanlık!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilerde müzelerin kapısından başlandı 'özelleştirilme' talanına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kütüphanelerin devredildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüreğin sökülüyor bir kez daha.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünüyorum da biz, yani şu an seninle seni yaşayanlar, şanslı sayılırız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa, ardımızdan gelen kuşaklar seni tarihten okuyacaklar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah İstanbul ahh...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıymet bilmezlerin güzeli ahh! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni, senin değerlerini paraya dönüştürme sevdasını kusanlar, sana en büyük kötülüğü yapıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstünde tutunacak toprak bırakmayanlar, senin gözyaşlarına bakmayanlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüreğini söküp alanlar da, seni öksüz ve korumasız kılanlar da onlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne edeyim nasıl edeyim bilmemki ey İstanbul!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başına sen sardın bu belayı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen istedin, kendi kendini bitirtmeyi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen kendin koydun  kendi geleceğine ipoteği.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen istedin bunca namusluya rağmen, namussuzlara yetki vermeyi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alnına ser sürdün bu kara lekeyi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi 'tehlike altındaki kültürel miraslar' listesinin başında parıldayacak adın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adına kurulmuş ajanslar, onun akıttığı musluktan beslenenen tüccarlar, sanat sevicisi! aymazlar kazdılar kuyunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi, seni daha da 'büyütmek için' 3. köprüyü yapıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 milyon ağacını kesiyorlar bağrından, iş makinaları homurduyor yüreğinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sesin çıkmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sele teslim oluyorsun gökyüzün her ağladığında!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalana, yalancıya, hırsıza teslim olmak daha da beter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Canın yanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzatıyorum ellerimi, baharına dokunmalıyım diyorum, yazına el sürmeli, kışına sığınmalıyım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ellerim üşüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-3334231696950870466?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/3334231696950870466/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/07/ahh.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/3334231696950870466'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/3334231696950870466'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/07/ahh.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-1433142143448280881</id><published>2010-06-28T12:15:00.000-07:00</published><updated>2010-06-28T12:16:03.368-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Hesap sorma zamanı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atatürk Kültür Merkezi, AKP tarafından hayalet bina olmaya dönüştürülüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapının tüm aksamları tahrip edilip, ölüme terk edildi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bir yandan Kültür Bakanı, diğer yandan 2010 AKB Ajansı sorumluluğu birbirlerine atıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama kent operasız, balesiz, senfonisiz iki koca yıl geçirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kentin gerçek sahipleri, bir kültürel varlık olduğu tescillenmiş olan AKM’nin de  gerçek sahipleridir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanatçılar ve sanat alanlarının örgütleri, bilenerek ve isteyerek sanat üretme ve insanla buluşturma özgürlükleri ellerinden alınanlar, rant avcılığının sistemleri uygulamaları yüzünden onurları çiğnenen yurttaşlar, kendi gelecekleri için yeniden birleşmeli ve  aşağıdaki suç duyurusuna ortak olmalıdırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ‘Kültür Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikası’ hukukçuları tarafından kaleme alınan aşağıdaki suç duyurusu metni, yaşadığımız tüm süreçlerdeki kanunsuzluğun, keyfiliğin ve suçun da belgesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugüne dek yaptığımız tüm çağrıları yanıtsız bırakan sorumlular, zaman geçmeden yargı önüne çıkartılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                          “ İSTANBUL CUMHURİYET SAVCILIĞI’NA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanıklar  :   1- Kültür ve Turizm Bakanlığı&lt;br /&gt;                    2- İstanbul 2010 Avrupa Kültür Ajansı Hakkında Kanun ( 5706 sayılı Kanun ve 26700 sayılı,  14 Kasım 2007 Tarihli Resmi Gazete kurulan geçici teşkilat) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadise :  &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İstanbul Beyoğlu Gümüşsuyu mahallesinde 79 pafta 750 ada 104 parselde bulunan İstanbul Atatürk Kültür Merkezi, İstanbul I numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 07.07.1993 tarih 4720 sayılı kararıyla Beyoğlu kentsel sit alanı içersinde kalmaktadır.(Ek 1) Aynı kurul 06.01.1999 gün 10521 sayılı kararla Atatürk Kültür Merkezini korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil etmiştir.(Ek 2) İstanbul II numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu 30.10.2007 gün 1344 sayılı kararla da koruma grubunu 1. grup olarak belirlemiştir.(Ek 3) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Kentsel sit alanında ve tescilli bir yapıda 2863 sayılı yasa, yönetmelik, yönerge, ilke kararları ve kararların devamlılığı ilkelerine aykırı olarak koruma kurulu üyeleri; rölövesi 06.12.2006 gün 689 sayılı kararla onaylı yapıda, rölövesine genel hatlarıyla uyan( bir iki değişiklik hariç) avan projeyi 14.05.2008 gün 1783 sayılı kararla onaylamıştır.(Ek 4) Kurul bu kararında tasdik edilen avan projeye göre uygulama projelerini istemiş, ancak 24.12.2008 gün 2268 sayılı kararla yapının rölövesine göre çok farklı, 660 ve 665 sayılı ilke kararları, yönetmeliğe aykırı başka bir avan proje onaylamıştır.(Ek 5) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Koruma Bölge Kurulu Cumhuriyet dönemi mimari eseri olarak tescilli olan bu yapıyla ilgili çeşitli zamanlarda çelişkili kararlar almıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Atatürk Kültür Merkezi cephesine bez afiş asılmasını 16.06.2006 gün 374 sayılı kararla uygun bulmayan (Ek 6), aynı konuda bakanlığın diğer başvurusunu 27.07.2006 gün 473 sayılı kararla uygun bulmayan(Ek 7), 18.06.2008 gün 1869 sayılı kararla yine aynı isteği 665 sayılı ilke kararına göre reddeden(Ek 8) koruma kurulu üyeleri, 04.07.2008 gün 1918 sayılı kararla(Ek 9) bu kez Atatürk Kültür Merkezi binasının cephesine reklam panosu asılamıyacağına, ancak AKM’de yapılacak tamir ve tadilat için kurulacak iskeleye, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti kapsamında kültür ve sanatla ilgili, Türkiye’yi tanıtıcı bilgilendirici olmak kaydıyla ve iskele söküldüğünde kaldırılmak üzere tanıtım ve bilgilendirme panosu asılabileceğine karar vermiştir. Aynı kurul 12.11.2008 gün 2185 sayılı kararla da(Ek 10) daha önce almış olduğu kararından vazgeçerek Atatürk Kültür Merkezi’nin ön cephesine yapının restorasyonu sırasında kuralacak iskeleye, restorasyon süresi ile sınırlı olarak reklam panosu asılmasında sakınca olmadığı kararını vermiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bu karar 665 sayılı ilke kararına aykırıdır. Koruma kurulu daha önce aldığı kararlarla reklam asılmasının 665 sayılı ilke kararına aykırı olduğunu vurgulamış, ancak daha sonra aykırı olduğunu belirttiği konuda geçici olarak reklam asılabileceği iznini vermiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Yasalara aykırı bir husus varken, yasak olan bir şeyi belli bir süre için de olsa, yasağa kaldırdım diye bir yetki Koruma Kurulunda yoktur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Tüm bunların sonucunda Atatürk Kültür Merkezinde proje kapsamında yapılan yıkım çalışmasında İstanbul 9. İdare mahkemesinin 2009 /79 E: 2009 /2088 K. Sayılı dosyasında yaptırmış olduğu bilirkişi incelemesi sonucunda Atatürk Kültür Merkezinin yıkım ve tadilat çalışmalarını yasaya ve mevzuata aykırı bularak iptal etmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Atatürk Kültür Merkezinde sanıklar eliyle yaptırılan yasaya aykırılıklar şöyledir : &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerinde yapılan incelemeye ait değerlendirmede; duvar, döşeme ve kolonlarda büyük tahribatlar yapıldığı 2863 sayılı yasanın 9. maddesinin ihlal edildiği, büyük salonun döşemelerinin koltuklar ve ahşap duvar kaplamalarının gerekli koruma kararı olmadan söküldüğü saptanmış, yapının 1. Grup korunması gerekli yapı (kültür varlığı) olması ve Kültür ve Tabiat varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun 05.11.1999 tarih ve 660 sayılı Taşınmaz Kültür varlıklarının gruplandırılması Bakım ve Onarımla ile ilgili İlke kararı , ayrıca Bayındırlık Bakanlığının Kültür ve Turizm bakanlığı’na yapının bakım, onarım ve yenileme çalışmaları için verdiğitelif hakkının şartları incelendiğinde , söz konusu avan proje tadilatının uygun olmadığı, Cumhuriyetin ve modernizmin hakim düşünce yapıusı doğrultusunda Kültür ve sanat faaliyetlerinin önemli bir odağı ve sembolü olan Atatürk Kültür merkez’nin sosyo kültürel ve tarihsel kimliğini oluşturan mekansal, biçimsel ve yapısal özelliklerinin , söz konusu avan proje tadilatı ile değiştirildiği, yapının genel karakterinde değişikliğe yol açan ve özgün yapısını bozan önerilerin yapıldığı, avan proje tadilatında özgün mekansal kurgu, plan özelliği. Malzeme özelliklerinin göz ardı edildiği, korunması gereken en önemli değer olan “özgünlük değeri”nin ise biçim ve tasarım, malzeme ve doku, kullanım ve işlev , gelenekler ve teknikler, yer ve konum, uh ve duygudan oluşmakta olup kültür varlığının kimliğini oluşturduğu, dolayısıylakoruma yaklaşımının vazgeçilmezi ve varlık nedeni olduğu, söz konusu kültür varlığının yapılacak esaslı onarımında kütle ve kontur özelliği, cephe özelliği ve plan kurgusuna zarar vermeden, yapı için çok gerekli olan mekanik ve tesisat açısından çağdaş sistemlerin yapıya uyarlanıp, gerekli yalıtım ve detay hatalarının da giderilerek yapının döneminin özellikleri, mimari kimliğini ve özgünlüğünü bozmadan onarımının yapılması gerektiği, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüklerinin Çalışma Esaslarına İlişkin Yönergenin (30.06.2006 tarih , 306448 sayılı Bakanlık onaylı) kararlara ilişkin esaslar başlıklı 8€ maddesinde yer alan “Karar ebnzer konularla ve varsa daha önce alınmış koruma Bölge kurulu ve yargı kararlarıyla çelişki göstermez, kendi içinde bütünlük sağlar” kuralına uygun olmadığı, sonuç olarak kentsel sit alanında kalan kültür varlığı olarak tescil edilen koruma grubu 1 olan Atatürk Kültür merkezi olarak adlandırılan yapının , önerilen avan proje tadilatı ile günümüze ulaşmış sosyo-kültürel , tarihi kimliğini oluşturan mekansal, biçimsel, yapısal özellikleri ile çevre içindeki özgün konumunun korunmadığı, ilgili mevzuat hükümleri ile ilke kararlarına uygun olmadığı kanaatine varılmış.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanımlamaya çalıştığımız, yasaya aykırı yıkım ve tadilat çalışmaları sonucunda Atatürk Kültür Merkezi şu anki haliyle kullanılamaz durumda bırakılmış ve mahkemenin söz konusu projeyi iptal etmesinden sonra Atatürk Kültür Merkezi yıkımı yapan sanıklar tarafından eski haline getirilmeden bırakılmıştır. Bunun sonucu olarak da söz konusu yerde sanat çalışmaları icra edilemez hale gelmiş ve sanat çalışmalarının yapılması için İstanbul’un çeşitli yerlerinde kiralık mekanlar tutularak devlet hiçbir luzum yokkken zarara uğratılmıştır ve halen de devam etmektedir. Bnunun yanında Atatürk Kültür merkezinin yapılan yıkım sebebiyle kapalı olması nedeniyle İstanbul halkının da Bale, Tiyatro ve benzeri sanatsal etkinliklerden mahsur kalmasına meydan bırakılmıştır.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Yukarıda izah ettiğimiz ve resen gözetilecek nedenlerle sanıklar ve ilgili kurumlar hakkında Türk Ceza Kanununun ilgili maddeleri gereği haklarında kamu davası açılarak cezalandırılmalarını saygılarımızla arz ederiz. “&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi sıra, suç duyurusuna ortak olacak olan özgür bireylerin, sanat alanları örgütlenmelerinin ve İstanbul halkınındır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kültür Bakanı Ertuğrul Günay, 2010 AKB Ajansı’nın başı Şekip Avdagiç, Ajans’ın yürütücüsü bakanlar, vekiller ve diğer kamu yöneticileri hesap vermelidirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKM, Koruma Kurulu kararları gereğince onarılmalı, önümüzdeki sezona yetiştirilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yurttaşlık hakkını umursamayan AKP ve yandaşları sabrımızı sınamaktan, İstanbul ve ülke halkını aptal yerine koymaktan bir an önce vazgeçmelidirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKM için de sanat üreten sanatçı dostlar, geleceklerine sahip çıkmalıdırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha iki gün önce Parlamento’da ilgili  komisyondan geçen ‘Kütüphaneler, Kültür Merkezleri, Danışma Büroları, Güzel sanatlar Galerileri ve Müzelerin İl Özel İdarelere Devri’ yasasının ardından gelecek olan tasarı, ‘Opera-Bale ve Senfoni’nin özelleştirilme’ yasasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün sanat üretim mekanları kimsesizliğe itilenlerin, yarın meslekleri satılığa çıkartılacak ve uluslararası sanat pazarlamacılarının kirli ellerinde yitip- yok olup gidecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu madrabazlığa göz yummak, bir sorumsuzluk değil ise nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanatçılar, sanat emekçileri, örgütleri ve İstanbul halkı, Kültür Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikası’nın yürüttüğü hukuksal süreçlere dahil olmalıdırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kör düğüm çözülmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-1433142143448280881?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/1433142143448280881/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/06/hesap-sorma-zaman-ataturk-kultur.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/1433142143448280881'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/1433142143448280881'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/06/hesap-sorma-zaman-ataturk-kultur.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-7535239085911843143</id><published>2010-06-28T02:44:00.000-07:00</published><updated>2010-06-28T02:46:03.651-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/TChvQfn5--I/AAAAAAAABJo/kKHX5tSKxQE/s1600/Mad%C4%B1mak...jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 213px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/TChvQfn5--I/AAAAAAAABJo/kKHX5tSKxQE/s320/Mad%C4%B1mak...jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5487758475108416482" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-7535239085911843143?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/7535239085911843143/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/06/blog-post_28.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/7535239085911843143'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/7535239085911843143'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/06/blog-post_28.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/TChvQfn5--I/AAAAAAAABJo/kKHX5tSKxQE/s72-c/Mad%C4%B1mak...jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-1299255763632337023</id><published>2010-06-28T02:43:00.001-07:00</published><updated>2010-06-28T02:43:59.472-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>SİVAS 93 KATLİAMI’NDA YİTİRİLEN SANATÇILAR, AYDINLAR VE YAZARLAR&lt;br /&gt;NHKM’DE ANILACAK.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 Temmuz 1993’te Madımak otelini ateşe veren yobazların yaktıkları; Asım BEZİRCİ, Behçet AYSAN, Metin ALTIOK, Hasret GÜLTEKİN, Uğur KAYNAR, Asaf KOÇAK, Nesimi ÇİMEN gibi 33 sanatçı, aydın ve yazar aynı günün yıldönümü olan 2 Temmuz 2010’da, Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nin bahçe sahnesinde Pir Sultan Abdal deyişleri, şiirleri ve türküleri ile anılacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiyatro oyuncuları, Orhan AYDIN, Metin COŞKUN, Ender YİĞİT, Ayşegül ALPAK, Cansu FIRINCI, Şair Efe DUYAN şiirlerle, Ufuk KARAKOÇ ve Emin İGÜS’ün Pir Sultan ABDAL deyişleri ve türküleri ile katılacakları etkinlik, ‘Sivas 93’ belgeselinin gösterimi ile son bulacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etkinliğe katılan sanatçılar adına yapılan açıklamada;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bu gün katillerin halen elini kolunu sallaya sallaya aramızda dolaştığı gerçeği ile yüz yüzeyiz. Ne kaldı geriye diye bir soru yöneltildiğinde görülen odur ki AKP, Sivas katillerinin koruyucusu, savunucusu, besleyicisi durumundadır. Aradan 17 yıl geçmesine karşın, Madımak otelinin bir ‘İnsanlık tarihi’ müzesine dönüştürülmemiş olmasının asıl nedeni de budur. İçlerinde insan katillerini barındıran bir siyasi parti ne kadar demokrasi ve insan hakları savunucusu olursa, AKP de o kadar demokrasi ve İnsan hakları savunucusudur. Sivas’ta ateşe verilenler bizim canlarımızdır ve hesapları soruluncaya kadar bu acı bu zulüm dinmeyecektir.” denildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Katliamın 17. yılında “NE KALDI GERİYE” adıyla yapılacak etkinlik saat 21.00’da NHKM/ Kadıköy’ün bahçe sahnesinde katılımcılarla buluşacak&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-1299255763632337023?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/1299255763632337023/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/06/sivas-93-katliaminda-yitirilen.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/1299255763632337023'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/1299255763632337023'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/06/sivas-93-katliaminda-yitirilen.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-2252131225888181380</id><published>2010-06-21T12:11:00.001-07:00</published><updated>2010-06-21T12:11:45.424-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Beberuhi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yargıtay ‘Cihaner davası’ ile ilgili kararını açıklayınca anladık ki, beyefendi kendini yargının da başı sanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafasında kurduğu süreç kendi istekleri doğrultusunda işlemeyince,  çıldırıyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim gördüklerimi, tüm ülke yurttaşları da gördü sanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olaydan hemen sonra yapılan AKP grup toplantısında kaşı-gözü-sözü oynamaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gidişle, adam tikler edinecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her konuşmasında, mesela sağ kaşı sürekli inip-kalkan bir başbakan düşünüyorum da, gerçekten komik olurdu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlayacağımız işin çivisi çıkmış ki, bir hiddet bir celallenme demeyin gitsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyefendinin kürsüden lanetlediği yüksek yargının adı 'Yargıtay'dır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya’nın hangi ülkesinde olursa olsun başbakan olarak, bir mahkemenin verdiği kararlarının üstüne çıkıp tepinmek,  kendi ülkesinin yargı güvenliğini, saygınlığını hükümet aracılığı ile ayaklar altına almaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amaç da bu olsa gerek.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ezip-çiğneyip yok etmek, siyasal yandaşlarının gözünde hukuku aşağılamak, küçük düşürmek, hiçe saymak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumu ülke yurttaşları olarak bekliyorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galiba bu yüzden pek şaşırmadık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama, Yargıtay kararının açıkladığı günün gecesi, TV izleyenleri daha büyük saygısızlıklar gördü! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyefendi'den cesaret alan bir dizi ‘Beberuhi’ kılıklı gazeteci- hukukçu- dinci-yobaz-liboş tayfa, büyük korolar halinde aynı nağmeyi dillendirdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bu karar yasalara uygun değil, hukuk çiğnenmiştir.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hele TRT ekranlarında adını, sanını ilk kez duyduğumuz ‘değerli hukukçular’ vardı ki, Yargıtay’ ı  ve  kararlarını yerin dibine geçirme yarışına girdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçlerinden birini yıllardır tanıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ilıcak ailesinin iftihar ettiği ve ülke sağının, gericiliğinin, ırkçılığının bağrına basıp besleyip, büyüttüğü Nazlı Ilıcak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadının ağzından sol’a karşı, Cumhuriyet ve kuruluş felsefesine karşı, kin ve kan damlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyasi geçmişi, eli kanlı, vurguncu, çeteci, kara para aklayıcı ve daha bilmem neci bir sürü şey ile özdeş bu küçük hanım, AKP denince titremeye başlıyor, Recep denenci secdeye varıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi de yüreğinden vurulmuş gibi, inliye inleye bağırıyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bu karar hukuk dışıdır ve AKP'ye karşı alınmıştır, yargı siyasallaşmıştır”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Titrek ve sinir bozucu vurgularla süren konuşmasıyla, kararı alanları infaz edip canlarına ot tıkıyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tehditler savuruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Şimdi birileri seviniyorlar, ama söylüyorum son gülen iyi güler”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu söyleyen bir vekil eskisi-gazeteci-yazar kimliği olan bir yurttaş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aman ne yurttaş! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadi geçmişini tek tek eşelemeyelim üstümüze bir yığın pislik saçılır, ancak yakın tarihle ilgilenenler bu küçük hanımı iyi tanırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merve Kavakçı denen, başı ve beyni türbanlı bir zavallının elinden tutarak, Parlamentoya sokmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çıkan tartışmalarda din bezirgânları gibi nutuklar çekmiş, “türbana özgürlük” eylemlerinin vazgeçilmezi olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gün sığındığı dinci gericiliğin bağrındaki yerini, bir daha sökülüp atılamayacak bir biçimde sağlama almıştı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün de sorunuz, ‘yine aynı şeyleri yapmaya hazır’ olduğunu söyleyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilerde Çalık grubunun gözdesi ve elbette AKP'nin amansız savunucusu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burası tamam bunu anladık da, bu hanım nasıl oluyor da tüm TV tartışma programlarının vazgeçilmezi oluyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem de çoğunlukla Doğan medya grubundaki programların.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortada bir anlaşma filan mı var, yoksa kadıncağız çok mu yetkin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu anlayamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her konuda ‘bilgi sahibi’ belki ondandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de tartışmaları anlamsız laflarla boğma, sönümlendirme, içeriğini öteletme yeteneği var ondandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bana usanç geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı edayla, aynı cümlelerle ve kıt akıl yanıtlarıyla, aynı aşağılama ve hor görme tavırlarıyla bu hanımı ekranlarda görmekten, bir yurttaş olarak utanç duyuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Kolayı var kapat gitsin’ diyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapatmak bir yana, bu gidişle evdeki TV'den olacağım. Parçalamamak için, kumandayı eşimin ellerine teslim ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nazlı kadın AKP için; herkese ve her şeye bağırıp-çağırıp hiddetlenince, bir an bir yolculuk düşüyor aklıma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ustam Tuncer Necmioğlu ile birlikte 2003 yılı Temmuz ayında Antalya’dan İstanbul’a dönüyoruz, bu küçük kadın önümdeki koltukta oturuyor; laf geçirmek için yanıp tutuşuyorum. Onun duyabildiğinden emin olduğumuz, bir sürü vurgun-talan-dolan hikâyesi anlatıp adını kullanıyorum, hiç oralı olmuyor. Bir yandan da ustam beni dizginlemeye çalışıyor. “Sakin ol, orta oyununda dalkavuk karakteri Beberuhi tiplemesini unutma. Sen söylersin o güler, sen gülersin o gürler, adamı sinir eder”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ustamı dinliyor bir an susuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pişkin şey, dönüp Necmioğlu’na başıyla selam veriyor, bana da pis pis sırıtıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl bir sıradanlıkla karşı karşıya olduğumuzu, o gün daha iyi anlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-2252131225888181380?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/2252131225888181380/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/06/beberuhi-yargtay-cihaner-davas-ile.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/2252131225888181380'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/2252131225888181380'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/06/beberuhi-yargtay-cihaner-davas-ile.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-6787520927260952602</id><published>2010-06-14T12:31:00.001-07:00</published><updated>2010-06-14T12:31:13.904-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Oyunun kuralı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiyatro sezonu bitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turnelere çıkan topluluklar Anadolu’da seyircileriyle buluşmaya hazırlanıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkenin önemli bir bölümü tiyatro için çorak, verimsiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İç Anadolu, Güneydoğu ve Karadeniz tiyatro sevgisini giderek yitiriyor! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bölgelere turne yapan topluluklar seyirci bulamamaktan yakınıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yokluk ve yoksulluk arttıkça, çağdaşlığın yerine gericilik ve ırkçılık toplumu kuşatmaya başlayınca, insanlarımız sanat etkinliklerinin izleyeni olmaktan kendiliğinden öteleniyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok değil, daha beş yıl öncesine kadar, her bölgenin atar damarı olan illerde bile seyirci edinmek zorlaştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara, Samsun, Trabzon, Adana, Konya, Diyarbakır bu illerin başında yer alıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marmara, Ege, Akdeniz ve Trakya ise canlı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evine ekmek götürmekte zorlanan emekçiler, yaşamaya dair sevinçlerini, umutlarını çoğaltmak için,  Tiyatro’nun hayatlarına kattığı zenginlikten haberdar olsalar gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yüzden,  ‘iyi oyunlar’ izlemek için fırsat kolluyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı ‘iki kalas bir heves’ yapılan sıradan işleri saymazsak, bu bölgelerde dolaşan onlarca topluluk var ve hemen hepsi buluştukları seyirciden umutlular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşi ayağa düşürenlerden, sıradanlaştırıp basitleştirenlerden, tiyatro sanatının içini boşaltıp anlamsızlaştıranlardan yakınmalar ise dorukta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Yarım ekmek arası bir buçuk bol soğanlı köfte” satar gibi, oyun satma pazarlıkları yapan, yetişkinler için bir oyun’un yanında iki seans da çocuk oyunu’nu akıl almaz derecede düşük rakamlarla pazarlayan bazı tiyatrolar, ‘işin suyunu çıkarmış’ durumdalar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Estetik değerlerin ayaklar altına alındığı, her tür eser hırsızlığının yaşandığı, telif ücretlerinin ve sanatçı paralarının ödenmediği gerçekliği ise, artık kanıksanmayan bir durum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tür tiyatroların patronları da ‘oyun taşımakla’ övünüp, Türkiye’nin ‘en çok turne yapan tiyatroları’ adıyla anırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yükü oyuncuların, yazarların ve seyircilerin sırtına yükleyince ve de işi ucuzlatıp sıradanlaştırınca da dolaş babam dolaş!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ülkede her ucuz ‘mal’ın’ alıcısı vardır. Tiyatroda da olduğu gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gözü kör olası AKP, ve onun insanlarımızın damarlarına kadar yaygınlaştırdığı yoksulluk yüzünden olsa gerek ki iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı ayırt etme duyarlılıklarını yitirmiş bir ülke olduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durum bazı gözü açıklara, gün doğmasına neden oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Ucuz olsun benim olsun’, ne oynanıyor nasıl oynanıyor, ne anlatıyor, nasıl anlatıyor, yapılan şey tiyatro mudur, yoksa bir heves giderme aracı olarak insanlarımızın kullanılması mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların değerlendirmesi yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle olunca da meydan, iştahı giderek kabarmış ve adı ‘dolandırıcıya’ çıkmış organizatörlere, vur-kaç yapmak için ortaya çıkan, bu gün var ama yarın olmayan topluluklara kalıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her defasında sorup duruyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anadolu’da karış karış dolaştığını söyleyen bu topluluklar, sanatçı arkadaşlarımıza ne kadar ödüyorlar, ne kadar telif ücreti veriyorlar, ne kadar vergi ödüyorlar, kaç arkadaşımız sigortalıdır, kaçının iş güvencesi vardır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilinmiyor, bilinmez. Sırdır, saklanır, gizlenir, gerekirse kalem oynatılır, üstü örtülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bakanlık destekleri açıklandığında en yüksek rakam bu beylere verilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilinmez. Orada siyasal cambazlıklar mı döner, yoksa dosyalar savaşında komisyonlar mı ‘öpülür’? Ne olur, nasıl olursa, iş kotarılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakanlık desteği dağıtılmaya başlandığının ilk yıllarında, bu komisyonlara itirazlar çığ gibi yükselmişti. Bazı ilişkiler açığa çıkınca, birileri oralardan kendiliğinden ayrılmak zorunda kalmıştı! Birileri ise, adeta yapışık biçimde halen oradalar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuçlarını birlikte yaşıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünden bu güne bakın lütfen göreceksiniz. ‘İstanbul tiyatro dukalığı’, ‘aslan payını’ almaktan hiçbir zaman geri durmadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırk yıldır aynı sulu zırtlak vodvil oyunların isimlerini, kastlarını değiştirerek oynayanlar, klasik metinleri ters-yüz ederek içine edenler, tiyatro diye sahnelere yatak odası anılarını taşıyıp, tek kişilik cambazlıklar yapanlar, ne suya ne sabuna mantığını yaşam biçimi edinenler, hep birilerinin başının tacı oldular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salonlarını ayakta tutmak için direnenler, yaptıkları oyunların estetik çıtalarından taviz vermeyenler, sanatçılarının haklarını koruyanlar, yazarlarına, çevirmenlerine saygı ile yaklaşanlar ise, hep ötelendiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu günler Bakanlığa başvuruların ilk günleri, yine ortalarda dosyalar uçuşuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen yıl bakanlık fonundan para alıp, perdelerini en az 25 kez açan, kaç tiyatro var bilmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nerede oynamışlar, salon tutanakları var mı? Faturalar kesilmiş mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksa gazete ilanları verilmiş, düzmece tutanaklar düzenlenmiş ve oyunlar ‘oynandı’ gibi mi gösterilmiş?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu önemsiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçimizdeki kirliliğin, pisliğin ayak izlerinden biri de bu olduğu için önemsiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yurttaşların vergilerinden biriken, alınlarının akıyla seyircileri ile buluşup, faturalarını kesip vergilerini ödeyen onlarca tiyatronun yarattığı bir fon söz konusu olduğu için  önemsiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakanlık şimdi yeni bir uygulamanın peşinde!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiyatroların kestikleri faturalarının orijinalini istiyor dosyalarla birlikte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi akla hizmet bilinmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bununla neyi önleyecek o da bilinmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiyatroların mağdur olacağı ise açık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarın herhangi bir denetim yapıldığında, ‘Orijinal faturalar bakanlıkta kusura bakmayın’ mı denecek?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dileriz bu duruma düşülmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu işin sonu yok. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alanı kirleten ‘tiyatro esnafları’, defterlerini dürüp dükkanlarını  kapatmadığı sürece, içimizdeki kir yıkanmadığı sürece, fatura ve tutanak sahtekarlığı bitirilmediği sürece bu tür bürokratik önlemler çözüm üretmez, aksine işi zorlaştırır..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakanlıktaki komisyon gerçek tiyatro adamlarından, yaratıcılarından oluşmadığı; o fon hak edenlere hakça dağıtılmadığı; siyasi kollamalar çıkarlar ötelenmediği sürece, o devenin boynu da hep eğik kalacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hırsızlar hırsız kalacak da, gerçek yaratıcılar bağırıp-çağırıp sonunda bu kirli sisteme, şimdi olduğu gibi esir mi düşecekler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertuğrul Günay’ın istediği bu mudur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki kim kıracak,  bu pis oyunun pis kurallar zincirini?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydinqgmail.com.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-6787520927260952602?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/6787520927260952602/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/06/oyunun-kural-tiyatro-sezonu-bitti.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/6787520927260952602'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/6787520927260952602'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/06/oyunun-kural-tiyatro-sezonu-bitti.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-3290625865227371549</id><published>2010-06-07T14:23:00.000-07:00</published><updated>2010-06-07T14:24:35.896-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/TA1jgudecWI/AAAAAAAABJc/Umlh9Ok4MJo/s1600/ygsbk_a3.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 226px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/TA1jgudecWI/AAAAAAAABJc/Umlh9Ok4MJo/s320/ygsbk_a3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5480145735458386274" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-3290625865227371549?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/3290625865227371549/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/06/blog-post_07.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/3290625865227371549'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/3290625865227371549'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/06/blog-post_07.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/TA1jgudecWI/AAAAAAAABJc/Umlh9Ok4MJo/s72-c/ygsbk_a3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-8756820750699398314</id><published>2010-06-07T11:25:00.001-07:00</published><updated>2010-06-07T11:25:38.258-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Alan da memnun, satan da…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mavi Marmara, Sarayburnu önünde  demirlerdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaz aylarında Avşa ve Marmara Adası’na tatile giden İstanbulluları taşırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim de bir çok kez yolculuk ettiğim oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yolculuklarında aşklar, umutlar, sevinçler, hüzünler karışırdı birbirine. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marmara’nın serin sularına kavuşmak için dişinden tırnağından artıran, İstanbul emekçilerinin gemisiydi Mavi Marmara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akdeniz’de uluslararası sularda, ‘yardım’ malzemesi’ ve ‘gönüllülerle’ dolu iken, İsrail tarafından katliam uygulanarak ‘ele geçirilen’ bu gemi, nasıl odu da İHH’nın malı oldu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP’li Büyük Şehir Belediyesi kuruluşu İDO’nun demirbaşı olan Mavi Marmara, hangi şartname ile nasıl bir ihale yöntemiyle satıldı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Detayları karmakarışık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama sonuç şu ki, Ocak 2010’da ihale edilen gemi ‘alıcı bulmayınca’ Mart 2010’da 1 milyon 800 bin dolara, ilk ihale bedelinden 450.00 TL daha ucuz bir rakama, hem de ‘gizli zarf usulü’ ile İHH denen kuruluşa devredildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu rakam, Mavi Marmara’nın 1.100 kişilik yolcu kapasitesini, teknik özelliklerini ve maliyetini düşündüğümüzde sudan ucuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuçtan alan da memnun, satan da!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ‘sivil toplum kuruluşu’ olduğu söylenen İHH, bu miktarda paraya nasıl, nereden sahip oluyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilinmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bilinenler var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İHH, AKP ile göbekten bağlı kadroların  girişimi, desteği ile kuruldu ve  yaşatılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İHH yüze yakın dinci örgüt ve vakfın çatı örgütü olan Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı’nın  (TGTV)  üyelerinden biridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu Vakfın kurucuları arasında kimler yok ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Faysal Finans’ın Türkiye’deki kurucusu ve ortaklarından Ahmet Tevfik Paksu, Eski Milli Türk Talebe Birliği Başkanlarından Rasim Cinisli, AKP’li Eski Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun, AKP Genel Başkan Yardımcısı ve eski İç İşleri Bakanı Abdülkadir Aksu, Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, kapatılan RP’nin Eski Kültür Bakanı İsmail Kahraman (nam-ı değer ‘takunyalı’), AKP eski İstanbul Milletvekili Nevzat Yalçıntaş, Al Baraka Özel Finans Kurumu’nun ilk ortaklarından Korkut Özal ve eski iş ortağı Hasan Kalyoncu, Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve elbette TGTV bağlı olduğu bilinen Birlik Vakfı’nın kurucuları arasında Recep Tayyip Erdoğan vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine TGTV üye olan İlim Yayma Cemiyeti’nin üyeleri arasında Hayati Yazıcı, Eski Çankırı Milletvekili Hikmet Özdemir, Dayanışma Vakfı eski Sakarya Milletvekili Süleyman Gündüz,, Ankara Kültür ve Eğitim Vakfı’ndan Ali Yüksel Kavuştu, Elazığ İlim ve Hayra Hizmet Vakfı’ndan eski Elazığ AKP Milletvekili Zülfü Demirağ, Gençleri Evlendirme ve Mehir Vakfı’ndan AKP eski Konya Milletvekili Halil Ürün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bir bağlantı daha: İHH’nin bugünkü mütevelli heyetinde yer alan aynı zamanda Mazlum-Der Genel Başkanı olan Makine Mühendisi Ahmet Faruk Ünsal da, bir dönem önce AKP’den Adıyaman Milletvekili seçilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu isimlere bakınca, Mavi Marmara gemisinin kimlere güzellendiğini anlamak zor olmasa gerek!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada ‘Gazze ablukasını kırmak’ adına Avrupa, Asya, Amerika, Afrika demeden dolaşıp destekler arayan; Abdurrahman Dilipak ve Şanar Yurdatapan’ı  unutmamak gerek!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu iki ünlü ‘elçi’, kimlerden destek aldı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi kuruluşlardan, kişilerden, şirketlerden, örgütlerden ne kadar para toplandı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu  beylerin 6 ay süren ‘büyük destek gezisi’nin’ bütçesini kimler karşıladı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilinmiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gezilen ülkelerde yapılan üst düzey görüşmeler, konaklamalar, uçak seferleri hayli yüklüce bir miktar olsa gerek!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İHH Başkanı, “Dünya’nın 120 ülkesi’nde örgütlü” bir yapılaşmadan söz ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence bu açıklama, AKP’nin ve ona bağlı gibi çalışan tüm dinci dernek, vakıf gibi yapıların, nerelerden neler devşirdiğinin kanıtından başkaca hiç bir şey değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İHH örneğinde görüldüğü gibi, ‘sivil örgüt’ de olsa, arkasına T.C desteğini alan bir dinci-gerici Vakıf, adeta tüm dünyayı fethe çıkmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul’da cenaze törenlerinde gördüğümüz resim, bu yüzden beni şaşırtmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önde İstanbul Valisi, Emniyet Müdürü, Hükümet adına Egemen Bağış ve Mavi Marmara Gemisi’ni İHH’ya güzelleyen Belediye Başkanı Kadir Topbaş arkalarındaysa ‘tekbiiiirrrr’ diye ünleyen,  şeriat çığlıkları savuran çoğul.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydinagmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-8756820750699398314?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/8756820750699398314/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/06/alan-da-memnun-satan-da-mavi-marmara.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/8756820750699398314'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/8756820750699398314'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/06/alan-da-memnun-satan-da-mavi-marmara.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-4856676531809384667</id><published>2010-06-05T14:12:00.000-07:00</published><updated>2010-06-05T14:13:55.729-07:00</updated><title type='text'>YAŞAMAK GÜZEL ŞEY BE KARDEŞİM</title><content type='html'>&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-4856676531809384667?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/4856676531809384667/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/06/yasamak-guzel-sey-be-kardesim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/4856676531809384667'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/4856676531809384667'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/06/yasamak-guzel-sey-be-kardesim.html' title='YAŞAMAK GÜZEL ŞEY BE KARDEŞİM'/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-4689751553002662518</id><published>2010-05-31T12:38:00.000-07:00</published><updated>2010-05-31T12:39:04.219-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Katil…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Kana kan intikam” naraları ile büyüttü kendini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Vatan’nın ve milletin bölünmez bütünlüğü” düzmecesinin arkasında kurdu kanlı pusularını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Komünistler Moskova’ya” diye ulumaktan nefesi tıkanır, sesi düşerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm ‘faili meçhul’ katliamların ardında onun adı vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm katiller gibi; uçan kuştan, esen yelden, sabah güneşinden, aydınlık gökyüzünden korktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karanlığı sevdi hep.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kör karanlıklarda kurdu kahpe  pusularını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görmek istiyorsanız bir katilin cinayet kokan yüzünü, fotoğraflarına bakın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korkak bir kin gizlidir bedeninde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık aramızda dolaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakarsınız bir gün bir üniversite avlusunda çıkar karşınıza.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sokağınızda, iş yerinizde,  bir fabrika avlusunda yada bir sabahın kuytuluk beyazında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine tepeden tırnağa kin, tepeden tırnağa nefret, gözlerini dikip bakar gözlerinize.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan kanına susamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deli göz bebekleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bir yurtseverseniz, devrimciyseniz  basar tetiğe.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir değil, bin kez ateş eder yüreğinize.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye İşçi Partisi (TİP) üyesi yedi devrimci  kardeşime kurşun yağdırıp kan kusarken, dualar etmişti Allah’ına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi de öyle yapıyordur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dönüp yüzünü kıbleye, dualar ediyordur kelepçelerini çözen mahkemelere, savcılara, yargıçlara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dualar ediyordur, “ülkücü camianın ağabeylerine”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafa tokuşturup el pençe divan duruyordur, Susurluk ta kamyon altında kalan namussuzluğa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa ellerindeki kanı, titrek yüreğindeki kini, nefreti, halk düşmanlığını  temizlemez dualar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey insanoğlu, hangi ülkede vardır insan katliamından mahkum edilip, yedi kez idam cezası yiyen bir katilin ortalara salınması?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi ülkede vardır, bir ölüm makinesinin göz göre göre affı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi ülkede vardır yargının, katili koruması?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi dikkat et ey insanoğlu, martı kanatlarının özgürlük için çırpmasından bile korkan bir faşist, aramızda dolaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı gökyüzünün altında aynı havayı soluyoruz.!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adı: Hâluk Kırcı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adı kin,adı nefret, adı cinayet, adı ölüm, adı katil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oaydinoaydin@gmail.com.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-4689751553002662518?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/4689751553002662518/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/05/katil-kana-kan-intikam-naralar-ile.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/4689751553002662518'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/4689751553002662518'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/05/katil-kana-kan-intikam-naralar-ile.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-8057551084732350812</id><published>2010-05-26T16:41:00.000-07:00</published><updated>2010-05-26T16:42:43.765-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S_2x58nL-DI/AAAAAAAABEs/aGjZBUfYM2Q/s1600/Davetiye1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 105px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S_2x58nL-DI/AAAAAAAABEs/aGjZBUfYM2Q/s320/Davetiye1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5475728331033540658" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-8057551084732350812?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/8057551084732350812/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/05/blog-post_26.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/8057551084732350812'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/8057551084732350812'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/05/blog-post_26.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S_2x58nL-DI/AAAAAAAABEs/aGjZBUfYM2Q/s72-c/Davetiye1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-8258898916687385586</id><published>2010-05-26T16:28:00.000-07:00</published><updated>2010-05-26T16:29:05.729-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>NÂZIM OYUNCULARI, NÂZIM USTAYI ÖLÜMÜ’NÜN 47. YILINDA NÂZIM’IN SÖZCÜKLERİ İLE SELAMLIYOR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAŞAMAK GÜZEL ŞEY BE KARDEŞİM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             NÂZIM OYUNCULARI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAZAN  NÂZIM HİKMET&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OYUNLAŞTIRAN  METİN COŞKUN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YÖNETEN  ŞAKİR GÜRZUMAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YÖNETMEN YARDIMCISI  EYLEM ŞAFAK AYDIN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IŞIK TASARIMI  YÜKSEL AYMAZ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SES-EFEKT  ERSİN ERHAN AŞAR&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;DEKOR-KOSTÜM  ERHAN ALABAŞ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DESENLER  ABİDİN DİNO&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FİLM TASARIMI  SEMİR ASLANYÜREK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OYUN FOTOĞRAFLARI  ÇERKES KARADAĞ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IŞIK UYGULAMA ALEV TOPAL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SAHNE AMİRİ CANSU FIRINCI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TEKNİK BERAN SOYSAL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OYNAYANLAR   METİN COŞKUN / ORHAN AYDIN / AYŞEGÜL ALPAK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“…TEK AÇ İNSAN KALMAYACAK…TEK İŞSİZ YOK. OKUMA YAZMA BİLMEYEN DE YOK. PATRONDU, İŞÇİYDİ, KÖYLÜYDÜ, POLİSTİ, JANDARMAYDI  YOK. SENDEN KORKU BENBEN KORKU DA YOK. ÇALIŞ İSTEDİĞİN KADAR. YE, İÇ, OKU, YAZ KEYFİNE BAK İSTEDİĞİN KADAR. &lt;br /&gt;HAY ANASINI OLACAK BU İŞ, YALNIZ BİRAZ TEZ OLSA…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NÂZIM HİKMET’İN AYNI ADLI ROMANINDAN OYUNLAŞTIRAN YAŞAMAK GÜZEL ŞEY BE KARDEŞİM, USTA’NIN OTOBİYOGRAFİK YAŞAM ÖYKÜSÜNDEN KESİTLER İÇERİYOR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OYUN İLK GÖSTERİMİ İLE, 3 HAZİRAN PERŞEMBE SAAT 21.00 DA NÂZIM HİKMET KÜLTÜR MERKEZİ BAHÇE SAHNESİ’NDE, 9 HAZİRAN ÇARŞAMBA SAAT 20.30 DA MALTEPE TÜRKAN SAYLAN KÜLTÜR MERKEZİ’NDE VE TÜM YAZ BOYUNCA, ANADOLU DA TİYATRO SEVERLERLE  BULUŞACAK.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Organizasyon:&lt;br /&gt;Hasan ÖZKAYA 0532 251 83 82 hasanozkayaorg@gmail.com&lt;br /&gt;Orhan AYDIN 0543 614 01 08 oaydinoaydin@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542945577910250076-8258898916687385586?l=anlamakgideni.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/feeds/8258898916687385586/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/05/nazim-oyunculari-nazim-ustayi-olumunun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/8258898916687385586'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542945577910250076/posts/default/8258898916687385586'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anlamakgideni.blogspot.com/2010/05/nazim-oyunculari-nazim-ustayi-olumunun.html' title=''/><author><name>ORHAN AYDIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01000007837616595095</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AYdBGS4ZIkA/S2BiK3nm8HI/AAAAAAAAAw8/_rfg2lm6T2w/S220/TURMAN%C4%B0ZE+K%C3%96Y%C3%9C...35+YIL+SONRA.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542945577910250076.post-7581133833303224367</id><published>2010-05-24T15:40:00.001-07:00</published><updated>2010-05-24T15:40:52.745-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Meraklısına duyurulur…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabahın kör karanlığında Zonguldak-Kilimli’de, Karadon maden ocağının kapısında otuz can, alınlarında ferleri sönmüş birer ışık, giriverdiler yerin yedi kat altına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmiyorlardı, alacakaranlıktaki sessizliğin hinliğini, gülüşlerinin kör düğüm olmasının nedenlerini, bilmiyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salınıyorlar bir kara sabahın bağrından, bir derin karanlığın böğrüne.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maden ocağının yedi kat derinliğinde, soğuk bir tabutluk gibi hayat.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elleri, gözleri, yürekleri kömür karasına bulanmış, nefes alışları titrek, dilleri lal.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havada can korkusu ve kara toz bulutu gibi yaşama tutkusu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sesler çoğalıyor birden, yerin yedi kat dibine doğru çöküyor dünya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı anda, kapkara bir uğultu kuşatıyor yurdumun üstünü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maden ocağının kör derinliğinde otuz yürek, iniltilerle susuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son hıçkırıkları nasıldı acaba, hangi eller uzandı birbirine, hangi gözler baktı o kahpe ıssız karanlığa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi umut ışığı arandı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Hangi can hangi can’a tutundu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birden büyük bir yalnızlıkla örtüldü göz bebekleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Simsiyah bir kimsesizlik yığıldı tüm bedenlerin üstüne.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dışarıda susuverdi dünya, susuverdi hayat, susuverdi insanlık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnleyen ağıtlara karşılık, vaazlar çekildi maden ocağının önünde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Utanmadan, arlanmadan, otuz can’a yüklendi suç!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Bakan, bir başka Bakanın elini sıkarken, Başbakan ünledi kürsüden, “Bu bölge insanı alışkındır buna, bu tür olaylar çok olur. Bu bir kaderdir, elden ne gelir?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalabalığın yüreklerinde, umut karası bir hınç çoğaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmet, bir kömür parçasını sımsıkı kavrayıp, avazı çıktığı kadar bağırdı. “Defolun buradan, şeytan görsün yüzünüzü”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kara tuhaf eller, ağzını kapatıyorlar Mehmet’in.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Susturduk sanıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalabalığın öfkesi kabarıyor, gözyaşları zifiri bir siyahlık gibi düğümleniyor boğazlarında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göçük altındaki taşeron işçisi İsmet’in Annesi Fadime Ana, acılar içinde kıvranara
